|
24
Aralık 2002
Yüz
Mustafa
Yıldırım
"Yüz"
deyince, "Kızaran yüz" akla gelir...
"Yüz" deyince, "Gülen yüz"
de akla gelir. "Yüz" çeşit çeşittir.
Adam, cinayet yerine gelmiş. Haber şu: "...
suikast yerine gelip inceleme yaptı."
Sanırsınız ki, adam cinayet dedektifi. Neyi inceliyor,
inceleyince ne yapıyor, orası bilinmiyor. Her
cinayetin ardından gelip inceliyor...
Hemen bir kameranın karşısına geçiyor: "Kınıyorum!"
diyor. Neyi kınadığı belli değil!
Öldürülen, yabancı devletlerin, yabancı partilerinin
yurdumuza gelip yasadışı olarak şubeler açtıklarını,
etnik ayrıştırmaya yardımcı olduklarını yazmış.
"Kınayıcı"nın partisiyse o yabancı devletin,
o yabancı partilerin örgütlerinden biriyle partisinin
gençlerinin eğitildiğini unutuvermiş!
"Kınayıcı"nın partisinin en üst yetkilileri
Almanya'ya gitmişler; hem de o yabancı partinin
o yabancı örgütünün ayırttırdığı uçak biletleriyle.
Öldürülen, yabancı Hristiyan örgütlerinin yurdumuza
sızdığını, açıktan misyonerlik yaptıklarını yazmış.
"Kınayıcı" o Hristiyan örgütün maske
kuruluşlarının toplantılarına iki kez katıldığını
katılmış!
"Kınıyor," işte!
***
"Çok yakın arkadaşımdı!" diyor.
"Umarım kötü şeyler olmaz," diyor.
"Bu demokrasimize sıkılmış..." diyor.
Yabancı vakıfların, "think-tank" yani
"güvenli odalar"ın yurdumuzda "çok
kültürlülük" adına etkinliklerde bulunduğunu
anlatan bildiriyi hasıraltı ettirmiş, başında
bulunduğu dernek bu konularda kılını kıpırdatmamış.
Ama adam çıkmış öldürülen için "arkadaşımdı"
diyor.
Yabancı vakıfların Amerikanca "workshop"
yani "atölye" işlerini benimsemiş, sonra
da kalkmış "demokrasimiz.." diyor.
Ulusal egemenlik, ulusal bağımsızlık ilkesini
unutmuş, "O Atatürk ilke ve devrimlerini,
laikliği..." diye başlıyor söze, ama ağzından
öldürülenin yurdun tam bağımsızlığını savunduğunu,
bunun için ölümü göze aldığını belirten dolaylı
bir tümce bile çıkmıyor.
Öldürülen yabancı devletin, yabancı partilerinin,
yabancı örgütlerinin yediği haltları yazıp, söylemiş.
Ama o "umarım kötü şeyler olmaz" diyor.
O, yabancı vakıfların düzenlediği "Türkiye'nin
anayasası değiştirilmelidir" toplantılarına
konuşma yaparak meşruiyet kazandırdığını unutuyor.
Öldürülen, televizyonda açık açık "Beni,
ailemi, çocuklarımı tehdit ediyorlar"
diye konuşmuş, onu göstermelik de olsa koruma
altına almayı akıl edemeyenler konuşuyor: "Atatürkçü
kimliği v.s, v.s"
Korunmak için dilekçe vermemişmiş... Yurdunun
onurunu, bağımsızlığını savunan insan kendi yurdunda
korunmak için dilekçe verecekmiş!
***
Öldürülen, yabancılarla işbirliği yapan tarikat
bağımsız yurdumuzun geleceğine kastediyor, bu
örgüt devletin içine yuvalandı, diye yazıp söylemiş.
Yükseldikleri makamların hakkını vermeyi düşünmeyenler
konuşuyor: ". devletimizin laik yapısı.."
Konuşuyorlar, konuşuyorlar, konuşuyo... İnceliyorlar,
inceliyorlar, inceliyor.. Yazıyorlar, yazıyorlar,
yazıyo..
Vuruyorlar, havaya uçuruyorlar, eziyorlar... Susuyorlar,
susuyorlar, susuyor.. Cenazeye koşuyorlar, sızlıyorlar...
Rahatlıyorlar, unutuyorlar... Aynaya bakıyorlar,
"İyi politika yaptım" diyorlar.
Çocuklarının yüzüne bakıp, gülümsüyorlar! Çocuklarının,
işgal altındaki bir yurtta, köle olarak yaşayacak
olması umurunda değil!
"Yüz" işte!..
Not: Avrupa Birliği yetkilisi "Suikastın
sorumluları yurtdışında değil, Türkiye içinde
aranmalı," demiş. Alışmış kudurmuştan
beterdir derler. A:B. yetkilisinin bir bildiği
olmalı. Kendisini soruşturmayı yürüten savcıya
ifade vermeye çağırıyoruz. Neden dışarda değil
de, içerde aramalı? Buyrun bakalım Avrupalı, bizim
savcıya. İfade vermezseniz, soruşturmaya karıştığınız
anlaşılacak. Avrupa'da bunu yapanı ne yaparlar?!
-
Geri -
|