"Yurdun    bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir... Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır."  | Anasayfa |
      Dergimiz
      Ulusal Forum
      Bültenlerimiz
      Etkinliklerimiz
      Okuyucu Köşemiz
      Yazarlar
      Tarihçe
      Müzik
      Resim Galerisi
      Görüş ve Öneriler
      Abonelik
      Künye
      Bağlantılar
      Vakıf
      Ulaşım

 

   OKUYUCU KÖŞESİ...  

 

“DİLLERİ VAR BİZİM DİLE BENZEMEZ”
        
         Dilimizi eşek arısı soktu. Dilimiz, dün Arapça ve Farsça’nın, bugün de İngilizce’nin zehriyle şiştikçe şişti. Konuşulanı anlamıyoruz, konuştuklarımız anlaşılmıyor. Karacaoğlan ağzıyla söylersek: “dilleri var bizim dile benzemez.” Sanki Türkiye’nin değil, El-Türkland adlı yapay bir ülkenin sokaklarında dolaşıyoruz.
         Deniz Som’un zıkkım gibi acı kinayesiyle: “Dilimiz abandone olmuştur. Abiye şeylerden kaçınıp abstre adaptasyonlara yönelmeliyiz. Bu dilimize afrodisiyak bir ajitasyon kazandıracaktır.
         Unutmayalım ki 12 Eylül paşalarının uygulamaları Türkçe’yi de Atatürk’ün vasiyetini de yaralamıştır. Buyruk onlarındır: “Dilimiz, ifrat ve tefritten korunacaktır.” 1980’lerde öğretmenlerden bu buyruğun, genelgenin, altını imzaları istenmiştir. Dahası Atatürkçülük adına, Atatürk’ün vasiyeti yok sayılarak, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, Türk-İslam sentezcilerine bir güzel sunulmuştur. Şu bir gerçek ki,  bugünkü Türk Dil Kurumu Atatürk’ün kurumu değil, ulusal bir savaşımını Dil Derneği sürdürüyor. Son yıllarda yazımda (imla) yaşanan kargaşanın kaynağını öğretmenlerimiz, artık iyi görmeliler. 1932’lerden bu yana yerleşen kurallarla neden oynandı, bunun üzerinde düşünmeliler. Önünde “resmi” sıfatı bulunan kurumların işlerini ne kadar doğru yaptıkları sorgulanamaz mı? sorgulamadan benimsemek Atatürkçü düşüncesiyle ne kadar bağdaşır?
         Yergisel bir söyleyişle “dekolte demokrasimizin, önce deformasyona sonra da dejenerasyona” uğradığı günümüzde, ulusal bilinç ve onun varoluş kaynağı Türkçe öyle “showroom”larda sergileniyor, promosyonla dağıtılmıyor. Dille düşünce birbirinden soyutlanamaz; çünkü kağıdın bir yüzü dil, bir yüzü düşüncedir. Oktay Sinanoğlu’nun uyarısına kulak verelim: “Hedef  Türkiye.” , “Türkçe giderse Türkiye gider.”
 
Tahsin ŞİMŞEK
      

- Geri -

 
 | Gündem / Haber | Tarihçe | Yazarlar | Arşiv | Resim Galerisi | MP3 Bölümü |
 | Görüş ve Öneriler
| Abonelik | Künye | Bağlantılar |Vakıf | Ulaşım |