|
|
 |
|
OKUYUCU KÖŞESİ... |
|
 |
|
 |
 |
 |
13.08.2004
KURTULUŞ SAVAŞI’NDA KUVVA-İ MİLLİYE
Yunanlıların 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir şehrimizi
işgallerinden sonra işgal batı Anadolu'dan başlayarak
kısa sürede diğer kasaba ve köylere doğru yayıldı.
Ancak tarih sahnesinde hiçbir zaman esareti kabul
etmeyen Türk Milleti konunun ciddiyetini anlamakta
gecikmedi. Özellikle Aydın Halkı milli
teşkilatlanmanın önderliğini yaptı. Bu yörede milli
direniş hareketlerinin temelleri atıldı. Örneğin
Nazilli Heyet-i Milliyesi adeta halkın direniş gücünün
alevini yaktı. Yapılan 1.,2.,ve 3. Nazilli
Kongreleriyle Batı Anadolu'da Yunan işgalinin
karşısına Türkün örgütçülük yeteneğini de ortaya
konarak sivil ve askeri teşkilatlanmayı kurma
başarıldı.
Mondros Mütarekesinin uygulanmaya başlanmasından
itibaren Anadolu’da düzenli ordunun kurulmasına kadar
milis kuvvetlerimiz ve hala var olan nizami ordumuzun
ortaklaşa oluşturdukları yerel cepheler ve mücadele
sürecine Kuvayı Milliye Dönemi demek doğru
olacaktır .Gerçi bu milli güçlerin kurulması ve
mücadeleye atılması aynı anda olmamıştır. Örneğin
Adana'da 1919'un birinci ayında, Ödemişte 5.ayda
başlamıştır. Ama hepsinde ki ortak ruh Vatanın bir an
önce ne pahasına olursa olsun kurtarılmasıdır. Bu
süreç de düzenli ordu kurulunca da milli direniş
grupları görevlerini düzenli orduya bırakmışlardır.
Aydın yöresindeki bu mücadeleyi anlatmadan önce Türk
insanının cesur ve azimli yapısını gösterdiği için
kısa bir olaya değinmek istiyorum. 15 Mayıs
1919 da Yunanlıların İzmir'i işgalinden çok kısa süre
sonra 16 Mayıs'ta Urla'nın köylerine saldırılar
başladı. Ancak 56.tümene bağlı 173.piyade alay
komutanı Yarbay Kazım 18 askeriyle vatandaşları da
teşvik ederek Rum çetelerine direniş kararı aldı Bir
avuç vatanseverle Türk mahallelerine yapılan Rum
saldırılarını püskürttü. 17 Mayıs akşamına kadar
duruma hakim oldu. Ancak durumu öğrenen Yunanlılar
hemen Urla'ya bir müfreze asker gönderdiler.
173.Alayın silah deposunu ele geçirdiler. Yörede
yeniden saldırmaya başladılar. Alay komutanı İzmir'i
aradı ancak iletişim kuramadı. İzmir Valiliğine
çektiği telgraf da Yunanlıların eline geçti.
Yunanlılar bu defa daha güçlü birlik göndererek alay
komutanını ve askerlerini yakalayıp Bandırmaya
götürdüler. Hareket başarısız oldu. Ancak yaşayanların
büyük çoğunluğunun Rum olduğu bir kasaba da bir Türk
subayının 18 askeri ve bir avuç vatanseverle şartların
ne olduğunu düşünmeden direniş hareketine girişmesi
açısından çok önemlidir.
İzmir'in işgal edildiği Aydında bulunan 57 tümen ve
bağlı birliklerin komutanı Albay Mehmet Şefik'e
telgrafla bildirildi. Albay mutasarrıfıı, Kurmay
Subayı Yüzbaşı Selahattini, karargah subaylarını ve
Aydın Hürriyet ve İtilaf Fırkasından yedi üyeyi
toplantıya çağırdı. Gelenlere düşmana karşı silahlı
mücadelenin şart olduğunu ve buna başlanması gerektiği
konusundaki düşüncelerini söyledi. Ayrıca, depolarında
bol cephane ve silah bulunduğunu, İstanbul hükümetinin
silahları istemesine rağmen göndermediğini, emri
dinlemediğini açıkladı. Mutasarrıf ve fırka üyeleri
yunan işgaline karşı önce bir miting yapılmasını
istediler. Direnişe başlamakta gönülsüzdüler. Böylece
Albay Mehmet Şefik’in bu ilk girişimi başarısız oldu.
