6 Haziran 2005

BİR BİLİMSEL TOPLANTI !..

Tuncer AKTAŞ
 

Ülkemizde bir çok üniversite bulunmaktadır. Bu üniversitelerde bilimsel toplantılar yapılarak sonuçları kamu oyuna duyurulmakta aynı zamanda sonuç bildirgesinde varılan hükümler dünyada da ülkemizde olduğu gibi tartışmaya açılmaktadır.
24.Nisan Sözde Ermeni Soykırımı günü nedeni ile bütün dünyada her yıl temposu artırılarak baskı anlamını da taşıyan bir tartışmaya sürükleniriz. 1915 yılında ülkemizde olan olaylar hiçbir değerlendirmeye ve bilimsel tahlile tabi tutulmadan Türkiye Cumhuriyeti Devleti suçlanarak Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri yönetimlerince bu günün Ermeni Soykırımının yapıldığının kabul edilmesi gerektiği , ülkemize telkin edilmektedir.
Böyle bir soykırım yapılmış mıdır?. Yapılmışsa bunu kimler ve nasıl yapmışlardır, gerçeği hiç araştırılmaz. O yıllara uzanan tarihi kaynaklar , anılar , belgeler ve bilimsel çalışmalar değerlendirilmeye bile alınmamaktadır.
Avrupalı ülkelerin hemen tümü hiçbir çalışma ve araştırma yapmadan soykırımı yapıladığını kabul etmişler, hatta böyle bir soykırım yapılmadığını öne süren ve tartışma yapılarak bilimsel ve tarihsel sonuçlara göre değerlendirme yapmak isteyen kişilere de kapıları sıkı sıkıya kaparak “ Soykırım yapılmadığını söyleyenler suçlu ilan edilmişlerdir. “ bu konuda yasalar çıkarmışlardır.
Geçtiğimiz günlerde Boğaziçi Üniversitesinde sözüm ona bir bilimsel konferansın gerçekleştirileceği ilan edildi. Konferansın konusu “ 1915 Ermeni Tehciri ve Sonuçları” başlığını taşıyordu. Ama bu konuşmada görev alan birçok bilim adamı görüşlerini daha önceden basın ve yayın organlarında açıklayarak ülkemizde böyle bir soykırımı yapıldığını dile getirmişlerdi. Yani bu toplantının konusu ve ortaya çıkaracağı sonuç belli idi. Tartışma yapılmadan tarihi ve bilimsel bir sonuca da varılmadan ülkemizin yetiştirdiği sözde bizim insanlarımız bütün dünyaya olmayan bir şeyi Ermenilerle ve Avrupa Ülkeleri ile birlikte aynı safta yer alarak yapılmış gibi varsayıp, göstermeye çalışıyorlardı.
Bu düşünce tarzı bilimsel değildir. Tarihi değildir, gerçekleri yansıtmamaktadır; herhangi bir objektifliği de içinde barındırmamaktadır. Tartışmacılar Ermenilerin Anadolu’da yaptıkları katliam ve soykırımları bizzat yerinde ve mekanlarında görüp, o günleri yaşamış insanları dinlememişlerdi. Toplu mezarları incelememişlerdi. Anadolu İnsanına uzun yıllardır yapılan katliam ve zulümden haberleri yokmuş gibi görünmeyi görev edinmişlerdi. Onlar her zaman olduğu gibi rahat koltuklarında oturarak bilim yerine kendilerinin de çok inanmadıkları, tabanın duygu ve düşüncelerinden uzak ulusallıkla hiçbir yakınlığı olmayan bu düşüncelerini dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlardı.
Ne yazık ki, bilimsel bir yuvamızı da alet olarak kullanarak dünya kamuoyu önüne bilimsel tartışma şeklinde kendi yanlı ve yanlış düşüncelerini taşımaya çalışıyorlardı.
Tam bu sırada Büyük Millet Meclisi şimdiye kadar yapmadığı bir birlikteliği ortaya koyarak muhalefeti ve iktidarı, ulusal bir direnç ile bu yanlış , yanlı ve bilimsellikten uzak ulusal olmayan görüşün seslendirilmesine karşı çıkmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu davranışından ötürü kutlamamız gerekmektedir.
