MEHMET
FARAÇ
Devletin
zirvesinde geliştirilen ''PKK'yi dağdan indirme planı'' aslında 2 yılı aşkın
süredir uygulanmaya çalışılıyor. Cumhuriyet, bu hedefi geçen yıl ''3 aşamalı PKK planı'' başlığıyla
duyurmasına karşın, terör dayatmasıyla siyasallaşmaya çalışan örgüt, ''Öndersiz çözüm, çözümsüzlüktür''
yolundaki stratejisinde ısrar ederek sorunu Öcalan
'da kilitliyor.
''PKK'nin
etkisizleştirilmesi için 2 yıldan bu yana hem Kürt liderler hem de Türkiye'deki
güvenlik ve istihbarat birimlerinin koordinasyon halinde bulunduğunu, PKK'nin 'çözüme katkı
sunsunlar' diye Talabani ile Barzani 'ye çağrı yaptığını, CIA elemanlarının 2 yıl içinde üç kez Kandil
Dağı'nda PKK yöneticileriyle bir araya geldiğini, ABD'nin, Kuzey'de kurulacak
devletin tanınması karşılığında Türkiye'ye PKK'yi
tasfiye sözü verdiğini ve PKK'nin 'Öndersiz
çözüm çözümsüzlüktür' propagandasıyla Öcalan'a özgürlük sağlanmadan
hiçbir çözüme yanaşmayacağını'' içeren
haber Cumhuriyet'in 20 Aralık 2005 tarihli sayısında yer alıyor. ABD aslında PKK'yi pasifize etme planını
Irak'ta yapılan genel seçimlerin ardından uygulamaya sokmaya başlıyor.
Washington, Irak'ta rahat hareket edebildiği tek bölge olan Kuzey Irak'ta, PKK
nedeniyle hem Kürtlerin hem de ABD'nin Türkiye ile sorun yaşayacağını biliyor.
Bir
dönem PKK'ye operasyon yaparak Osman Öcalan ve çevresini örgütten uzaklaştıran Amerika, bir
taraftan Irak'taki direnişçilerle savaşırken, Kandil'e müdahale ederek ikinci
bir cephe açmaktan özenle kaçınıyor.
Irak'taki
Kürt gruplar da, ABD eliyle son aşamasına getirdikleri devletleşme çabalarının
PKK yüzünden sekteye uğrayacağı endişesini yaşıyor. Tüm bunların yanı sıra
Türkiye'nin PKK konusunda baskısını arttırması hem Kürtleri hem de ABD'yi çözüme
zorluyor.
Türkiye-ABD-Kürt
koordinasyonu bu çabalarının yanı sıra, PKK'nin
içinde bulunduğu ve giderek derinleşen örgütsel ve siyasal krizden de
yararlanmaya çalışıyor. Çünkü istihbarat birimleri son bir ay içinde 26
teröristin öldürüldüğünü, 177'sinin yakalandığını, 121'inin teslim olduğunu
açıklıyor.
Örgütün
çatışmalardan kaçması, eylemlerini genellikle pusu ve saldırı şeklinde
gerçekleştirmesinin örgütte güçsüzlük ve yılgınlık yaratması da PKK karşıtı
uluslararası koordinasyonu umutlandırıyor.
Kandil'in
coğrafi konumu nedeniyle aslında güvenli bir bölgede olan PKK, örgütsel
çözülmenin yoğunlaşması, KDP ve KYB'nin tecrit
planına geçmeye çalışması ve baskıyı arttırmasının
paniğini de yaşıyor. Örgüt, üçlü koordinasyonun üçgeni daraltacağının
bilinciyle aslında strateji bunalımına da sürükleniyor. ABD ve Kürtlerin
müdahalesiyle PKK'nin alt kadrolarının Kuzey'de
kurulacak devlete entegre edileceği, örgüt yöneticilerinin ise Türkiye'ye
teslim edileceği endişesi de bu bunalımı giderek arttırıyor.
Ancak
hem operasyon endişesi hem de çözülme nedeniyle moralsizlik yaşayan örgüt,
İmralı'ya odaklı stratejinin sonuçlandırılmasını bekliyor. 1984 yılından bu
yana gerçekleştirdiği eylemleri Öcalan'ın yakalanması
nedeniyle siyasal alanda bir mücadeleyle sonuçlandırmayı isteyen örgüt, çözüm
için tek seçenek olarak masada Öcalan'ı tutmaya ısrarla devam ediyor.
Tüm
bunlara bakıldığında aslında ABD, Türkiye ve Kürtlerin Kandil'e askeri
operasyon ya da PKK'yi
diplomatik yolla çözme planından önce örgütün biadının
sürdüğü Abdullah Öcalan üzerine yoğunlaşması gerekiyor.
İmralı'da
avukatları aracılığıyla Kürt örgütleri üzerinde stratejiler geliştiren Öcalan
bir taraftan DTP'yi demokratik çözüm paketi
hazırlayarak AKP'ye sunması, diğer yandan da Kandil
Dağı'nı mücadeleyi geliştirmesi yolunda yönlendirmeyi sürdürüyor. PKK'nin 3 yıldır dile getirdiği ''Öndersiz çözüm, çözümsüzlüktür'' çağrısı Türk tarafında yanıt
bulmayacağına göre, Ankara-Washington-Süleymaniye
hattında sürdürülen diplomatik çabaların terör belasını kısa vadede
durduramayacağı ortaya çıkıyor.