BARZANİCİLİK GÜNEYDOĞU’DA YÜKSELİYOR MU?[*]

Mehmet FARAÇ

 

KÜRT HAREKETİ BARZANİCİLİĞE ODAKLANIYOR

Mesud Barzani liderliğindeki Irak Kürdistan Demokratik Partisi'nin (IKDP) Güneydoğu'da yoğun ilgi kazandığına ilişkin iddialar, son olarak Şemdinli'deki olayların ardından da gündemi işgal ediyor. Güneydoğu'yu Kürdistan'ın bir parçası olarak gören Barzani, dünya siyasetindeki etkisi, devletleşme yolundaki adımları, öğrenci bursu, Kürt pasaportu, kimliği, ihale ve ticarette etkinlik vaatleriyle bölge insanını yanına çekmeye mi çalışıyor? Güneydoğu'da bu sorulara olumlu yanıtlar veren gelişmeler yaşanıyor.

ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından Kuzey Irak'ta giderek bağımsızlık yolunda alınan mesafe, Molla Mustafa Barzani 'den bu yana Türkiye'deki Kürtler üzerinde etkisi olan IKDP'ye sempatiyi arttırıyor. Mesud Barzani'nin Kürdistan Federal Bölge Başkanı olması, yalnızca Türkiye'de değil, IKDP ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (IKYB), bir bölümünü ''Büyük Kürdistan'' haritasında gösterdiği Suriye ve İran'daki Kürtler arasında da ciddi bir moral kaynağı oluyor. Bu ülkelerde de Barzani sempatisi giderek artıyor. Şüphesiz bu ülkelerdeki yoksul Kürtler de sosyal, siyasal ve ekonomik varlıklarını giderek Barzani'nin Ortadoğu ve dünya politikasındaki etkinliğine bağlamaya başlıyor.

 

REYTİNGİ YÜKSELEN KÜRT

Ancak Türkiye'deki Barzani ilgisi giderek daha çok açığa çıkıyor. Bunda sosyal, siyasal ve ekonomik nedenlerin yanı sıra bölgede faaliyet gösteren legal ya da illegal kuruluşların hareket tarzındaki değişimin de ciddi payı bulunuyor.

Kuzey Irak'taki Kürt grupların, yıllar süren kardeş kavgasına karşın Barzani'nin önderliğini kabul ederek birleşme yolunda ilerlemesi, IKDP liderinin etkisini arttırıyor. İlk kez bir Kürt'ün, Celal Talabani 'nin Irak Devlet Başkanı olması, Kürtçenin Irak'ta resmi dil olarak kabul görmesi, Kerkük'ün Kürt kimliği olan bir kent olduğunun vurgulanması ve dolayısıyla Kürtlerin zengin petrol yataklarını sahiplenmesi ise Barzaniciliğin reytingini yükseltiyor.

Türkiye'nin burnunun dibindeki bu gerçek, Güneydoğu'da da Barzani'ye endeksli bir hareketliliğe yol açıyor. Bölge insanı PKK'nin şiddet yoluyla yansıtmaya çalıştığı Kürt olgusunun Barzani üzerinden itibarlı bir yükselişe geçmesini sevinç ve gururla izliyor. Türkiye'nin Güneydoğu'sunda ve sınır boyundaki ülkelerde Kürtler dikkatlerini ve ilgilerini ister istemez Barzani üzerinde yoğunlaştırıyor. Barzani'nin geçen aylarda peşmerge kıyafetiyle gittiği Beyaz Saray'da, ABD Başkanı Bush tarafından ''Başkan'' diye kabul edilmesi, Kürt liderin İngiltere ve Almanya'da saygın bir şekilde ağırlanması Kürtler için devletleşmede ciddi göstergeler olarak düşünülüyor.

Kürtler, polis teşkilatından askeri örgütlenmeye, para biriminden devlet televizyonuna kadar gerçekleşen kurumsal yapılanmaların, Talabani ve daha çok Barzani'nin çabalarıyla onları devletleşmeye götüreceğine artık daha fazla inanıyor.

