|
26 Nisan
2004
MONDROS'tan
KIBRlS'a
Yılmaz DİKBAŞ
Osmanlı Devleti 16
Ekim 1914' de; Almanya, Avusturya-Macaristan ve
Bulgaristan'ın oluşturduğu İttifak Devletleri
ile birlikte Birinci Dünya Savaşı'na girdi.
Karşı cephede İngiltere, Fransa, İtalya,
Yunanistan ve sonra Amerika Birleşik
Devletleri'nden oluşan İtilaf Devletleri
bulunmaktaydı. 30 Ekim 1918'de sona eren savaşı,
içinde Osmanlı Devleti'nin de bulunduğu İttifak
Devletleri kaybetti.
İtilaf Devletleri
ile anlaşma imzalamak üzere, Osmanlı Devleti adına
Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf (Orbay),
Hariciye Nezareti Müsteşarı Reşat Hikmet ve Kurmay
Yarbay Sadullah Bey'den oluşan heyet 26 Ekim 1918
gecesi İngiltere'nin Akdeniz Donanması'na bağlı
Liverpool Kruvazörü ile Limni Adası’nın Mondros
Limanı'na çıkarlar. İtilaf Devletleri'ni ise;
İngiltere Akdeniz Donanması Başkomutanı Amiral
Calthorpe, Amiral Seymour, Albay Labens ve
Binbaşı Dixon' dan oluşan heyet temsil eder. Dört
güne yayılan beş oturumda tamamlanan görüşmeler
Agamemnon Zırhlısı'nda yapılır.
30 Ekim 1918 günü, tarihe Mondros Mütarekesi
diye geçen anlaşmayı imzaladığı an, Rauf Bey
söz alarak şunları söyler:
“Mütarekenin
şartları alırdır. Bununla beraber onları yerine
getirmeye sadakatle çalışacağız. İngiliz devlet ve
milletinin imzalarına sadık, verdikler; sözlere
bağlı olduklarına güven ve inancımız vardır. Bu
inanç, üzerimize düşen ağır görevi yapmakta bize
cesaret verdi. Büyük İngiliz milleti ile
müttefiklerinin üstlenmiş oldukları görevlerine ve
vermiş oldukları sözlere içten bağlılıkla
uyacaklarına olan güvenimizde hatamız yoktur
sanıyoruz.”
İngiliz heyetinin
başkam Amiral Calthorpe, bu sözlere şöyle yanıt
verir:
"İngiltere ve
müttefikleri adına imzaladığım anlaşmanın bütün
maddelerine dikkat ve özenle uyulacağını tekrar
teyit ederim."
30 Ekim 1918 günü
imzalanan Mondros Mütarekesi 25 maddeden
oluşmaktaydı. Bu anlaşmanın en önemli ve en ağır
maddeleri şunlardı:
Madde 1 :
Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak.
Madde 2 : Osmanlı
orduları derhal terhis edilecek,
Madde 3 : Osmanlı
donanması teslim edilecek ve müttefiklerce uygun
görülecek limanlarda demirli tutulacak,
Madde 4 :
Limanlar, Toros tünelleri, telgraf istasyonları ve
bütün demiryolları; İtilaf Devletleri
görevlilerince kontrol edilecek
Madde 7: İtilaf
Devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri
yerleri işgal edebilecekler,
Madde 24: Altı
Doğu ilinde (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır,
Sivas, Bitlis) karışıklık çıkarsa, bu illerin
herhangi bir kısmını itilaf Devletleri işgal
edebileceklerdi.
Mustafa Kemal
Atatürk, Mondros Mütarekesi'ni şöyle
değerlendiriyordu:
“Bu mütarekeyi
baştan sona inceledikten sonra, bende hasıl olan
kanaat şu idi. Osmanlı Devleti, bu mütareke ile
kendini kayıtsız şartsız düşmanlara teslim etmeye
izin vermiştir. Yalnız izin vermiş değil,
düşmanların memleketi istilası için ona yardımı da
vaat etmiştir.”
