"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Güncel
      Haber
      Okuyucu Köşesi
      Tarihçe
      Yazarlar
      Arşiv
      Resim Galerisi
      MP3 Bölümü
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   GÜNDEM  

22 Mart 2004

Denktaş niçin   gitme-me-li?

Fuat VEZİROĞLU

Volkan Gazetesi

Gitme-me-li, çünkü:
         Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e Kıbrıs konusunda güvenmek mümkün değil. Şimdiye kadar verdikleri hiçbir söze sadık kalmadılar, milleti ve Kıbrıs Türkü'nü aldattılar. Başbakan Erdoğan 15 Kasım 2003 tarihinde Lefkoşa'da çektiği "kahramanlık nutku"nda ne dediyse tersini yaptı. Abdullah Gül'ün söylem ve eylemleri bir çelişkiler yumağından ibaret, altı üstünü, üstü altını tutmuyor, dün başka, bugün başka, yarın başka söylüyor.
         Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, tribünlere söyledikleri hamasi sözler bir yana, altında kendi imzaları bulunan MGK kararlarına bile bağlı kalmadılar. Ankara'da başka konuştular, Davos'ta ve New York'ta daha başka.
Başbakan Erdoğan, Ankara'da "olmazsa olmazlarımız var", Davos'ta Kofi Annan'a "herşey olur" diyerek Annan planına teslim oldu. Lefkoşa ve Ankara'da başka, Davos ve New York'ta başka bir Erdoğan gördük. Sanki birinci Erdoğan Türkiye'nin, ikinci Erdoğan Patagonya'nın başbakanı idi.
Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül artık belli oldu ki "olmazsa olmaz" hikayesinde samimi değiller, bunu tribünlere söylüyor, kafalarında başka niyetler taşıyorlar. O niyet ise, hamasi nutukların örtüsü altında Annan planına mevcut haliyle veya kozmetik değişikliklerle teslim olmaktır. Denktaş'ı New York'a gitmeye bunun için zorladılar, İsviçre'ye de bunun için götürmek istediler.
         AK Parti senaryosu şöyledir:
"Dostlar alış verişte görsün kabilinden görüşme yapalım. Denktaş'ı kandırabilirsek Kıbrıs'ı onun imzasıyla verelim. Denktaş direnirse son karar Kofi Annan'a kalsın. Birkaç cılız düzeltmeyi büyütüp millete "zafer" diye yutturalım. Referandum olsun. Adamlarımızı ve militanlarımızı Kıbrıs'a göndererek sandıktan EVET çıkaralım. Sonra Türk milletine dönüp "halk iradesi böyle çıktı, buna saygı göstermeliyiz" diyelim. Baskı altında sağlayacağımız neticeyi Kıbrıs Türkü'nün iradesi olarak gösterelim. Kıbrıs'ı satalım, fakat biz satıcı olarak görünmeyelim, müzayedenin tellalı ya Denktaş olsun ya da Kıbrıs Türkü. Böylece Kıbrıs'ı sattığımız halde satmamış gibi görünür, milletin hışmından kurtulmuş oluruz."
         Siz hiç Başbakan Erdoğan veya Dışişleri Bakanı Gül'ün ağzından şu sözlerin çıktığını duydunuz mu:
"Olmazsa olmazlar olmazsa Kıbrıs Türk halkına referandumda HAYIR demesini söyleriz, hatta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde biz de kabul etmeyiz".
Bunu hiç söylemediler, söyleyemezler ve söylemeyecekler.
Gül'ün ikide bir tekrarladığı şudur:
"Referandumda halk kendi kaderini tayin edecek".
Ne demek bu?
"Halk kendi kendini satsın ki biz ortada görünmeyelim."
Bu satışı hızlandırmak için, tıpkı 14 Aralık seçiminde olduğu gibi, AK Parti milletvekilleri ve militanları Kıbrıs'a gelip EVET kampanyası yapmak üzere hazır kuvvet olarak zaten bekletilmekte.
Meclis Başkanı Bülent Arınç bile -ki Kıbrıs'a geldiği zaman o da hayli kahramanlık nutukları çekmişti- daha geçende şunu söylemedi mi:
"Referandum sonucu, TBMM'nin kararı üzerinde etkili olacak".
Sen, adamlarını Kıbrıs'ı gönderip halk iradesini saptırmak için her türlü oyunu oynayacaksın, sonra alacağın neticenin üstüne yatıp sütten çıkmış ak kaşık numaralarına tevessül edeceksin.
Siz çok akıllı, biz ise bu oyunu göremeyecek kadar aptal. 