 

'PKK ÜRKÜYOR'

Barzaniciliğin Güneydoğu'daki bu yükselişi salt Kürt lidere dünya siyasetinde gösterilen ilgi ya da Kuzey Irak'taki politik ve ekonomik devinime dayanmıyor. Ağustos ayında Kuzey Irak'a iki ziyaret gerçekleştiren İslamcı Kürtlerden Mehmet Metiner , Barzaniciliğin Güneydoğu'daki yükselişine yönelik saptamalara ''doğru bir gözlem'' karşılığını veriyor. Türkiye'deki Kürtlerin çok eskiden bu yana Barzani hareketine sempati duyduğuna dikkat çeken Metiner, bu ilginin Molla Mustafa Barzani'nin mücadelesiyle başladığını ifade ediyor. Metiner şu yorumu yapıyor:

''PKK ortaya çıkmadan önce Türkiye'de en güçlü eğilim Barzani yanlısı Kürt hareketiydi. Ancak PKK bu kitleyi 1980'li yıllarda bloke etti. Barzaniler için de o dönem kötü bir dönemdi. Ama Barzaniler sonradan toparlandılar ve şimdi kendi topraklarında bir bölge yönetimi kurdular. Artık Barzani, uluslararası politikada saygın bir kişilik. Türkiye'nin Kürtleri bu süreçte tekrar Barzani'ye ilgi görmeye başladılar. Kuzey'de Kürdistan yönetiminin ortaya çıkması ilginin onlara odaklanmasına yol açtı.''

Metiner, ''PKK bu ortamda sosyoljik tabanını kaybedebileceği tehlikesini gördü. Dolayısıyla tekrar şiddeti tırmandırarak kendi kitlesi üzerinde hâkimiyetini koruyacağını düşündü'' diyor. ''Peki Barzani'ye yönelik ilgi nereye gidiyor?..''

Metiner bu soruyu şöyle yanıtlıyor: ''Benim gözlemlerime göre Barzani kendi adına Türkiye'de politika yapmak isteyenlere ve Türkiye'nin iç politikasına karışmak istemiyor. Ancak marjinal gruplar ise Barzani'ye yaslanarak kendilerini ayakta tutmak istiyor. Ayrıca PKK'ye karşı siyaset yapmak isteyen birtakım çevreler de orayı politik üs olarak görmek istiyor. Barzani'ye ilginin tabii ki ekonomik bir boyutu da var. Türkiye'nin büyük işadamları Kuzey Irak'ta ekonomik pastadan pay almaya çalışıyor. Türkiye kendi Kürtlerini demokratik sürece katamazsa bu ilgi tutulamayacak boyuta ulaşacak.''

 

KÜRT SİYASETÇİLER BARZANİ ODAKLI OLUŞUMLAR İÇİN NABIZ YOKLUYOR, PARTİ KURMAYA ÇALIŞIYOR

Barzanicilik Güneydoğu'da 1980'den bu yana ilk kez ciddi bir yükseliş gösteriyor. Bu durum ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından yaşanan sosyo-politik değişimlerle ivme kazanıyor. Kürtlerin Halepçe katliamı nedeniyle diş bilediği Saddam Hüseyin rejiminin yıkılması IKDP'yi ön plana çekiyor. Kürtler, ABD güdümündeki politikalarıyla Irak'ta bir taşla üç kuş vurduklarını biliyor. Kürt düşmanı olarak tanımlanan Saddam'ın devrilmesi, onun koltuğuna Kürt Celal Talabani 'nin oturması ve Kuzey Irak'ta Mesud Barzani 'nin devletleşme çabaları, IKDP'yi Güneydoğu'da da ilgi odağı yapıyor.

Bu ilgi, Şeyh Sait 'in torunu Abdülmelik Fırat 'ın lideri olduğu Barzani yanlısı Hak ve Özgürlükler Partisi'nin (HAK-PAR) seçim sonuçları ve sonrasındaki faaliyetlerinde de dışa vuruyor. 3 Kasım seçimlerinde Diyarbakır'da bağımsız aday olan Abdülmelik Fırat 5 bine yakın oy alırken partisinin aynı kentte düzenlediği ''Kürdüm, tarafım, talep ediyorum'' kampanyasına 50 bin Diyarbakırlı imza atıyor. Bu rakam salt bölge insanının giderek artan Kürtlük bilincinden kaynaklanmıyor. Fırat, Öcalan 'ı sık sık ''MİT ajanı'' , PKK'yi ise ''devlet denetiminde olmak'' la suçlamasına rağmen partisinin yaptığı anketin Diyarbakır'da ilgi görmesi şaşırtıyor. Öcalan'a yoğun sempati duyulan bir kentte, PKK düşmanı HAK-PAR'ın 50 bin imza toplaması, daha çok Fırat'ın, Kürt gerçeğini Beyaz Saray'da onaylatan Barzani'ye endeksli politikasına dayanıyor.