Ama, Albay kendi birliklerine direniş emrini vererek
uygulamaya başladı. Albay Mehmet Şefik Denizli ve
Burdur askerlik şube başkanlarıyla da görüşerek hiç
değilse 800 veya 1000 kişilik bir kuvvet
oluşturulmasını, çete savaşına başlanarak yunanlıların
durdurulması gerektiğini belirtti.
Ancak, yöredeki vatandaşlarımız korku ve psikolojik
bozukluk içindeydi. Bunlarla bir direniş hareketine
başlamak mümkün değildi. Albay harbiye nezaretine de
direniş için fikirlerini ihtiva eden bir telgraf
çekti. Mutlaka direniş örgütü kurulmalıydı. Ama nasıl?
Albaya göre bu örgüt kanı, siniri güçlü genç
insanlarla kurulabilirdi. Bu insanlarda o sırada
dağlarda bulunan efeler, zeybekler ve bunların
kızanları olabilirdi. İşte kuvva-i milliye dediğimiz
milli kuvvetler bu kanı ,siniri diri efeler ve onların
kutsal dava etrafında toplanmalarıyla can bulmuştur.
O sırada Yunan ilerlemesi devam ediyordu Albay şefik
daha tam teşkilatını kuramamıştı. Taktik gereği
kuvvetlerini alarak Çine'ye gitti. Çok geçmeden diğer
vatanseverler de buraya gelmeye başladılar.İlk Asaf
bey geldi. Daha sonra 57.Tümen komutanı yaveri
Aydın'lı Teğmen İsmail Hakkı bey ile yedek subay Necmi,
Yüzbaşı Faik ve Teğmen Zekayi beyler Çine'ye geldiler.
İşte Aydın bölgesindeki örgütlenme ve düşmana yapılan
baskınlarda bu çekirdek kadronun etkisi büyük
olmuştur. Zamanın kaymakamının, bölük komutanını ve
belediye başkanının bu vatanseverle işbirliği
yapmaktan kaçındıkları da görülmektedir.
Ancak kaybedilecek zaman yoktu. Mutlaka bir şeyler
yapmak gerekiyordu. Çekirdek direnişçi vatanseverler o
sırada yörede efe olan Yürük Ali Efe ve
Kıllıoğlu Hüseyin gibi efelerinde bu davaya
kazandırılmasına karar verdi. Akşehirli Hacı
Abdurahman Efendi aracılığı ile efelerle irtibat
kuruldu. Bu arada Yunanlılar Erbeyli istasyonunda
toplanmaya başlamışlardı. Bu arada istenmeyen bir olay
oldu. Kuvayi milliye fikrini ortaya atan ve bu fikrini
harbiye nezaretine bile telgrafla bildirmekten
çekinmeyen Albay Mehmet Şefik direnişi ve bunun için
örgütlenmeyi benimsemeyen yerli vatandaşların
etkisinde kalarak mücadeleye başlamadı. Buna Binbaşı
Şefik’te katıldı. İstifa ettiler. Yerlerine 57. Tümen
135. Alay komutanı yardımcısı Binbaşı Hacı Şükrü bey
getirildi.
Bu arada 27 mayıs 1919 tarihinde Yunan kuvvetleri
Aydını işgal ettiler. Çine de bulunan Zekayi, Necmi ve
Asaf beyler efelerin köyü olan yağcılar köyüne
gittiler. Fikirlerini ve yörede Yunanlıların halka
yaptıklarını Yörük Ali ve Kıllıoğlu Hüseyin Efeye
anlattılar. Efeler olayı birkaç gün düşünelim dediler.
Gelenlerin talebini bir iki gün sonra kabul ettiler.
Gelenlerden el bombası istediler. Amaç gerçekleşmişti.
Artık milli mücadele sahnesinde vatansever efelerimiz
de yerlerini almışlardı. Bundan sonra etraftan bu işte
gönüllü vatanseverler toplanmaya başlandı.