Konferans iptal edildi, ama yansımaları basın ve yayın organlarımızda hala sürmektedir. Konu tartışmacıların yanlı ve sübjektif niyetlerinden kaydırılarak demokrasi platformuna çekilmeye çalışılmaktadır. Demokratik bir ülkede aykırı seslerin olması gerekli imiş, (? ) Denilmekte ve görüşler bu şekilde seslendirilmektedir.
Demokrasinin tanımı iyice incelenmelidir. Demokrasi keyfilikler ve düzensizlikler sistemi değildir. Kurallar bütünüdür. Her insan istediğini , anarşi yaratacak şekilde istediği yerde yapamaz, ve söyleyemez. Böyle bir uygulamanın olduğu yerde demokrasi değil, anarşizm vardır. Anarşinin olduğu yerde her kafadan bir ses çıkar, devletin kural ve düzeni yok edilir, sonuçta devlet bütünü ile ortadan kalkar.
Demokrasi diye bağırmaya başlayanlar dikkat ediniz. En başta Avrupa Birliği ülkeleri, daha sonra ülkemizde ne yaptığı belli olmayan birkaç kişiyi geçmeyen kendilerini etkili sayan gazeteci takımı özgürlük ve demokrasi kavramları arkasında ulusalcılığı kınamaya başlamışlardır.
Ulusalcığın temelinde milli mücadele vardır. Kurtuluş Savaşı ve onu yapanlar ile önderi Mustafa Kemal bulunmaktadır. Avrupa birliğinin hemen tavır alması artık alışılmış bir davranış biçimidir. Onun yanında yer alan yerli yandaşlarının ise temeldeki düşünceleri demokrasi değil, Türkiye Cumhuriyet Devleti ve onun üniter yapısıdır.
Şimdi buradan soruyorum. Avrupa Ülkelerinin bir çoğunda sadece soykırımı yapılamamıştır, diyebilme özgürlüğünü bile tanımayan yönetimler demokrat mıdır?. Oralarda özgürlükten söz edilebilir mi?
Fransa’da bir toplantı yapılarak Fransızların 1940’lı yıllarda ve daha önceleri Cezayir’de bir milyon müslümanı katlettikleri seslendirebilir misiniz.?
İspanyada, Almanya’da İtalya’da bu ülkelerin sömürgelerinden ve kendi ülkelerinde yıllarca gerçekleştirdikleri soy kırımı anlatacak bir toplantının yapılacağı üniversite bulabilir misiniz.?
Amerika Birleşik Devletlerinde bu ülkenin gerçek sahibi olan 75 milyon Kızılderililin sistemli olarak yok edildiğini , Japonya’ya 2. Dünya savaşında iki atom bombası ile Hiroşima ve Nagazaki de yüzbinlerce sivil insanın soykırıma uğratıldığını bilimsel ve tarihsel boyutları ile tartışabilir misiniz?
Rusya’da Sovyetler birliği zamanında yapılan ve Stalin döneminin kanlı, acımasız “Tatar” soy kırımını dile getirip, dünya kamuoyu önüne getirebilir misiniz. ? bütün bu soruları daha da çoğaltabiliriz. Eğer bu ülkeler kendi yaptıkları soykırımları ülkelerinde tartışabiliyor iseler o zaman demokrasiden ve fikir özgürlüğünden söz etmeye de hakları vardır. Ama bu tartışma ortamı hiç olmadığı için ülkemiz de demokrasi ve insan hakları konusunda ders vermeye güçlerinin yetmeyeceği ve hiçbir söz söyleyemeyecekleri de bir gerçektir.