 

BARZANİ PARTİSİ!..

Barzanicilik yalnızca HAK-PAR'la sınırlı kalmıyor. IKDP yanlısı Derviş Akgül adlı Kürt politikacı, aylardır Türkiye'de Barzani odaklı, Kürt orijinli bir parti kurmak için nabız yokluyor. Hatta Akgül, genel başkanlık konusunda geçen aylarda Ankara'da Barzani ile bir görüşme yapan Abdülmelik Fırat'a öneri götürüyor, ancak olumsuz yanıt alıyor.

PKK'nin temsil ettiği çizgiye sıcak bakmayan çevreler ise şimdilik Akgül'le ilgili yorum yapmıyor.

 

'BARZANİCİ'NİN İTİRAFLARI...

Barzani'nin Türkiye'deki adamı olarak bilinen Derviş Akgül, Güneydoğu'da ''Derwişe Sedo'' diye tanınıyor. 20 Mayıs 1920'de Garzan'da İngiliz ve Fransızlarla işbirliği yapan Cemil Çeto 'nun kardeşi Bişar Çeto 'nun torunu olan Akgül, 1965'te kurulan Türkiye Kürdistanı Demokrat Partisi 'nin bir süreliğine genel sekreterliğini yapmasıyla anımsanıyor. Barzani ile sürekli iletişim içinde olan Akgül'ün oğlu Azad ise Kuzey Irak'ta müteahhitlik yapıyor. Akgül, 24 Ağustos 2004'te Kerkük Kürdistan adlı internet sitesinde yayımlanan röportajında, Türkiye'de Barzani yanlısı bir parti kurmaya çalıştığını itiraf ediyor. Akgül, ''Peki, siz şimdi Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi'ni Türkiye'de legal bir şekilde açmak mı istiyorsunuz'' sorusunu şöyle yanıtlıyor:

''Kararımız, Kürdistan adını taşıyan bir partiyi kurmaktır. Programımızda Kürtler için federal bir devletin kurulması yer alacaktır. Parti, Kürtlerin haklarını Türkiye devletinden talep edecektir. DEHAP yönetimi Türk devletinin kontrolündedir. Ancak Abdülmelik Fırat ve Şerafettin Elçi bizim gibi düşünüyor. Elçi'nin partisini kapatmışlar. Bazı arkadaşlarımızı, Elçi, Fırat ve diğer bazı Kürt şahsiyetleriyle görüşmek için görevlendirmişiz. Kürdistan'da en iyi hareketin Barzanilerin hareketi olduğunu düşünüyorum.''

Akgül, ''Barzani size, Elçi'ye ve Fırat'a, birlikte yeni bir parti kurun diyebilir mi'' sorusuna şu karşılığı veriyor:

''Başkan Mesud Barzani, kendisi böyle bir kararı verir ve bizden böyle bir şeyi isterse biz kendi açımızdan hazırız. Eğer Kürdistan'ın kuzeyinde böyle bir hareket kurarsak kesinlikle onların yükü hafifleyecektir. Eğer biz bir kuvvet, bir örgüt olmuş olsaydık, Türk devleti, ordusunu Irak'a göndermek istediği zaman, onun yolunu kapatırdık!''

 

PKK'YE ELEŞTİRİ, BARZANİ'YE ÖVGÜ

Başta İmralı'da yatan Abdullah Öcalan'ın ilginç bir değişim gösteren yeni politikaları ve PKK'deki kırılma ve çözülme süreci de ister istemez Barzaniciliğin yükselişine destek veriyor. PKK'nin, Öcalan ve KONGRA-GEL eliyle Kürtleri Türkleştirme iddiaları artık daha sık dillendiriliyor.

Bir tek Türk kökenliyi bünyesine alamasa da Demokratik Toplum Hareketi'nin (DTH) Türkiyelileşme çabalarına Barzani yanlıları ilgi göstermiyor.