Bu arada Yunanlılar Nazilliyi işgal ettiler. Çine'ye
de 18 km yaklaştılar. İtalyanlar daha atak davranarak
aniden Çine’yi işgal ettiler. Vatandaşlara iyi
davrandılar. İlaç dağıttılar. Bu yöredeki
direnişçilerin işine geldi. Yöre insanı Yunanlılara
karşı çok kızgındı. Yunanlılara karşı nefretleri
arttı. Çok geçmeden efeler ve Çine'deki vatanseverler,
Çine'nin dışındaki Askerlik Şubesinde toplandılar. Bu
toplantıda efeler cephane ve silah istediler. Artık
Yunanlılara ve işgalcilere karşı gereği ne ise
yapılacağını söyleyip toplantıdan ayrıldılar. İlçe
kaymakamı ve bölük komutanının muhalefetine rağmen ilk
kez Çine de Heyet-i Milliyeyi kurdular. Gönüllüler
toplanmaya ve direniş örgütüne kazandırılmaya başlandı
Katılanların Ailelerine yardım da yapıldı.
Aydın bölgesinde oluşturulan bu milli kuvvetlerden
sonra en önemli olaylar Nazilli kongreleridir.
Peki nedir Nazilli kongrelerinin önemi? Kuvva-i
Milliye döneminde milis kuvvetlerinin idare
edilmesinde, lojistik faaliyetlerin yürütülmesinde,
personel ikmalinde,direnişçi vatanseverlerin
toplanmasında çok yararlı olmuştur. Bu kongreler
yardımıyla direniş ve direnişe katılan vatanseverlerin
faaliyetleri belli amaç etrafında toplanmaya
başlamıştır.
Birinci Nazilli kongresi 7 ağustos 1919 günü
toplanmıştır. Toplantıda Genel merkezi nazilli olmak
üzere Aydın, Denizli, Muğla livaları ve kazalarında
milli heyetlerin kurulmasına, halkın Yunanlılara karşı
olan kızgınlığından ve galeyanından yararlanılmasına ,
Asayişsizliğin önlenmesine, yöredeki milli
faaliyetlerin birleştirilmesine, cephelere milli
direnişçilerin temin edilerek gönderilmesine, bunların
iaşe ve ibadelerinin temin edilmesine, direnişçilerin
ailelerine maddi yardım yapılmasına ilişkin kararlar
alınmıştır.
2. Nazilli kongresi 13 Eylül 1919 tarihinde,
Alibeyzade Ali beyin evinde toplanmıştır. 2. Nazilli
kongresinde, merkezi bir heyetin derhal kurulmasına,
cepheye gidenlerin yiyecek, giyecek ve cephanelerinin
temin edilmesine, zamanında cepheye gönderilmesi için
merkezi bir teşkilatın kurulmasını gerekli olduğuna
karar verilmiştir, Ayrıca Yunan kuvvetlerinin, bölgede
yaptıkları mezalim ve işkenceler görüşülmüştür. Alınan
en önemli karar da Yunanlılar ülkeden çıkıncaya kadar
silah bırakmama kararıdır. Bir yerde düşmana karşı
direnme kararının ve faaliyetlerinin devamlılığı azmi
ortaya konmuştur.
3. Nazilli kongresi 6 ekim 1919 da toplanmıştır. Bu
toplantıda 1. ve 2. kongrelerde, alınan kararların
uygulanması için kurulan heyet i merkeziyelerin daha
verimli çalışmaları için maliye, levazım teşkilat
haber alma, sağlık ve denetleme şubelerinin kurulması
kararlaştırılmış Bu şubelerde kimlerin
görevlendirileceği ve nasıl çalışacakları konularında
yönetmelikler çıkarılmasına karar verilmiştir.
Son olarak “bu kahramanlarımıza iyi ki büyük kutsal
bağımsızlık savaşında sizin gibi atalarımıza sahibiz
ve sizlerle her zaman gurur duyacağız ve bize de bu
tür görev. düşerse hiç bir şeyden korkmadan ve
çekinmeden ayni şeyleri yapacağımızdan emin olarak
yerinizde rahat yatın demek istiyorum.”
Ömer ERU
AYDIN VALİ VEKİLİ
|
 |
|
|
|