|
23 Ocak
2004
Ülkemin Aydınları ve Tarım
Tuncer BEYBAĞA
Geçen haftalarda Efemçukuru köyünü ziyaret eden
çevreci bir aydın grup, köy kahvesinde “ekolojik
tarım” konusunda bilgi vermişler. Aksi halde
Ürkmez Barajı’nın suyunun kirleneceğini,
tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini,
yanlarında götürdükleri yazılı basın mensupları
vasıtasıyla kamuoyuna duyurdular.
Diyeceksiniz bunda ne var? Bak ne güzel.
Diyeceksiniz bunda ne var? Bak ne güzel. Bu
sebeple de olsa toplumumuzun aydınları halkımızla
kucaklaşmışlar! Güzel olmasına güzel de… Benim
anlayamadığım iki sebep var; Birincisi; maksat
halkı aydınlatmaksa, önce gidilecek yöreyi
tarımıyla ekonomik yapısıyla, coğrafyasıyla iyice
etüt etmek lazım. Bu köyde bir kere organik tarım
yapılacak bir karış arazi yok, her tarafı dağlık,
yamaç, bir tek gelirleri de üzüm, bağcılık Onu da
zaten 80 yıldır doğal olarak, hiçbir yabancı tarım
ilacı kullanmadan yapıyorlar. Bu insanlar ne
insectist ne de herbist, ne de fungusit (Tarımdaki
ot, böcek öldürücü vb. ilaçlar) biliyorlar.
Kullandıkları babalarından beri gördükleri bir tek
doğal kükürt, onun da kullanış miktarı doğal
yapıyı bozmaz. İkinci sebep ise hedef İzmir’in
içme suyunun korunması ise, o zaman gidilen yer
yanlış, şu an suyunu içtiğimiz Tahtalı baraj
gölünün altında kalan eski Bulgurca’nın evlerinin
foseptikleri ne oldu? Önce onu incelemek lazım
değil miydi?
Nil Örneğine Dikkat
Şimdi baraj gölünün etrafındaki 252,1 hektarlık
alan ağaçlandırılıyor. Buraya dikilen ağaçların
cinsi suyun PH’nı (asit derecesi) bozar mı?
Kökleri suyu kirletir mi? Yaprakları, pürleri suyu
bulandırır mı? Bu ağaçlarda yaşayan mantar, spor,
keseli kurt gibi canlılar suyun tadını kimyasını
yok eder mi? Medeni ülkelerdeki tüm kurum ve
kuruluşlarında öncelik insan hayatıdır. B sebeple
de yaşam hakkına zarar verecek olasılıkların hepsi
önceden incelenir. Mısır’da bile Nil nehrinden su
içen yerleşim yerleri, köylere zarar gelmesin diye
Moringa ağaçları Nil nehir kenarına dikilmiştir.
Çünkü bu ağaçların kökü suya döküldüğü zaman, suyu
mikroplardan sterilize ediyor. Moringa ağacı
tohumlarının 100 gramı bir litre suyun içindeki
pislikleri dibe çökertip %99 oranında bakterilerin
ölmesini sağlıyor. Böylece çok pahalı olan su
temizleyici Amonyum Sülfatlı yöntemlerden de
kurtarmış oluyor. Bu ağaç aynı zamanda bir
Farmoloji harikasıdır.
Çünkü diyabet, yüksek tansiyon ve anemi
hastalıkları için kullanılan bazı ilaçlarında hama
maddesi de sağlıyor.
Köylü Bedel Ödememeli
Zaten insanlar teknolojiyi geliştirirken, doğayı
çok iyi araştırsalar kainatın nizam ve
intizamındaki mükemmeliyetini anlasalar, Yüce
yaradanın bize yaşam için sunduğu bu alemi
böylesine kirletip yok etmek için yarış ederler
miydi? Ormanları yakıp, kesip, ekolojik sistemi
bozarlar mıydı? Sanayi tesislerinin atıklarını
şuursuzca doğanın güzelliklerinin içine deşarj
ederler miydi? Herkesin güzü ancak sahipsiz
köylüye, çiftçiye yetiyor. Bu ülkenin ziraatçısına
bugüne kadar sahip çıkmayanlar; aksine onların
babadan bildikleri doğala ziraatın yanlış olduğunu
söyleyerek bugünkü Hibrit tohumlu Pestisit atıklı
(kimyasal ,ilaç artıklı) ürünlerin mahsul olarak
elde edildiği tarımın ülkemize getirilmesine sebep
olanlar; Bu yanlışların yurdumuza getirilmesinde
törenler düzenleyenler; asıl suçlu onlardır.
Oturduğu kahveye cebinde ödeyecek çay parası dahi
olmayan, çiftçisine, işçisine bu bedelin
ödettirilmesine artık seyirci kalmayalım.
Bu ülkenin insanın vergileriyle yapılan okullarda
eğitilerek aydın olanlar. Bu ülkenin parasıyla
yurtdışında master yapanlar, şimdi ülkeye ve
insanına bu borcu ödeme zamanıdır.
-
Geri -
|