PKK'nin devletin kontrolüne geçtiği şeklindeki propagandalar ise milliyetçi Kürtler üzerinde etkili oluyor.

Barzaniciler bir yandan PKK ve Öcalan aleyhine bu propagandaları yaparken, diğer yandan da dış dünyada PKK ve diğer oluşumlara verilen desteğin azaldığını yayıyor, Molla Mustafa Barzani döneminden bu yana Kürt ve Kürdistan için verilen mücadeleden ciddi sonuçlar alınmasının IKDP'den kaynaklandığını öne çıkarıyor.

 

'PARTİYE KEMALİSTE KÜRDİSTAN'

Öcalan'ın Kemalizmi sahiplenen yeni siyasi söylemi de Barzani'ye yönelimi arttırıyor. Öcalan, avukatlarıyla yaptığı her görüşmede Atatürk ve Kemalizme vurgu yapıyor. Barzaniciler onun, ''Eğer gerçekten Mustafa Kemal'i anlamak isteyenler varsa onun devrimci cumhuriyete adım atarken, 1920'lerdeki hamlesini doğru anlayarak, bağnazca tutuculaştırmadan yenileyerek çözüme gitmemiz gerekir'' sözlerini aleyhine kullanıyor. PKK ile ilgili, ''Partiye Kemaliste Kürdistan'' tanımlamasını ise HAK-PAR'cılar ile PKK karşıtları yayıyor.

Ayrılıkçı Kürtler, Atatürk'ü kendilerine en büyük düşman olarak görüyor. Barzanici HAK-PAR, Atatürk ve Cumhuriyeti, Öcalan'ın politikasındaki değişim üzerinden vurarak puan toplamaya çalışıyor. Nitekim HAK-PAR'ın eski Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Güçlü , her platformda Atatürk ve Cumhuriyete sert eleştiriler yöneltmekten kaçınmıyor. Güçlü, 18 Kasım Cuma akşamı KanalTürk'te yayımlanan bir programda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Güneydoğu'da işgalci olduğunu, Atatürk'ün İngilizlerle gizli anlaşma imzalayan bir mandacı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin Kürtleri temsil etmediğini, yalnızca Barzani'nin iktidarını tanıyacağını söylüyor.

 

KDP, PKK'DEN BESLENİYOR

BARZANİCİLİĞİN YÜKSELİŞİ SİYASAL, KÜLTÜREL VE EKONOMİK

NEDENLERE DAYANIYOR 

Mesud Barzani' nin yazdığı, ''Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi'' başlıklı kitaplar Güneydoğu'da dağıtılıyor. Barzani'yi uluslararası arenada gösteren görüntüler televizyonlardan yayımlanınca bölgedeki eylemlerde artık ''Biji Barzani'' diye sloganlar da atılıyor, Kürt liderin resimleri işyerleri ve evleri süslüyor.

Barzani, Güneydoğu Kürtlerini Kuzey Irak'a çekmek için her yolu deniyor. Türkiye'den 2 bin gencin Erbil kentindeki Selahaddin Üniversitesi'ne başvurduğu saptanıyor. Barzani, üniversiteye kabul edilen 250 öğrenciye ayda 100'er dolar burs veriyor. Gençlerin bir gün kullanacakları umuduyla ceplerinde Kürt pasaportu taşıdığı da ileri sürülüyor.

Barzani'nin Güneydoğu'da Kürt kimliği dağıttığına yönelik iddialar ise güvenlik birimlerince yalanlanıyor. Bir emniyet yetkilisi bu konuda basında çıkan haberlerle ilgili olarak ''Mantıklı değil. O konuda bir saptama yok, bu bir politika olsa PKK yapardı'' diyor.

 

'İKİYÜZLÜ POLİTİKA İZLİYOR'

Kürt sorunu iddiasıyla 1980'den bu yana devletle çatışan PKK'liler Barzani'ye yönelik sempatinin giderek artmasından hiç de hoşnut görünmüyor. Oysa Barzaniciliği tetikleyen unsurlardan birini de tabii ki PKK'deki kırılma ve erozyon oluşturuyor.

Barzani PKK ile ilgili ikiyüzlü bir politika izliyor. IKDP lideri Türkiye'ye verdiği mesajlarda PKK ile mücadele ettiğini ileri sürerken örgüt Barzani bölgesinde büro açıyor, istediği gibi at koşturuyor.

