31/07/2006

ÇABALAR İKİ YILDIR SONUÇSUZ KALIYOR

MEHMET FARAÇ

Devletin zirvesinde geliştirilen ''PKK'yi dağdan indirme planı'' aslında 2 yılı aşkın süredir uygulanmaya çalışılıyor. Cumhuriyet, bu hedefi geçen yıl ''3 aşamalı PKK planı'' başlığıyla duyurmasına karşın, terör dayatmasıyla siyasallaşmaya çalışan örgüt, ''Öndersiz çözüm, çözümsüzlüktür'' yolundaki stratejisinde ısrar ederek sorunu Öcalan 'da kilitliyor.

''PKK'nin etkisizleştirilmesi için 2 yıldan bu yana hem Kürt liderler hem de Türkiye'deki güvenlik ve istihbarat birimlerinin koordinasyon halinde bulunduğunu, PKK'nin 'çözüme katkı sunsunlar' diye Talabani ile Barzani 'ye çağrı yaptığını, CIA elemanlarının 2 yıl içinde üç kez Kandil Dağı'nda PKK yöneticileriyle bir araya geldiğini, ABD'nin, Kuzey'de kurulacak devletin tanınması karşılığında Türkiye'ye PKK'yi tasfiye sözü verdiğini ve PKK'nin 'Öndersiz çözüm çözümsüzlüktür' propagandasıyla Öcalan'a özgürlük sağlanmadan hiçbir çözüme yanaşmayacağını'' içeren haber Cumhuriyet'in 20 Aralık 2005 tarihli sayısında yer alıyor. ABD aslında PKK'yi pasifize etme planını Irak'ta yapılan genel seçimlerin ardından uygulamaya sokmaya başlıyor. Washington, Irak'ta rahat hareket edebildiği tek bölge olan Kuzey Irak'ta, PKK nedeniyle hem Kürtlerin hem de ABD'nin Türkiye ile sorun yaşayacağını biliyor.

Bir dönem PKK'ye operasyon yaparak Osman Öcalan ve çevresini örgütten uzaklaştıran Amerika, bir taraftan Irak'taki direnişçilerle savaşırken, Kandil'e müdahale ederek ikinci bir cephe açmaktan özenle kaçınıyor.

Irak'taki Kürt gruplar da, ABD eliyle son aşamasına getirdikleri devletleşme çabalarının PKK yüzünden sekteye uğrayacağı endişesini yaşıyor. Tüm bunların yanı sıra Türkiye'nin PKK konusunda baskısını arttırması hem Kürtleri hem de ABD'yi çözüme zorluyor.

PKK cephesi...

Türkiye-ABD-Kürt koordinasyonu bu çabalarının yanı sıra, PKK'nin içinde bulunduğu ve giderek derinleşen örgütsel ve siyasal krizden de yararlanmaya çalışıyor. Çünkü istihbarat birimleri son bir ay içinde 26 teröristin öldürüldüğünü, 177'sinin yakalandığını, 121'inin teslim olduğunu açıklıyor.

Örgütün çatışmalardan kaçması, eylemlerini genellikle pusu ve saldırı şeklinde gerçekleştirmesinin örgütte güçsüzlük ve yılgınlık yaratması da PKK karşıtı uluslararası koordinasyonu umutlandırıyor.

Kandil'in coğrafi konumu nedeniyle aslında güvenli bir bölgede olan PKK, örgütsel çözülmenin yoğunlaşması, KDP ve KYB'nin tecrit planına geçmeye çalışması ve baskıyı arttırmasının paniğini de yaşıyor. Örgüt, üçlü koordinasyonun üçgeni daraltacağının bilinciyle aslında strateji bunalımına da sürükleniyor. ABD ve Kürtlerin müdahalesiyle PKK'nin alt kadrolarının Kuzey'de kurulacak devlete entegre edileceği, örgüt yöneticilerinin ise Türkiye'ye teslim edileceği endişesi de bu bunalımı giderek arttırıyor.

Ancak hem operasyon endişesi hem de çözülme nedeniyle moralsizlik yaşayan örgüt, İmralı'ya odaklı stratejinin sonuçlandırılmasını bekliyor. 1984 yılından bu yana gerçekleştirdiği eylemleri Öcalan'ın yakalanması nedeniyle siyasal alanda bir mücadeleyle sonuçlandırmayı isteyen örgüt, çözüm için tek seçenek olarak masada Öcalan'ı tutmaya ısrarla devam ediyor.

Yönlendirme sürüyor

Tüm bunlara bakıldığında aslında ABD, Türkiye ve Kürtlerin Kandil'e askeri operasyon ya da PKK'yi diplomatik yolla çözme planından önce örgütün biadının sürdüğü Abdullah Öcalan üzerine yoğunlaşması gerekiyor.

İmralı'da avukatları aracılığıyla Kürt örgütleri üzerinde stratejiler geliştiren Öcalan bir taraftan DTP'yi demokratik çözüm paketi hazırlayarak AKP'ye sunması, diğer yandan da Kandil Dağı'nı mücadeleyi geliştirmesi yolunda yönlendirmeyi sürdürüyor. PKK'nin 3 yıldır dile getirdiği ''Öndersiz çözüm, çözümsüzlüktür'' çağrısı Türk tarafında yanıt bulmayacağına göre, Ankara-Washington-Süleymaniye hattında sürdürülen diplomatik çabaların terör belasını kısa vadede durduramayacağı ortaya çıkıyor.