|
22 Ekim
2004
TÖRENLER VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Av. Tuncer AKTAŞ
Ulusal Bayramlarla ilgili törenleri izlediğimde ;
ülkemizde kurtuluş savaşının zorlukları
içerisindeki günleri hatırlarım. Kurtuluş
savaşının ve o günleri yaşamanın zorlukları
içerisinde zaferi kazanan komutanların başarıları
karşısında ulusal bilincimizin nasıl böylesine
büyük olayları gerçekleştirdiğini düşünür,
saygıyla bu insanlara bir kez daha hayranlığımı
tekrarlarım.
Günümüzde artık böyle ulusal günlerle
ilgili törenlere ilgi de azıldı. Çocukluğumuzun
milli bayramlarında, bayram yerine kent halkı
coşkuyla koşar, tören geçişi yapan askerleri
coşkuyla alkışlarlardı. Yaşanan olayların etkisi
ile ulusal bilinç düzeyimizde hızla aşağılara
düşmüştür. Sonucunu törenlerdeki coşkusuzlukla
görüyor ve üzülüyoruz.
Ülke tamamen yabancı filmlerinin, yabancı
dille yazılmış orijinal nitelikli sayılan vurdulu-kırdılı
bilgisayar oyunlarının istilasına uğramıştır.
Çocuklarımız Amerikan güdümünde
hazırlanan, tamamen cinayet ve şiddet kokan bu
filmleri izleyip, kendileri de bilgisayarlarda
oynarken birer Amerikan Vatandaşı olduklarının
farkına dahi varamıyorlar. Milli Eğitim Bakanlığı
yöneticileri sadece Milli ve Manevi değerlerle
ilgili nutuklar atmaktan başka hiçbir sonuca
varıcı eylem ve proje ortaya koymuyorlar. Gündem
basit olaylarla geçiştiriliyor.
Tatil yerlerinde Türkçe Müzik, Türkçe
isimli otel, lokanta, kahvehane bulmak imkanı
yoktur. Düzenlenen eğlence gecelerinde yabancı
insanlara sunacağımız kendi müziğimiz ve
folklorumuz beklenirken ülkemizi ziyarete gelen bu
insanların devamlı dinledikleri kendi müzikleri
ile onları coşturmaya çalışıyoruz. Halbuki değişik
bir şeyler bulma arzusu ile gelen bu insanlar
ülkelerindeki yaşadıkları ve devamlı duydukları
kendi müzik ve eğlence ölçütleri içerisinde
kalınca ilgileri bile yapılan bu tür törenlere
çekilmiyor. Her alanda çürümüşlük toplumu sarmış
her parçasını koparıp, götürmektedir. Milli dil
unutulmuş, ortak değerler tamamen yok edilmiştir.
Bu bilinçli bir çalışmanın ürünü olduğundan hiç
kimsenin sesi dahi çıkmamakta, politikalar bu
yozlaşma üzerine oturtulmaktadır.
Bir an beni bu düşüncelere götüren ulusal
birliğimizin sembolü olan törenlerden ayrılıp,
birde gösteri törenlerine bakmalıyız.
Büyük bir kentin belediye başkanı
tatilini geçirmek için doğduğu ilçesine veya
beğendiği bir tatil beldesine giderken
kentimizden tesadüfen geçmeye görsün. Kenti
yöneten insanlar kuyruğa girerek geçici misafire
törenler düzenleyip, plaket verme yarışına
giriyorlar. Bu gösteri törenleri gazetelerde
önemli birer olaymış gibi veriliyor.
Plaketi alan önemli kişi hep alıştığımız
birkaç sözcükle teşekkürlerini bildiriyor,
alkışlarla tören bitiyor.
Bu da olayın başka bir yönü olsa gerek.
Önemli sayılan kişiye yapılan bu iltifat törenleri
biraz da çıkar amaçlı toplantılar olmuyor mu ?.
Erzurum bu günlerde böylesine boş ve
anlamsız törenleri hemen her hafta yaşamaktadır.
Bizi yönetenler böylesine boş törenlerde zaman
geçirip, tüketeceklerine ilin sorunları ile
ilgilenip, ortaya çıkardıkları yeni eserlerin
açılışında veya kente yaptıkları hizmetin
töreninde kendilerini bulsalar, daha faydalı
olacaktır. Sanıyorum.
Yozlaşmanın boyutları çeşitli yönlerde
kendisini hızla geliştirip, büyüterek toplumu
yutmaya devam etmektedir. Her hafta karamsar bir
şeyler yazmaktan çokta zevk almıyorum, ama
yaşadığımız günlerde bulunduğumuz çevrede ne yazık
ki, iyimser bir şeyler görmek çok zor…
-
Geri -
|