Yine de Barzani yandaşlarının şiddet dışı siyaset söylemi terör olaylarından sıkıntı çeken Güneydoğu insanı üzerinde olumlu etki bırakıyor. Bölge insanı PKK'nin şiddetle hedefe ulaşma çabalarından uzaklaşmaya çalışırken Kürt siyasetinden de kopmak istemiyor. IKDP burada ciddi belki de tek seçenek olarak giderek daha fazla öne çıkmaya başlıyor.

Barzaniciliği salt Öcalan' ın karşıtları arasında tepki çeken görüşleri değil PKK içindeki çalkantı da öne çıkarıyor. KONGRA GEL içindeki tasfiyeler, Hikmet Fidan cinayeti, örgütün İran ve Suriye'deki diğer Kürt hareketlerini etki altına alma çabaları ve bu akımların önde gelenlerinden Kemale Sor, Şapur Badoşiva gibi çok sayıda örgüt üyesinin öldürülmesi PKK aleyhine ciddi kampanyalara yol açıyor.

Fidan'ın öldürülmesinin ardından 250 kişilik ölüm listesi söylentileri ''Derin PKK'' tartışmalarına yol açıyor, Barzani tabanına eğilimi arttırıyor. Barzaniciler Güneydoğu'da sık sık ''PKK'nin silahı Kürtlere döndü'' propagandası yapıyor.

HAK-PAR yanlıları da bunu kullanıyor. PKK ise yayınlarında Abdülmelik Fırat 'a ağır hakaretler ediyor. İbrahim Güçlü 'nün ise devletin isteğiyle Diyarbakır'da Kürd-Der'i kurduğunu, bu kişinin Öcalan'sız ve PKK'siz Kürt yaratma peşinde olduğunu öne sürüyor.

 

PKK'DE ÇOK BAŞLILIK...

Bölge insanının IKDP çizgisine sempatisi yalnızca bu gerekçelere dayanmıyor. Barzani hareketinin yükselişi PKK'deki erozyonla da ilişkilendiriliyor. PKK bölgede artık daha sıklıkla ''tek adam hareketi'' olarak nitelendiriliyor. Cezaevinden çıkanlar, cezaevinde olanlar, Avrupa kesimi, dağ kadrosu, belediyelerin inisiyatifi ve DTH'nin etkisinden oluşan çok başlılık, örgütün tabanını eritiyor, yılgınlığa ve bıkkınlığa yol açıyor. Siyaset yapma isteğindeki Kürtler için adı kanla özdeşleşen PKK yerine, Barzani ve onun çizgisindeki ideoloji çekim merkezi olmaya devam ediyor. Bir anlamda Kuzey Irak'ta devletleşmeye giden her adım Güneydoğu insanını biraz daha Barzani'ye götürüyor. PKK ve Öcalan'a yönelik eleştiri ve tepkiler arttıkça bundan Barzanicilik nemalanıyor. Barzaniciliği ön plana çıkaranlar, PKK'nin 40 binden fazla insanın ölümüne yol açan eylemlerinin, bölgenin kültürel temele oturtulan sorunlarını daha da çıkmaza sürüklediğini oysa Barzani'nin siyasal çizgideki mücadelesinin Irak'taki Kürtleri başarıya götürdüğünü örnek göstererek yandaş toplamaya çalışıyor.

Barzanicilik propagandasında temel noktalardan birini de PKK'nin ilk günkü iddialarından tamamen uzaklaştığı, boş söylemlere dayandığı, mücadelenin de Öcalan'ın özgür kalmasına indirgendiği iddiaları oluşturuyor.