Bu konferansa katılanların isimleri şunlardır : Birçoğunu Türk Kamuoyu tanımaktadır. Bir daha hatırlayalım :
Murat BELGE, Halil BERKTAY, Selim DERİNGİL, Fikret ADANIR, Taner AKÇAM, Üstün ERGÜDER, Fatma Müge GÖÇEK, Nilüfer GÖLE, Cemal KAFADAR,Şeref MARDİN, İlhan TEKELİ, Mete TUNCAY, Stefan YERASİMO, Ayhan AKTAR, Çağlar KAYDER, Edhem ERDEM, Cemil KOÇAK, Akşin SOMEL, Engin AKARLI, Metin KURT, Şeyla BENHABİB, Elif ŞAFAK, Osman KÖKER, Fethiye ÇETİN, Baskın ORAN, Gündüz VASSAF, Hrant DİNK, Ferhat KENTEL, Ayşe Gül ALTINEL, Melissa BİLAL, Ali BAYRAMOĞLU, Ahmet İNSEL, Turgut TARHANLI, Osman KÖKER, Nazan MAKSUDYAN, Oktay ÖZEL, Nesim ŞEKER, Rober KOPTAŞ, Meltem TOKSÜZ, Şahin ALPAY, Etyen MAHCUPYAN İsmet berkan, Ahmet HAKAN, Oral ÇALIŞLAR, Kürşat BUMİN, Fehmi KORU , Esra ÇUHADAR, Cem ÖZDEMİR, Murat PAKER, Ahmet KUYAŞ, Cevdet AYKAN, Serkis SEROPYAN, Aykut KANSU, Fuat DÜNDAR, Hülya ADAK,
Şimdi isimlerini kamuoyunun dikkatine çektiğim bu insanlara şunu sormak istiyorum. Erzurum’da binlerce Türk ve Müslüman Ermeniler tarafından 1877 – 1915 yılları arasında katledilip, yok edilmişlerdir. Onbinlerce aile Ermeni katliamından kaçarak yurtlarından uzaklarda yaşamak zorunda kalmış binlercesi hastalık ve iklim koşullarının elverişsizliği nedeni ile yollarda ölmüştür. Bu gerçekleri anlamak için sizler hiç olmazsa Erzurum Kongresinin kahramanlarından “ Cevat DURSUNOĞLU ’nun anılarını” okudunuz mu? Şuna inanıyorum ki böyle bir kitabın varlığını bu tartışmacılar belki de ilk defa duymaktadırlar. Ne olur, okuyun , araştırın ve ondan sonra ülkemiz insanlarına ve onların çektiklerine sırt çevirmeyin. Siz bu ülkenin fakir Türk Toplumunun yetiştirdiği insanlarsınız. Onlara sırt çevirmeye onların gerçeklerine göz kapayarak gerçek olmayan fikirlere destek varmaya hakkınız yoktur. Böyle bir hak size tanınmamıştır.
Hiçbir demokrat ülkede , ülke çıkarlarını hiçe sayan böylesine gerçek dışı toplantılara da özgünlük ve demokrasi adına müsaade edilmeyeceğini çok iyi bilmektesiniz.
Bu toplantıyı Boğaziçi Üniversitesinde değil, katliamın gerçekleştirildiği ve binlerce Türk’ün yok edildiği Erzurum’da Atatürk Üniversitesinde panel şeklinde yaparak halkı dinleyin, ondan sonra dünya kamuoyu önüne çıkarak bilimsel bir taştırmanın kuralları ile nasıl yapılacağının örneğini gösteriniz.
Bu gün hala yaşayan o katliamın içinden çıkmış insanlar size 1915’i ve o yılların acılarını en güzel şekilde anlatacaklardır. Sizlerde hiçbir yanlışa düşmeden dünya kamuoyu önünde gerçekleri objektif olarak tartışma fırsatını bulabilecek misiniz ? .
Sizlerin tartışmaya çalıştığınız bu konuda söz söylemeye çokta hakkınız olmadığını söylemek istiyorum. Çünkü hiçbirinizin 1915 yılını araştıran bir inceleme yaptığınıza ve herhangi bir bilimsel makale yayınladığınıza bile kimse tanık olmamıştır.
O halde bilgisiz , bilgi üretmekten vaz geçerek gerçekler üzerine oturtulacak tartışmaları yapmanızı daha objektif ve katılımcı , bilimsel çalışmalar içerisinde bulunmanızı sizlere öneriyorum.
Çok büyük arşiv ve kaynaklarımız mevcuttur. Onları iyice araştırıp, inceledikten sonra Türk kamuoyu önüne çıkmanızı sizlere salık veriyorum. Şöhretiniz altında tavsiye etme cüretimi hoş görü ve demokrasi anlayışı ile karşılayacağınızı umuyorum.