MEHMET FARAÇ
PKK'nin son dönemde yoğunlaştırdığı bombalı saldırılarda
uzaktan kumandalı patlayıcılara rastlanması, örgütün ateşkesten vazgeçtiği
anlamına mı geliyor? Aslında bu durum PKK'de uzun
süredir yaşanan, Urfa-Bingöl kavgasının, Türk ve
Suriyeli yöneticiler arasında da ciddi bir gerginliğe dönüştüğünü haber
veriyor. Kontrol edilemeyen eylemlerin artmasına yol açan gerginliğin arkasında
Murat Karayılan'ı dinlemeyen Suriyeli Feyman
Hüseyin olduğu öne sürülüyor. Yaşananlar PKK'yi
kim yönetiyor sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor.
1 Ekim'den itibaren tek taraflı ateşkes ilan
eden PKK'de yaşananları üç ana noktada değerlendirmek
gerekiyor:
PKK, en büyük sorunu örgütten kopmalar
yüzünden yaşıyor. Valiliklerin açıklamalarına göre ekim - kasım döneminde
teslim olan terörist sayısı 50'yi aşıyor. Aynı dönemde örgütün kent
komitelerinde çalışan ve lojistik faaliyeti yürüten 90'dan fazla kişi de
yakalanıyor. Bu arada örgüt, güvenlik güçleriyle girdiği çatışmalarda da çok
kayıp veriyor.
Örgütün ikinci sorununu, teslim olan ve
yakalananların itirafları oluşturuyor. Güvenlik güçleri ifadelerden yola
çıkarak Güneydoğu'da son iki ayda örgüte ait 29 sığınağı ortaya çıkarıyor ve
buralarda 10 kamyon dolusu silah, gıda, giyecek, ilaç, yakıt ele geçiriyor.
Bu iki sorun PKK'yi
sadece kent merkezi ve kırsaldaki örgütlenmesinde ya
da lojistik çalışmalarında sıkıntıya sokmuyor. Yaşananların yanı sıra örgüt
içinde uzun süredir var olan bölgesel kavgalar da uluslararası boyutta
gruplaşmalara yol açıyor. Avrupa'da Rıza Altun'
u pasifize ederek yerine Canan Kurtyılmaz'
ı getiren ve Bingöllülerle girdiği kavgayı kazanan Murat Karayılan'ın
karşısında bu kez çok önemli bir sorun duruyor. Bu sorun, PKK'nin
ateşkesten beklentilerini ciddi biçimde tehlikeye sokarken eylem stratejisini
de darmadağın ediyor.
PKK son dönemdeki çatışmaların, güvenlik
güçlerinin operasyonlarına karşı "meşru savunma" dan
kaynaklandığını iddia etse de, bazı bölgelerde mayın ve patlayıcılarla
gerçekleştirilen bazen de karakollara taciz ateşiyle sonuçlanan eylemler
ateşkesin ciddiyetinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor. Örneğin güvenlik
güçlerinin 21 bölgede ortaya çıkardığı bombalardan 15'inin patlamaya hazır
olduğu saptanıyor.
PKK ateşkes halindeyse bu eylemleri ve
tuzakları yalnızca operasyonlara karşı savunma ya da "misilleme"
olarak mı adlandırmak gerekiyor? Gerçekler hiç öyle görünmüyor. Çünkü son
olarak Şırnak'ta yaşananlar çok dikkat çekiyor. Örgüt
önceki gün Beytüşşebap'ta güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada 5 kayıp
veriyor. Şırnak'ın Güçlükonak
ilçesinde mayına çarpan bir araçta ise 3 asker şehit oluyor, 14'ü de
yaralanıyor. Şırnak Valiliği patlamanın uzaktan
kumanda ile gerçekleştirildiğini açıklıyor. PKK'ye
yakın ANF ajansı da bombanın askeri aracın geçişi
sırasında patladığını doğruluyor.
Bu saldırılar PKK'nin
ateşkesten vazgeçtiği anlamına mı geliyor? Bu eylemleri kim yapıyor sorusu da
yanıtlanamıyorsa asıl soru daha da önem kazanıyor: O zaman PKK'yi
kim yönetiyor?
Kandil'de örgütü yöneten Murat Karayılan'ın
kırsaldaki militanları koordine eden Suriyeli Feyman Hüseyin'e
söz geçiremediğine ilişkin yoğun söylentiler bulunuyor. İki militan arasındaki
hizipleşmenin tehlikeli boyutlara ulaştığı söyleniyor.
İddiaya göre Karayılan stratejik önemdeki
örgüt sorumlularına 15 Kasım 2006'da, "Komuta ve Savaşçı Yapısına"
başlıklı bir talimat göndererek, ateşkes kararına rağmen, eylem yapan
sorumlulardan özeleştiri istiyor. İddiaya göre Karayılan, talimatta, "Ufukları
sadece silahlı eylemlerle sınırlı kalan kadroların, PKK'den
bağımsız bir birim gibi hareket etmeye başladığından" yakınıyor.
PKK muhalifi kaynaklar ise aynı talimatta
Karayılan'ın, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren 700 PKK militanının
kaybedilmesine neden olan sorumluların görevden uzaklaştırılacağı, ateşkes
kararına rağmen eylem yapmakta ısrar edenlerin sorgulanacağını öne sürüyor.
Dün Tunceli'den gelen bir haber de PKK'deki uluslararası hizbi doğruluyor. Yerel kaynaklar
güvenlik güçlerinin, Feyman Hüseyin'in telsizden
militanlara yönelik eylem talimatını saptadığını iddia ediyor.
PKK'yi sıkıntıya yalnızca Feyman
Hüseyin sokmuyor. Büyük kentlerde daha önce sabotaj eylemleri yapan TAK birimi
de, önceki gün operasyonların durmaması halinde yeniden eyleme geçileceği tehdidini savurunca örgütteki kontrol sorunu
iyice büyüyor.
Kavga, hizip ve çöküş bir tarafa aslında PKK'deki kontrolsüzlük, kontrollü mayından daha tehlikeli
bir yöne gidiyor!