|
26 Ocak
2004
GİRİT’İ VEREN GAFLET,
KIBRIS’I DA MI VERİYOR ?
Lütfi ÖZTER
Rum tarafında yayınlanan 20 Ocak 2004 Tarihli
Filelefteros gazetesi Rum Adalet Bakanı
Daros Theodoru’nun bir açıklamasına yer verdi.
“Kıbrıs’ın Kuzeyinde de, AB’den Mülteci
Operasyonu”
başlığını taşıyan bu haberde. “Rum polis gücü.
hava kuvvetleri, liman ve sahil polisi ile
Göçmenlik Bürosu yetkililerinin katılacağı ve bir
kaç gün devam edecek olan operasyon sırasında,
KKTC ile Türkiye arasında seyreden ve Ada’ya
gelecek olan gemilerin kontrolünün yapılacağını”
duyuruldu. Operasyonun ne zaman yapılacağı
konusunda ise bilgi verilmedi.
Fileleftheros’un haberinde, bunun bir tatbikat
değil operasyon olduğu özellikle belirtilirken
İtalya, Yunanistan, İspanya ve diğer AB
ülkelerinin katılacağı bu operasyonda Güney
Kıbrıs’ın koordinasyon görevini üstleneceği
ve Rum yetkililerinin karargahının eski Limasol
Limanı olacağını vurguladı. Güney Kıbrıs’tan hava
ve deniz araçlarının katılımıyla
gerçekleştirilecek operasyonda, Güney Kıbrıs’ın
silahlı teknelerinin KKTC ile Türkiye
arasındaki uluslararası sularda diğer AB üye
ülkelerin botlarıyla birlikte devriye
yapacaklarını yazdı.
Bu alelade bir haber değildir. AB bayrağı
çekmiş Rum-Yunan gemilerinin bir Türk
gölü olan KKTC ile Anadolu arasındaki
sulara tecavüz edecekleri, kaçak mülteci arama
bahanesi ile iki ülke arasında seyreden sivil
Türk gemilerinin yollarını keserek
yoklayacakları “yasak’ ilan ettikleri KKTC
limanlarına girişlerini engelleyecekleri,
KKTC’yi Rum-Yunan deniz ablukasına alacakları.
Yunan gölü haline getirdikleri Ege denizinden
sonra KKTC-TC arasındaki sulan da Yunan gölü
haline getirtecekleri Türkiye’yi Güneyden
çembere alacakları, bu denizin
derinliklerinde yatan petrol yataklarına fiilen
el atarak doğal zenginliklerimize silah gücü ile
el koymaya kalkışacakları anlamına gelecektir.
Üstelik bu açıklama Yunanistan Dışişleri Bakanı
Yorgo Papandreu’nun Türkiye’ye
“silahlanmayı azaltalım” çağrısının yapıldığı
sözde başbakanımız Mehmedali Talat ile Anavatan
Dışişleri Bakanı Gül’ün yavruvatanı Anan Planı
temelinde Yunanistan’a nasıl ikram edeceklerinin
pazarlığını yaptıkları bir güne denk geliverdi.
“Allah şaşırttı” derler ya... Rum Yunan ikilisinin
AB bayrağı çekerek TC-KKTC arasındaki ulaşımı
denetimleri altına alarak kesme ve diğer
entrikalara hazırlandıklarının bir Rum bakan
tarafından açıklanması başta TC yetkilileri olmak
üzere hepimizi uyandıramaz ve içine düştüğümüz
gaflet uykusundan çıkarak kendimize gelmemize yol
açmazsa, hiçbir gelişme bizi bu gaflet ve
delaletten çıkaramayacak demektir.
Bu Rum-Yunan entrikası, Girit’in elimizden çıkarak
Yunanistan’ın eline geçmesini sağlayan
senaryoların tıpatıp aynısıdır.
Rum-Yunan ikilisinin hırs ve ihtirası Kıbrıs’ın
üçte ikisini yutmakla bitmedi.
Şimdi bütün ihtirasları Kıbrıs’ın geri kalmış
üçte birini nasıl yutacakları hesapları
üzerine kurdular. Kıbrıs’ta iki tarafın eşit
şartlar içinde dostça yaşamalarını sağlayacak
onurlu bir barışa asla niyetleri yoktur. Barış ve
dostluk taarruzları ile bizi içten parçalayıp
birbirimize düşürürken, nihai hedeflerine doğru
yürüyorlar.
Türk milleti Girit’i masa başında kaybetmişti.
180O’lü yılların sonunda Osmanlı İmparatorluğunu
tıpkı bugünlerde olduğu gibi “Avrupalılaşma,
batılaştırma” histerisi sarmıştı. Bu
histeriye bakan Avrupa o zamanlarda ‘Aramıza
gireceksiniz Girit işini çözün” dayatmasını diline
dolamıştı. Osmanlı, Avrupalı olma hayali içinde
Yunan golünü 12’den yemiş, Girit Yunanistan
toprağı olmuştu ama Osmanlı, Avrupalı olamamıştı.
Avrupa şimdi de, Kıbrıs sorununu Türkiye’nin
Avrupalılaşmasının önündeki engellerden biri
olarak resmen ortaya koydu. Bugün “Önce Kıbrıs’ı
halledin”, derken, “Yunanistan’a teslim”
edin anlamına gelen formüller dayatıyor. Boyun
eğersek sadece müzakere için tarih
verebileceklerini belirtirken “en az 10 yıl daha
hiçbir şekilde Türkiye üye olamaz” diyorlar.
Avrupa, Türkiye’nin Avrupalılaşma çabasının her
aşamasında Kıbrıs meselesini öne sürerek tek bir
çözüm gösteriyor: “Verip kurtulmak!..”.
Avrupa “Girit’i bırakın” diye dayatırken.
Osmanlı “Vermeyiz!.. Hani toprak bütünlüğümüzü
garanti etmiştiniz?” diye soruyordu?
Şimdi “Hani uluslararası antlaşmalara göre
Kıbrıs, Türkiye’nin üye olmadığı bir uluslararası
kuruluşa katılamazdı?” sorusunu sorma
cesaretini bile gösteremiyoruz.
Girit Meclisi
6 kasım 1908’de; “Yunanistan’a ilhak”
kararını verdi. Osmanlı kuru bir protestodan öteye
geçmedi.
Rum Meclisi 26 Haziran 1 967’de, ENOSİS yani
Yunanistan’a ilhak karannı oybirliği ile verdi,
hala görmek, anlamak istemiyoruz.
Nisan 1897’de Türkiye. Girit’teki ayaklanmayı
kışkırtan Yunanistan’a savaş açtı. Yunanistan,
yenilince İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya
yardımına koştu. Bu ülkelerin sözde denetimine,
daha doğru bir deyimle ortak işgaline bırakılan
Girit, fiilen Türkiye’den koptu.
Şimdi Kıbrıs Annan Planı ile fiilen AB’ın işgaline
bırakılıyor. AB bayrağı çekmiş Rum-Yunan
donanması Türkiye ile KKTC arasındaki sularda Türk
gemilerinin yolunu keseceğini, KKTC’yi ablukaya
alacağını ilan ediyor.
Ve biz hala uyuyoruz. Mehmedali Paşa aklı ile
Avrupa’dan insaf ve izan bekliyor, Kıbrıs’ı ikram
ederek üyelik tarihi almakla Avrupalı alacağımızı
düşlüyoruz.
Korkarım ki Girit’i veren gaflet Kıbrıs’ı da
vermesin.
Bu ne gaflettir yarabbi?!..
-
Geri -
|