Cumhuriyet- 29.11.2005

HERKES AKLINI BAŞINA DEVŞİRSİN!

Ali SİRMEN

Haberi okurken, hayvan sever dostlarımı, özellikle her konuda yüreğindeki engin sevgiyi sütunlarına yansıtmakta çok başarılı olup hepimizi gönülden saran Bekir Coşkun 'u düşündüm.

Şemdinli olaylarını soruşturmakta olan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyelerinin tüylerini diken diken eden olayları haberleştirmiş Saygı Öztürk .

Haberde, polis ve askerlerin kullandıkları köpek ve güvercinlere yapılan işkenceler anlatılıyordu.

Canlı canlı kanatlarından duvarlara çivilenmiş posta güvercinleri ve eritilmiş naylon ile gözleri kör edilmiş veya üzerine benzin dökülerek yakılmış polis köpekleri...

İnsan ruhunun sefaletinin varabileceği son noktadır bilinci olmayan hayvana yapılan işkence...

Bu davranış biçimini bir kavmin geleneksel yabanıllığına, ilkelliğine bağlamaya kalkmak yanlış olduğu kadar, ırkçı bir tavırdır..

İnsanın içini bulandıran, örneğinin hiçbir yaratıkta görülmesine olanak bulunmayan bu davranış biçimi ile geleneksel töre cinayeti arasında haklı olarak bir bağlantı kurabilirsiniz, ama bunlara etnik bir kılıf giydiremezsiniz.

Bugün içinde yaşadığımız sorunun püf noktası da zaten, olayların etnik nedenlerle açıklanmasına çalışılmasıdır.

Olay etnik değil, sosyolojiktir. Bu akıl almaz vahşetin ve ilkelliği de aşan çöküntünün nedenini etnisitede değil; geri kalmış, cahil, feodal, tarım toplumunun yapısında aramak gerekir.

****

Kökenine doğru tanı koymamız, olayın önemi açısından da zorunludur. Böylesine bir kinin tutsağı olan insanlar, bir değişime uğramadan, hangi özgürlüğü, hangi demokrasiyi sağlayabilirler kendilerine veya kardeşlerine?...

Onlar ki, kör gelenekleri ve çağın gerisinde kalmış değer yargıları yüzünden bizzat kardeşlerine ve evlatlarına kıymaktan bile çekinmemektedirler. Ve bu yapı değişmeden, onun eseri olan insanlar nasıl bir değişime uğratılabilirler?

Demokrasiden, demokratik çözümden, barıştan söz eden, programlar öneren bölge önde gelenlerinin kaç tanesi sorunun özü olan bu noktaya dokunuyorlar? Bunların önemli bir bölümünün feodal düzenin egemenleri olduklarını bilmiyor muyuz?

Önderi baskının simgesi olan hareketler, nasıl bir özgürlük ve demokrasi doğurabilirler ki?

Herkes aklını başına devşirsin!

Sorun etnik olmanın çok ötesindedir.

Böylesine bir kini doğuran düzen değişmedikçe, hiçbir çözüm olamaz.

Kimse halkların bahtsızlığını ve mutsuzluğunu daha da arttıracak, halkları karşıt taraflar haline getirip etnik saflaşmayı kışkırtıp egemen kılacak davranışlarda, önerilerde bulunmasın!

Toplumları, gerçekleşmesi teorik olarak mümkün görülse bile fiilen mümkün olmayan çözümlerin peşine takarak, halkın bir bölümüne ülkenin en gelişmiş bölgelerinin kapanması sonucunu doğuracak öneriler, programlar peşinde koşturmak kimseye ama kimseye yarar sağlamayacaktır.

Feodal düzenin bu geri kalmışlıktaki birincil etkisini gözden kaçırmak amacıyla etnik çelişkiyi, çatışmayı kaşımak kendi insanına ihanettir.

****

Ülkedeki sorunu, kendi amaçları doğrultusunda kaşımak, ilk bakışta masum gibi görünen saptamalarla, tehlikeli önerilere yol açmak kimseye yarar sağlamaz. Çağdaş laik toplumda, bir başbakan eğer, bizi birleştiren öğenin din olduğunu söylüyorsa, bunun ne gibi tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini görmek zorundayız.

Açın yakın tarihimizi bir bakın!

Anadolu'da masum insanların kanının dökülmesine yol açan Şeyh Sait de bizi birleştiren öğenin din olduğunu söylüyor; ama buradan yola çıkarak, hilafetin kaldırılmasının bu birleştirici öğeyi ortadan yok ettiğini ileri sürüp, hilafetin kaldırılmasının üstünden bir yıl bile geçmeden isyan bayrağını açarak Türkiye'yi parçalamaya çalışıyordu.

Şeyh Sait'in girişiminin kimlere neler kaybettirdiği, hangi yabancı güçlere neler kazandırdığını, olayın nasıl geliştiğini bilmeyenler, Uğur Mumcu 'nun ''Kürt - İslam Ayaklanması'' kitabını okuyabilirler.

Uğur, aramızdan ayrılmasından yıllar sonra da eserleriyle yolumuza ışık tutuyor.

Başbakan'ın, uçakta kimi medya mensuplarına söyledikleri üzerinde uzun uzun düşünmek ve bu mantığın hangi tehlikeli sonuçlara varabileceğini görmek zorundayız.

Evet herkes aklını başına toplasın!

Kimse, insanları daha da mutsuz edecek çıkmazlara sokmaya çalışmasın toplumu!