* * *
         Denktaş, İsviçre'ye gitmemeli, çünkü. Memedali Talat dahi -aynen Başbakan Erdoğan gibi- aynı tuzak peşindedir.
Buluşalım, görüşelim, öpüşelim, koklaşalım, bundan bir sonuç çıkacağı yok, son fetvayı Kofi Annan versin, biz de buna teslim olalım.
"Görüşürüm, değişiklik olursa olur, olmazsa planı aynen kabul ederim" diyen bizzat Talat değil miydi?
O halde görüşmeğe, İsviçre'lere koşmaya ne gerek, aynen kabul ettiğini söyle, bu iş bitsin, hem böylesi daha dürüst olmaz mı? Sonra sen bunu açıkladıktan sonra Rum sana neden taviz versin ki? Senin Annan Planı'na kayıtsız şartsız teslim olacağını bilen adam seninle niye müzakereye girsin ki?
"Olduğu gibi kabul ederim" diyen adamın "olmazsa olmaz"ları masalına kim kulak asar ki?
Memedali Talat da -aynen Başbakan Erdoğan gibi- olmazsa olmaz meselesinde samimi değildir, bu konuda tribünlere oynamaktadır.
         Her ikisi de Annan planıyla KKTC'yi yıkmaya, ikinci Sevr Muahedesi'ne teslim olmaya hazır ve teşnedirler.
         İkisi de Cenevre'den bir cenaze getirmek istiyor.
Ve istiyorlar ki cenazenin bir ucunu da Denktaş tutsun.
Ve istiyorlar ki Kıbrıs Türk halkına ve Türk milletine hesap verme günü geldiğinde Denktaş'ın arkasına saklansınlar. Denktaş'ın arkasına saklanmadıkça milletin hışmından kurtulamayacaklarını biliyorlar.


* * *
         Denktaş Cenevre'ye gitmez, gidemez ve gitme-me-li.
Giderse, ulusal cephede çatlamalar olur. Biz, 2002 yılı Kasım ayından beri, yemeyi içmeyi unutarak, gündüzü geceyi birbirine karıştırarak, uykuyu, evi-barkı boşlayarak bunun için mi kavga verdik?
Biz, 1958'lerde, bayrak ve tabanca üstüne yemin vererek bunun için mi kendimizi Türk milletine adadık?
         Biz, Türk askerini Kıbrıs'tan postalamak, Türk bayrağını gönderden indirmek için mi 40 yılın çilesine katlandık? Rıza Vuruşkan'lara, Kenan Coygun'lara, Necmi Erce'lere ne deriz sonra? Hayatta olanlara merhaba demeğe, hayata veda eden komutanlarımızın kabrine gitmeğe yüzümüz mü kalır? Ulus Ülfet'lere, Hüseyin Ruso'lara nasıl hesap veririz?
Kabirlerinden doğrulup suratımıza tükürmezler mi?
Biz, Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Memedali Talat'ların en sonunda ulusal davayı Kofi Annan limanına demirleme niyetinde olduklarını, geri kalan her şeyin bir oyun ve aldatmacadan ibaret olduğunu göremeyecek kadar aptal mıyız?
Biz bu zillete katlanacak kadar utanmaz mıyız?
Öldük mü be?
Üzerimize ölü toprağı mı döküldü?


 

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |