|
28 Nisan
2004
DERVİŞİN FİKRİ VE ZİKRİ!
Hülagu VEKİLOĞLU
Böyle bir şey olamaz dedirtiyor kimi olaylar.
Son dönemde hükümetin yapıp ettiklerinin içeriye
bakan en önemlilerinden biri, belki de en önemlisi
olan Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanması
projelerinin anlatıldığı ve T.C. Başbakanlık
yayını olan tasarıların kitapçığı elime geçti.
Daha önce İnternetten metin biçiminde indirdiğim
için basılı halini görmek mümkün olmamıştı.
Hani derler ya ‘dervişin fikri neyse zikri de
oymuş’ diye. Bu özdeyişe uygun olarak kimi
niyetler, durumlar, vaziyet-alışlar ürünlere
yansır. Zaten bu yansımanın bir sonucu olmak
üzere, Freudcu Psikanalizde ürünler incelenmek
suretiyle ruhsal durumların tahliline çalışılır ya.
İşte Başbakanlığın bu yayınının kapağı da bu
tezleri doğrularcasına bir şekil arz ediyor. Sanki
‘koskoca’ bir projenin de kaderini ifade eder gibi
anlamlar çıkartmaya zorluyor bizi.
Yayının kapağında küp şeklinde değişik
büyüklüklerde bloklardan oluşan muhtelif yapılar
var. Bunlar özellikle bir biçim verilmeye
çalışılmış şeyler değil. Zemin taba yeşili..
üzerinde yükselen değişik büyüklüklerdeki
dikdörtgen mekanizması tarzındaki yapılar bir
kimlik ifade etmekten uzak olsalar da, anlaşılıyor
ki bunlar Devlet mekanizmasının muhtelif
kurumsallıklarıdır.
Bu kurumsallıkların ortasındaki taba yeşili alanın
boş kalmış ortasındaki zeminin tam üzerinde
kiremit kırmızısı kübik bir yapı boşlukta asılı
duruyor. Bu yapı anlaşıldığı kadarıyla muhteşem
hükümetimizin ortaya koymaya çalıştığı ‘reform’
paketini ifade ediyor. Bize görünen iki yanı,
resim kalitesi açısından, nereden geldiği bir
türlü anlaşılamayan bir ışığın etkisiyle
karanlık.. Freudcu açıdan bakılırsa, sayın
Başbakanlık Müsteşarının karanlıkta kalmış
şuuraltı niyetlerini ifade eden bir tarafı var
sanki. Ama iki yanı karanlıklı ve üstü kiremit
kırmızısı olan bu kübik biçimin ortada öylece
duruşu, Ömer Hayyam’ın nazarıyla bakarsanız (tabii
resme bir süre bakmak koşuluyla) fazlasıyla hüzün
veriyor ve düşüncelere sevk ediyor insanı.
Dedim ya, böyle bir şey olamaz. Bir resim bir
projeyi, bir tasarıyı, bir taslağı, bir niyeti ve
bir kaderi bu denli güzel anlatamaz… bakın neler
anlatıyor bu resim bizlere:
1.
Projemiz havada kalmış, gölgesi düşüyor
taba yeşili zemine ama sadece gölgesi. Gerçeği
yok. Kimse de buyur etmiyor. Ne kadar hüzün
verici! Sistemin yapıları buyur kardeş, sen de
şuralarda Devlet sisteminin bir yerlerinde kendine
bir yer bul ve otur demiyor. Havada öylece
duruyor. Ve sanki hiçbir zaman oturamayacak gibi.
Yatacak yeri yok sanki. Hep öyle havada kalacak.
Hep öyle gerçeklikten uzak, bazılarının
zihinlerinin yaptığı gazla dolu, havalı ama havada
bir şey olarak kalacak bu proje, bu taslak…
2.
İçi gazla dolu, havalı ama havada projemiz
koskoca bir Devlet sistemi içinde oturacak bir yer
de bulamamış kendine. Devlet sistemleri, ‘reform’
adı taşıyan her yeniliği bir yer verirler
bünyelerinde. Böylesi reform çalışmaları da yer
bulurlar kendilerine. Ama heyhat, bu havagazı
proje sistem içinde yer bulamamaktan muzdarip
havada asılı kalakalmış. Resimden de anlaşıldığı
kadarıyla sisteme dahil olabilecek yeni yapılar
için, mevcut boşluklar var, ama bu kiremit
kırmızısı, karanlık yanları olan kutumuz kendine
yer bulamıyor sistemde.
3.
Eğer kutumuz, resimdeki gölgesinin düştüğü
yere oturmaya karar verirse, sistemin kurumları
hükmündeki diğer kutucuklarla hiçbir ilintisi
olmadan, ayrıkotu gibi orada kalıverecek. Ama
sanki o da gölgesinin düştüğü yere hayran ve hatta
aşık olmuştur ve oraya oturmak istemektedir. Ama
dedik ya, gölgenin düştüğü yer, sistemin
kurumsallıklarının mevcut olmadığı bir boşluktur
ve orada ancak ayrıkotları yetişir.
4.
Kutucuğumuz havadaki bir
kavramsallaştırmayı ifade ettiği için, kayganlık
hissi vermektedir bakanların nazarına. Yani her
tarafa gidebilir. Çünkü, yıllar önce bir
siyasetçimizin dediği gibi, ‘sırtında yumurta
küfesi mi vardır’ ki, kendini bir kısım
zorunluluklarla bağlı ve bağlantılı hissetsin. Bu
gidişin yönü, sistem-dışı durumlar dahi olabilir.
Konular üzerindeki muhalif her görüşün ister
taraflı isterse tarafsız olsun ifade ettikleri
üzere, yapılmak istenilenler mevcut sistem
altyapısını bozması muhtemel durumları da
içermektedir ve sistem-dışına da çıkabilecek bir
havada mekanizmadan söz edilmektedir.
İşte böyle, bir resim neler de
düşündürtebiliyor insana.. Eğer elinize geçerse bu
Kamu Yönetiminde Yeniden Yapılanma kitaplarını bir
alıp bakın, bakalım bana hak verecek misiniz?
Yoksa ben de, Başbakanlıkta oturup, Türkiye
gerçeğini bilmeden ve tanımaya bile tenezzül
etmeden zihin gürültüsü ve gazlarıyla ülkeye
‘nizam’ vermeye çalışanlar gibi hayal mi
görüyorum?
-
Geri -
|