ABD'DEN İKİ FARKLI BAKIŞ

Bush, tüm ayrıntıları hesaplanmış bir şekilde Irak Kürdistanı'nın lideri Barzani 'yi özel uçağını göndererek Beyaz Saray'da ''bölgenin başbakanı olarak'' ağırladı. Hem VIP konuğuna hem de onun kişiliğinde Irak Kürtlerine stratejik müttefik muamelesi yaptı. Moral verdi.

ABD'nin Dışişleri Bakanı Rice da KKTC Cumhurbaşkanı Talat 'ı, özellikle 28 Ekim gününü belirterek Washington'a çağırdı. KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılması için somut duyumlar beklediği için olmalı, Talat, cumhurbaşkanı olarak ilk kez katılacağı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 82. yıldönümü törenlerinde bulunmak yerine, görüşme takviminde herhangi bir erteleme istemeden Washington'a gitti. Ve elleri bomboş döndü. Rice'ın sözcüsü McCormack 'ın bu görüşme ile ilgili açıklaması, özellikle Rumların bu görüşme nedeni ile gösterecekleri duyarlılık açısından önemlidir.

Talat-Rice görüşmesinin bir ABD Dışişleri Bakanı ile Kıbrıslı Türk lider arasında -öyle bazılarının ve özellikle bizim medyamızın bir kesiminin değerlendirdiği şekilde- ilk karşılaşma olmadığını hatırlatan McCormack, daha önce 2004 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Powell ile yine Talat'ın görüştüklerini söylüyor. Sözcü, ABD'nin KKTC'yi bir devlet olarak tanımadığını yineliyor. Talat'ın Kıbrıslı Türk toplumunun temsilcisi olarak çağrıldığını vurguluyor ve izolasyonun azaltılması konusunda adeta dağın fare doğurduğunu belirtmek istercesine, bu konudaki soruları ABD'nin Annan Planı'nı desteklediğini yineleyerek yanıtlamayı yeğliyor. Benzer ve gerçekçi bir açıklama da elleri Washington'dan boş döndürülen Talat tarafından da yapıldığı için, şablon tümü ile saydam olarak değerlendirilebilir. ABD'de, tıpkı AB gibi Kıbrıs Türkleri üzerindeki izolasyonu sürdürerek hem KKTC hem de Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürecekledir.

Gelelim PKK'ye bakışlarına

Yine ABD, PKK ile ilgili stratejisini Türkiye'nin tüm isteklerine karşın değiştirmek niyetinde olmadığını Barzani'nin Beyaz Saray ağırlanmasından sonra da yinelemeye özellikle dikkat etmektedir. Rice, Kıbrıs Türkleri ile ilgili ABD planını sözcüsü McCormack aracılığı ile açıklarken, Ankara'nın PKK'nin ana üs olarak kullandığı Kuzey Irak'ta ortak bir harekât düzenleme önerilerini de Irak Danışman Yardımcısı Deutch 'a tam bir diplomatik söylem ile tekrarlatıyor.

O açıklamadan öğreniyoruz ki, meğer ABD'nin PKK'ye karşı bizimle çok iyi bir işbirliği varmış. Yakalanan PKK üyelerini yakında Irak yargısına teslim edeceklermiş! Türkiye, egemen bir ülke olan Irak'tan bu kişilerin iadesini isteyebilirmiş!

Ortak askeri harekâta gelince. O bölge coğrafi açıdan dağlıkmış! Bu nedenle PKK'ye karşı öyle basit askeri bir operasyon yeterli olmazmış. Zaten ABD'nin önceliği de Irak'ın güvenliği imiş!

Stratejik müttefikimiz önce ''can" diyor. Ama cananın derdine de merhem olmayacağını dolaylı olarak söylüyor. Aslında askeri zorlukları dağlara tırmandırarak ABD, Türkiye'nin -tıpkı Talabani 'nin de nasihatine uyarak- eşkıya çetesi ile masaya oturması için zemin oluşturmak istiyor!

Başbakan'ın önceki geceki Ulusa Sesleniş konuşmalarında bu iki konunun da yer almadığını söylemeye gerek var mı? AKP hükümeti için öyle taşın altına -hele o taş ağır olursa- sokulacak el diye bir konunun gündemde olmadığını bilmeyenimiz kaldı mı?

Orhan BİRGİT