Son saldırıların ardından terör örgütü PKK ile ilgili olarak hazırlanan
güvenlik ve istihbarat raporunda terör örgütünün AB-ABD desteğinde olduğu,
terör elemanı sıkıntısı çekmediği, ancak siyasal tabanının erimemesi için "pasif
eylemli" döneme geçtiği vurgulandı. Raporda, örgütün parti, dernek,
medya, yerel yönetim desteğine sahip olduğu, Ankara yönetiminin buna karşı
koyacak gücü büyük ölçüde yitirdiği belirtildi. Raporun, terör örgütünün
durumuna ilişkin bölümünde ana hatlarıyla şu değerlendirmelere yer verildi:
4 Terör örgütü, siyasi taban genişliğinin azalmakta olduğu
endişesinde. Bu nedenle pasif eylemlerle varlığını daha fazla hissettirmek ve
taban erozyonunu azaltmak istiyor.
4 Örgüt, AB ve ABD'den kendisine hiçbir zaman olumsuz tavır
gelmeyeceği inancında. 2003 yılında Amerikalılarla örgüt elemanları arasında
Kandil Dağı'nda yapılan görüşmelerle varılan mutabakat aynen devam ediyor.
Terör örgütünün iç gündeminde birinci sırayı, AB-ABD'den kendilerine verilen
sözler oluşturuyor.
4 Büyük bölümü uyuşturucudan olmak üzere yıllık geliri 300
milyon dolar civarında. Yerel olarak alınan destekler bunun dışında.
4 Parti, dernek, medya ve yerel yönetimler desteği, zaman zaman birbiriyle koordineli olacak ölçüde tam. Ankara, buna
karşı koyabilecek gücü büyük ölçüde yitirdi. Şu aşamada bu yönde ciddi bir
çalışma da yok.
Raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde, devletin terörle mücadelede tüm birimleriyle devrede olmasına vurgu yapılırken şu saptama dikkati çekiyor: "Milli Güvenlik Kurulu, terörle mücadelede büyük ölçüde devre dışı kalmış, işlevini yitirmiş durumdadır." Bu bölümde ayrıca, günümüz koşullarında hiçbir ülkenin terörle tek başına mücadele edemeyeceği, konunun uluslararası boyutunun çok önemli olduğu belirtilirken "Halen kendi toprakları üzerinde terör örgütünün faaliyetini engelleyen bir tek AB ülkesi bulunmamaktadır" değerlendirmesine yer verildi.
4 Örgüt, terör elemanı bulmakta sıkıntı çekmiyor. Yitirdiği bir elemanın yerine hemen daha fazlasını koyacak güç ve yeteneğe sahip.
4 Silahlı güç miktarı 5800-6000 arasında. Terör
elemanlarının yüzde 80'i Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı. Yüzde 20'si, İran, Irak
ve Suriye uyruklu.
4 Örgütün üst düzey yönetiminde herhangi bir görüş ayrılığı
bulunmuyor. Teröristler İmralı'ya bağlı ama kararları kendi inisiyatifleriyle
alıyor. İmralı bu durumun ayırdında. İmralı, "aktif
yönlendirme" yapmaktan kaçınıyor. Bunun bir nedeni de inisiyatifi
tümüyle yitirme endişesi.
Raporun önemli bir bölümünde de terör örgütünün Kuzey
Irak'taki bağlantılarına ve buradaki gelişmelerin örgüte olan etkisine yer
veriliyor. Bu bölümde yapılan değerlendirmeler şöyle:
4 PKK ile Barzani'nin arası kamuoyuna verilmek istenen
görüntünün tersine iyi değil. PKK, Barzani'nin hem bölgede hem Türkiye'nin
güneydoğusunda etkin olmasından rahatsız.
4 PKK, DTP'li milletvekillerinden
8'inin Barzani yanlısı olduğunu düşünüyor.
4 Terör örgütü, bölgedeki gelişimine en büyük zararı,
Barzani'nin ve Kürt-İslam eğiliminde yükselen hareketlerin verdiği görüşünde.
Buna karşı alınabilecek önlemler konusunda arayış içinde.
4 Örgüt, hareketinin Türkiye, İran ve Irak'taki tüm Kürtleri
kapsaması hedefinde. Kuzey Irak'ta meydana gelecek daha ileri siyasal
gelişmelerin Türkiye'nin güneydoğusunu da kapsayabileceğini düşünüyor.
Raporun, terör örgütünün önümüzdeki dönem planlarıyla ilgili
bölümünde, pasif saldırı eylemlerine dikkat çekiliyor. Bu bölümde şu unsurlara
yer veriliyor:
4 Örgütün başlıca hedefi, güvenlik güçlerini zayıflatmak,
etkisizleştirmek ve en önemlisi güvenlik güçlerine toplumun duyduğu güveni
azaltmak. Bu doğrultuda psikolojik yöntemlere de başvurmak. Örgüt, kendisiyle
sadece güvenlik güçlerinin mücadele ettiğini düşündüğü için bu hedefi ayrıca
önemsiyor.
4 Kış aylarında büyük kentlerde ölçeği farklı eylemler yapma
hazırlığı dikkati çekiyor.
4 Terör örgütü tüm eylemlerinde ve adımlarında elemanlarının
moral durumunu yükseltmeyi başlıca amaçlardan biri olarak görüyor. Son
eylemlerle varlığını ve hedeflerini koruduğunu özellikle kendi tabanına karşı
da gösterdiği düşüncesinde.
Cumhuriyet Gazetesi - 15.10.2007