|
28
Şubat 2003
MÜDAFAA-İ
HUKUK'TAN
CUMHURBAŞKANI SAYIN AHMET NECDET SEZER'E MEKTUP
Sayın Cumhurbaşkanımız:
Amerika Birleşik
Devletleri'nin, uluslar arası hukukun meşru saydığı
bir hale ve milletlerarası yasallık ve oydaşmaya
dayanmadan Irak'a karşı yapacağını ilan ettiği
savaşta, Türkiye topraklarında asker bulundurmak
ve kuzeyden de cephe açmak konusunda sürdürdüğü
baskı sonunda, Hükümet, Anayasamızın 92 nci maddesine
göre, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere
gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de
bulunmasına izin verilmesine karar alınması için
TBMM'ne bir tezkere göndermiş bulunmaktadır. Bu
tezkere kabul edildiği taktirde, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti, meclisinin kararı ile Irak'a ABD'den
önce savaş açmış duruma düşmüş olacaktır. Böylece
sadece komşularımız gözünde değil tüm dünya devletleri
ve halkları nezdinde Türkiye, meşru bir nedene
dayanmadan, komşusuna saldıran ve hem de bunu,
başka bir devletin baskısı ve para verme sözü
ile yapmış duruma düşmüş olacaktır. Devlet yönetimleri
yani hükümetler geçici, ancak uluslar kalıcıdır.
Türk ulusunu böyle bir suça ortak etmeye hiçbir
yönetimin hakkı bulunmamaktadır; Oysa bugünkü
hükümet Türk ulusunu saldırgan bir konuma da düşürmektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımız;
Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası'nın 104 nci maddesi "Cumhurbaşkanı
Devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini
ve Türk milletinin birliğini temsil eder;Anayasanın
uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve
uyumlu çalışmasını gözetir."
Yine anayasamızın 117 nci maddesi; Başkomutanlık,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin manevi varlığından
ayrılamaz, ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil
olunur."
Hükümlerini koymuştur.
Bunlardan daha da önemlisi;
Cumhurbaşkanları,
göreve başlarken, anayasanın 103 ncü maddesi gereğince
şöyle and içerler:
"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin birliği
ve bağımsızlığını,vatanın ve milletin bölünmez
bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini
koruyacağıma Anayasaya ,hukukun üstünlüğüne, demokrasiye,
Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik cumhuriyet
ilkelerine bağlı kalacağıma ,milletin huzur ve
refahı,milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde
herkesin insan haklarından ve temel hürriyetinden
yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma,Türkiye
Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak,yüceltmek
ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine
getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük
Türk Milleti ve Tarih huzurunda, namusum ve şerefim
üzerine and içerim."
Mustafa Kemal Atatürk
cumhurbaşkanı seçildikten sonra "… Hakimiyeti
milliye esaslarına riayet ve bunları müdafaa,
Türk Devletine teveccüh edecek her tehlikeyi kemali
şiddetle men, Türkiye'nin şan ve şerefini vikaye
ve ilaye ve derühte ettiğim vazifenin icabatına
hasrı nefs etmekten ayrılmayacağıma (vallahi)"
diyerek yemin ederken, kendisinden sonra Cumhurbaşkanı
olacakların,
"..... Devletin
varlığı ve bağımsızlığı, vatan ve milletin bölünmez
bütünlüğü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliği,
Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefi" tehlikeye
düştüğünde, yeminleri doğrultusunda görevlerini
yerine getirmekte, ne pahasına olursa olsun hiçbir
şekilde tereddüt göstermeyeceklerinden şüphe duymamıştır.
Sayın Cumhurbaşkanımız;
Türkiye Cumhuriyeti
devletinin varlığının bugünkü tehlikeli dönemecinde
tarihi görevinizi layıkıyla yerine getireceğinizden
hiçbir şekilde asla kuşku duyulamaz. Yüce Türk
ulusu da, görevlerinin gereğini cesaret ve dirayetle
yerine getirmiş önderlerini her zaman, yüreğinin
ve bilincinin en değerli yerinde üstün saygılar
içinde sonsuza dek yaşatmıştır.
Saygılarımızla.
-
Geri -
|