|
30 Haziran 2003
T.C. İRADE MAKAMINA;
Tuncer SEVİNÇ
Özellikle. 1990’lı yıllarda Sovyetler
Birliği’nin yıkılıp Batı dünyası için bir tehdit
olmaktan çıkmasından sonra. Türkiye’nin üniter
varlığına, egemenlik ve bağımsızlık haklarına
tehditlerde ciddi boyutlarda artmalar olmuştur.
Türkiye’miz asla kendi iç dinamiklerinden ve
ihtiyaçlarından kaynaklanmayan sayısız
dayatmaların muhatabı olmuş, yapay sorunlarla
boğuşturulmaktan “SOSYAL DEVLET” olma özelliğini
kaybetmiş durumdadır: Suçlunun güçlü olduğu,
hortumcuların korunduğu, ihanetin sözde
“bilimsellik” ve “çağdaşlık” adına
ödüllendirildiği, milletin özü olan orta sınıfın
yok edildiği, sahipsiz bırakıldığı bir Türkiye…
Yüce Atatürk’ün rehberlik ve
önderliğinde, 20. yüzyılın başında yeni bir yıldız
olarak doğan, bedeli bu milletin milyonlarcasının
kanıyla ödenen Türkiye Cumhuriyeti şu anda “var
oluş-yok oluş” çizgisinde bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden
beri, varlığını koruyacak, milyarlarca insanın
yaşadığı Yerkürede yerini alacak ve idame
ettirecek her türlü yasal ve idari mekanizmalarını
da tesis etmiştir.
Bu zaman kadar Cumhuriyeti koruyacak
mekanizmalardan, millet ve ülkenin varlığını
tehdit eden eylem ve oluşumlara karşı bizleri
koruyacakları inancını muhafaza etmekteydim. Ne
var ki, bu mekanizmalarında irade kullanamaz hale
geldiklerini üzüntüyle anlamış bulunmaktayım.
Atatürk’ün, Cumhuriyeti koruma konusunda
“Gençliğe Hitabında” buyurduğu koşulların oluştuğu
kanaatini taşımaktayım. O nedenle, yine Atatürk’ün
bizlere vasiyet ettiği gibi, bireysel hak ve
özgürlüklerimi kimseye emanet etmiyorum ve
haklarımı bu milletin adalet ve irade
makamlarından kendim aramak istiyorum.
BU ülkenin seçkin hukukçuları tarafından
hazırlanan, her gün “Askeri” diyerek aşağılanan
ve hakarete uğrayan bu Anayasa , benim
anayasamdır. En büyük sivil toplum örgütü, bu
milletin ta kendisidir ve ben de bu sivil toplumun
bir ferdiyim. Benim dışımdaki adı “Sivil” ile
başlayan örgütler ve fertlerin beni temsi
etmediklerini, edemeyeceklerini peşinen
söylüyorum.
Anayasamız, “Başlangıç” bölümünde, “TÜRK
EVLATLARININ VATAN VE MİLLET SEVGİSİNE EMANET VE
TEVDİ EDİLMİŞTİR.”
Yine Anayasamızın “Başlangıç” bölümünde;
·
Bu Anayasanın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu
ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün
belirlediği MİLLİYETÇİLİK anlayışı ve Onun inkılap
ve ilkeleri doğrultusunda hazırlandığı;
·
Hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk milli
menfaatlerinin, Türk varlığının , DEVLETİ VE
ÜLKESİYLE BÖLÜNMESLİĞİ esasının, Türklüğün tarihi
ve manevi değerlerinin, Atatürk’ün milliyetçiliği,
ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin
karşısında KORUMA GÖREMEYECEĞİ ve laiklik
ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının
devlet işlerine ve politikaya kesinlikle
karıştırılamayacağı;
yer almaktadır.
ANAYASAMIZ HANGİ HÜKÜMLERİYLE İNSANLARI
ARASINDA AYIRIM YAPMAKTADIR VE HANGİ HÜKÜMLERİYLE
EVRENSEL DEĞERLERLE ÇATIŞMAKTADIR, Kİ “ASKERİ
ANAYASA” OLMAKTADIR VE SİVİLLEŞTİRİLMEYE (!)
ÇALIŞILMAKTADIR?
Sayın irade makamı;
Türkiye’miz, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik
Devletleri’nin yayılmacılığının kansız işgali
tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kullanılan silah
–tartışması bile ayıplanır olan-
“KÜRESELLEŞME”dir. Amacı: Ulus devletleri yok
etmek i devlet organlarını iğdiş etmek, milletleri
–sözde etnik kimlikler olarak- dövüşen toplumlara
dönüştürmek, neredeyse her şehri, her kasabayı
sözde devletçik haline getirtmektir. Bu amacın
dışında hiçbir insani gerekçesi ve değeri yoktur.
·
70 milyonluk dev kütle içinde 120 binlik eser
miktardaki Lozan azınlıklarının vakıflarına
sınırsız mülk edinme hakkı vermiş;
·
Her şeyleriyle Türk Kültür ve Soy varlığının bir
parçası olan –kendi aralarında bile anlama zemini
olmayan ve tarihte ayrı bir millet kimliğiyle yer
almamış- toplum zenginliklerimizin jargon
dilleriyle yayın yapmalarını sağlamış, ileride
yapay milletlere dönüşme yolunu açmış;
·
Nerdeyse Avrupa Birliği raporlarına girecek olan,
“Atatürk düşüncesi ve düzeninin AB karşısında en
büyük engel olduğu” düşüncesine yürekten katılmış;
·
Basına yansıdığı kadarıyla. 20 bin dolara T.C.
vatandaşlığı satmak düşüncesini taşımış;
·
Türkiye’nin parçalanmasın ayol açacak Kuzey
Irak’taki oluşumlara karşı Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin elini ayağını bağlamış;
·
Sözüm ona, “Sivil” ile başlayan sermaye
örgütlerini milli iradenin önüne geçirmiş;
·
KKTC’ni, bünyesindeki iktisadi bir (sivil) örgüt
ile Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin iradesine teslim
etmiş;
kişiler, ister seçilmiş ister atanmış olsun , beni
temsil etmemektedir ve ONLARIN ÜZERİNDEKİ TEMSİL
VEKALETİMİ GERİ ALIYORUM.
Sayın İrade Makamı;
Verdiğim örnekler, Anayasanın “Başlangıç”
bölümünü ret/inkar, aynı zamanda Lozan’ı da
ret/inkar anlamı taşımaktadır. TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASASI VE ATATÜRK RAFA KALDIRILMIŞTIR.
Anayasamızın hükümlerine sahip
çıkılmasını, AVRUPA BİRLİĞİ’NİN VE İLERİDE
HERHANGİ BİR FEDERASYONUN VATANDAŞI OLMAK
İSTEMEDĞİMİN İLANINI İSTİYORUM.
-
Geri -
|