 

BARZANİCİLİĞİ RANT BÜYÜTÜYOR

Mersin'in Irak'la olan ticaret hacmi 167 milyon doları aşıyor. Sadece bu kentte Bağdat'a odaklı 171 firma bulunuyor

Güneydoğu'da kimi çevreler, Şemdinli'de yurttaşların sokağa dökülmesinde Barzani hareketinin de etkisi olduğunu iddia ediyor. PKK'nin Barzani'ye yönelen kitleyi yeniden kendine çekebilmek için Şemdinli'deki olayları kullandığı ve ''Serhildan'' (başkaldırı) eylemlerini arttırdığı ise karşı iddiayı oluşturuyor. Bu görüşlere bakılırsa, olayların Kuzey Irak'la yoğun ticaret yapılan Şemdinli'de çıkması tesadüf görülmüyor. Irak sınırındaki Şemdinli'de binlerce yurttaş IKDP peşmergeleri aracılığıyla sınır ticareti yapıyor. Irak'ta devletin sübvanse ettiği, yağ, şeker, çay ve pirinçten oluşan tonlarca gıda maddesi Şemdinli üzerinden Güneydoğu'ya dağıtılıyor. İlçede yüzlerce insan da, katırlarla dağlardan mazot kaçırıyor. Yani bölge insanı biraz da Kuzey Irak'tan, daha doğrusu Barzani'den besleniyor.

Erbil'deki Selahaddin Üniversitesi'nde okuyan gençlerden 62'sinin Şemdinli'den olması ise dikkat çekiyor. Diyarbakır'daki bir avukat bu durumu, ''Gençler, Erbil'deki üniversiteden mezun olduktan sonra Barzani misyoneri gibi Güneydoğu'ya dağılacaklardır'' diyor.

IKDP'nin internet sitesinde yer alan ve geçen aylarda Cumhuriyet'e de yansıyan Barzani'nin şu sözleri Şemdinli olaylarının arkasındaki nedenlere de mercek tutuyor: ''Kürdistan'ın farklı bölgelerindeki halklar arasındaki dayanışma doğaldır ve Kürdistan'ın herhangi bir bölgesindeki ayaklanma, diğer bölgelerdeki Kürtler tarafından her zaman desteklenmiştir. Hükümetlerin bu gerçeği reddetmeleri, durumun gerçekliğini değiştirmez!..''

Barzani'nin Güneydoğu'da ilgi çekmesinin kökeninde ekonomik nedenler de bulunuyor. Kuzey Irak'taki ekonomik canlılık uzun vadede kendini daha çok hissettirecek bir cazibeyi içeriyor. Kişi başına ekonomik gelir arttıkça yoksulluğun cenderesindeki Güneydoğu insanı için, Barzani bölgesi giderek daha çok çekim merkezi oluyor.

Irak'ın yeniden yapılandırılması için harcanacak 5 milyar dolardan pay kapma yarışında da IKDP, Kürt kökenli müteahhitler için en önemli köprü görevi görüyor. 2003'te Diyarbakır'da düzenlenen 2. Ortadoğu Endüstri Fuarı'nda bir araya getirilen Güneydoğulu ve Kuzey Iraklı Kürtler, işbirliğini Süleymaniye, Duhok ve Erbil'de kurulan ihale bürolarında pekiştiriyor, ranttan daha fazla pay kapmaya çalışıyor. Güneydoğu'dan giden müteahhitler Kuzey Irak'ta ihale aldıkça Türkiye'de Barzanicilerin sesi daha da yükseliyor.

Irak'a yapılan nakliye işini de IKDP yönetiyor. Barzani peşmergeleri, denetimleri dışında ticaret ve nakliye yapan firmaların kamyonlarını yakıyor, sürücülerini kaçırıyor. Bu korku bölgedeki nakliyecilerle işadamlarını IKDP ve Güneydoğu'daki uzantılarıyla işbirliğine zorluyor. 1991'den sonra Güneydoğu illerinde IKDP ve IKYB ile işbirliğinde kurulan firma sayısının 300'ü aştığı söyleniyor. Irak'la ticaret yapmak isteyen Türk firmaları Güneydoğu'dan bir Kürt ortak bulmadan bölgeye giremiyor.

Çoğunluğu Mersin Serbest Bölgesi'nde odaklanan bu firmalar, IKDP'yle ilişki kurmadan iş yapamıyor. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri, kentte Irak'la iş yapan 171 firma olduğunu söylüyor. 2004 yılında Irak'la olan ticaret hacmi ise 167 milyon 73 bin dolar olarak açıklanıyor. Mersin'de başta akaryakıt olmak üzere gıda ve inşaat sektöründe büyüyen birçok şirketin arkasında peşmerge ortakları bulunuyor.

 

 

 



[*] Cumhuriyet Gazetesi; 02-05 Aralık 2005