Mütarekeyi imzalayan
Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf (Orbay) ise,
İstanbul'a dönüşünde, 2 Kasım 1918 günü Yeni Gün
Gazetesi'ne verdiği demeçte şunları söylüyordu:
"Bu mütareke
ile devletimizin bağımsızlığı, saltanatımızın
hukuku tümüyle kurtarılmıştır. Bu mütareke, yenen
ile yenilen arasında yapılmış bir anlaşma değil,
savaş halinden çıkmak isteyen iki devletin
aralarındaki düşmanlığı durdurmaları gibi bir
şeydir. Sizi temin ederim ki, İstanbulumuza bir
tek düşman askeri çıkmayacaktır. Batum ve Kars da
şimdilik boşaltılmayacaktır. Size tekrar ediyorum
ki, İngilizler bize olağanüstü bir iyi niyet
gösterdiler. O kadar ki, askerimizin ne kadarını
terhis etmemiz gerektiğini saptamak hakkını bile
bize bırakmışlardır. Evet, yaptığımız mütareke,
umudumuzun üstündedir. Devletin bağımsızlığı,
saltanatın hukuku, milletin onuru tümüyle
kurtarılmıştır.”
Mondros
Mütarekesi’nin imzalanmasını, Padişah Vahdettin’in
hükümeti bir başarı olarak görür. Nitekim,
Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Rauf Bey' e bir
teşekkür yazısı yazar ve mütarekenin onaylanması
amacıyla Meclis-i Mebusan’da yaptığı konuşmada
mütarekenin ılımlı olduğunu söyleyerek meclisin oy
birliği ile mütarekeyi onaylamasını sağlar.
Mondros
Mütarekesi’nin imzalanmasından hemen sonra ise
olaylar sırasıyla şöyle gelişir:
10 Kasım 1918:
İngilizler Çanakkale’ye girdiler ve kenti işgal
ettiler.
13 Kasım 1918:
73 parça savaş gemisinden oluşan İngiliz, Fransız,
İtalyan ve Yunan savaş gemileri İstanbul'a girdi,
Dolmabahçe önünde dizildi.
11 Aralık 1918-
16 Nisan 1919: Fransızlar Dörtyol, Mersin,
Adana ve Çiftehan'ı işgal ettiler, Afyon Karahisar
istasyonuna asker çıkardılar.
24 Aralık 1918-9
Mart 1919: İngilizler Batum, Antep, Karakamış,
Maraş, Bilecik, Urfa ve Kars’ı işgal ettiler,
Samsun'a bir müfreze, Merzifon'a ise bir kıta
asker çıkardılar.
28 Mart 1919-11
Mayıs 1919: İtalyanlar Antalya, Kuşadası,
Fethiye, Bodrum ve Marmaris'i işgal ettiler,
Konya'ya bir tabur ve Alaşehir'e bir müfreze
yerleştirdiler.
15 Mayıs 1919:
Yunanlılar İzmir'e girdiler.
10 Ağustos 1920:
Sevr Anlaşması imzalandı.
Daha sonra olanlar
ise yalnız şanlı Türk Tarihi'ne değil, Dünya
Tarihi'ne altın harflerle geçmiştir, burada
tekrara gerek yoktur.
Gelelim günümüze.
24 Nisan 2004
günü Kıbrıs'ta halk oylaması yapılacak.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
dokuz bin sayfalık planına "Evet" veya
"Hayır" denilecek.
AKP hükümetinin başı
Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, KKTC Başbakanı M.Ali Talat,
Annan Planı'na "Evet" diyorlar ve tıpkı
Rauf Orbay'ın Mondros Mütarekesi'ni savunup
övdüğü gibi, Annan Planı'nı savunup övüyorlar.
KKTC Başkanı Rauf
Denktaş, Türkiye ve Kıbrıs'taki
anti-emperyalistler, bağımsızlıkçılar, ulusalcılar
da tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün Mondros
Mütarekesi’ni değerlendirirken yapmış olduğu
yorumlara benzer yorumları Annan Planı hakkında
yapıyorlar ve yalnız Kıbrıs'ı değil Türkiye'yi de
fethetme planı olan Annan Planı'na "Hayır"
diyorlar.
Peki, tarih tekrar
mı edecek?
Kıbrıs 'ta da Rauf
Orbaycılar mı kazanacak, Annan Planı'na "Evet"
mi denilecek?
Eğer ders alınmış
olsaydı tarih tekrar eder miydi" denilir.
Kendi tarihini
okumamışların tarihten ders almış olmaları
beklenebilir mi?
-
Geri -
|