|
28
Mart 2003
EMEKSİZ MEDYA PAŞALARI
İSRAFİL KUMBASAR
ÇOCUKLUĞUMDA ‘Paşa’ kelimesinin İstanbul’daki bazı
semt isimlerinin takısı olarak zannederdim...
Zamanla, bu semtlerin isimlerini Osmanlı
paşalarından aldığını öğrendim... Cerrahpaşa,
Haydarpaşa, Koca Mustafa Paşa vs...
60’lı yıllardan sonra ön plana çıkan Cumhuriyet
paşaları, bu isimleri solladı... Cemal Paşa,
Cevdet Paşa, Memduh Paşa, Muhsin Paşa, Faik Paşa,
Kenan Paşa.... Yetişme çağında hayran hayran bu
paşaların fotoğraflarına bakardık...
80’li yıllarda bu isimlere başka paşalar da
ekleniverdi...
En meşhurları Zeki ile Bülent Paşa idi...
Bazılarımız “Büyüyünce ben de paşa olacağım”
dediğinde soru soru ile muhatap olurdu:
- Hangi Paşa, Kenan Paşa mı, Zeki Paşa mı?
Ardından başka paşalar da türedi: Siyaset
paşaları. Bunların bir kısmı “Tak diye emredileni
şak diye yaparım” şeklindeki vecizeler ile ün
yapmıştı.
Bu paşalara bir de Babıali’de ki ‘sivil paşalar’
eklendi:
Ertuğrul Paşa, Mehmet Ali Paşa, Nazlı Paşa...
Medya towerın en tepesinde oturan bu paşalar, bir
yandan ‘viskilerini yudumlardan’ sağa sola
talimatlar yağdırırlar... Galiba ‘paşalığın tehdit
altında olduğunu’ sezen bir grup ‘en hakiki paşa
biziz’ diyerek gündeme el koydu:
“Emekli Paşalar”
Son günlerde gazetelerin baş sayfalarında, bütün
televizyon kanallarında hep onlar var... Adamların
ellerinde sopa, önünde bir Irak haritası, savaşın
seyrini anlatıyorlar. Hayatlarında hiç ‘sıcak
savaşa’ girmişler mi?.. Yoook!..
Ama öylesine ballandıra ballandıra anlatıyorlar
ki, sanki bir kaç cihan savaşına birden katılmış,
üst üste galibiyetler almış muzaffer birer komutan
mübarekler...
Amerika’nın savaşı kazanacağına ‘can-ı gönülden’
inanmışlar.. Adeta ‘şeyhlerini uçuran müritler’
gibi...
Amerika’nın uydu aracılığıyla kontrol ettikleri
‘ultra akıllı’ silahlarla, ‘sivillere zarar
vermeden’ Saddam’ın ağzındaki purosunu
vurabileceğini iddia ediyorlar...
Bilmem hangi savaş uçaklarının, helikopterlerin,
tankların, topların, füzelerin, bombaların
kullanılarak, bilmem kaç gün içerisinde Bağdat’a
girileceğini ileri sürüyorlar...
Savaşın genel durumunu ‘tespit etmekle’ kalmıyor,
Amerika’nın ‘ne yapması gerektiği’, hangi yolları
takip ederse daha kolay neticeye ulaşacağı,
‘nereden ve nasıl’ en kısa süre içerisinde
Bağdat’a ulaşacağı yolunda akıl da veriyorlar...
İçlerinden bazıları, Türkiye’nin Amerika’nın
yanında savaşa girmemekte hata ettiğini, ‘ileride
bunun faturasını ağır ödeyeceğini’ söyleyecek
kadar ileri gidiyorlar..
Yabancı biri olsa, kendilerini Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin emekli bir mensubu değil de
‘Pentagon adına çalışan taktisyen ve
stratejisyenler’ zanneder...
Spiker soruyor: - “Efendim, Türkiye’nin savaşa
aktif olarak katılıp katılmaması halinde ekonomik
durum ne olur?..”
Adam kendini kaptırmış bir kere... Cevap veriyor:
- “Bir dakika... Amerikan deniz piyadelerinin ne
yapacaklarını anlatmadım daha!..”
Bir Türk vatandaşı olarak bu muhteremleri,
televizyonlarda görünce tüylerim diken diken
oluyor...
Kendilerini küçük düşürdükleri gibi, Türk
milletinin en güvendiği bir kurum olan Türk
Silahlı Kuvvetleri’nin ‘bağımsızlık karakterinin’
üzerine de gölge düşürüyorlar...
Hem mehmetçiğin hem de milletin moralini
bozuyorlar... Söz ve eylemleriyle ‘ülkenin
güvenliğini’ tehdit ediyorlar... Askeri mevzuat
uyarınca yaptıkları suçtur..
Türk silahlı kuvvetleri, ‘Amerikan Ordusu’nun
Mızıka-i Hümayunu’na uygun çıkan bu ‘çatlak
seslerin’ önüne geçmelidir.
Bu kişilerin, haklarında ivedilikle soruşturma
başlatılmalı, suçu sabit görülenlerin ‘emekli
subay statüsü’ nedeniyle TSK ile devam eden
ilişikleri kesilmelidir...
YAŞ kararlarını ‘tavizsiz’ uygulayan Genelkurmay,
bunu da yapmaya muktedirdir...
-
Geri -
|