Mesud Barzani liderliğindeki Irak Kürdistan
Demokratik Partisi'nin (IKDP) Güneydoğu'da yoğun ilgi kazandığına ilişkin
iddialar, son olarak Şemdinli'deki olayların ardından da gündemi işgal ediyor.
Güneydoğu'yu Kürdistan'ın bir parçası olarak gören
Barzani, dünya siyasetindeki etkisi, devletleşme yolundaki adımları, öğrenci
bursu, Kürt pasaportu, kimliği, ihale ve ticarette etkinlik vaatleriyle bölge
insanını yanına çekmeye mi çalışıyor? Güneydoğu'da bu sorulara olumlu yanıtlar
veren gelişmeler yaşanıyor.
ABD'nin Irak'ı
işgalinin ardından Kuzey Irak'ta giderek bağımsızlık yolunda alınan mesafe,
Molla Mustafa Barzani 'den bu yana Türkiye'deki Kürtler üzerinde etkisi
olan IKDP'ye sempatiyi arttırıyor. Mesud Barzani'nin Kürdistan
Federal Bölge Başkanı olması, yalnızca Türkiye'de değil, IKDP ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (IKYB), bir bölümünü ''Büyük
Kürdistan'' haritasında gösterdiği Suriye ve
İran'daki Kürtler arasında da ciddi bir moral kaynağı oluyor. Bu ülkelerde de
Barzani sempatisi giderek artıyor. Şüphesiz bu ülkelerdeki yoksul Kürtler de
sosyal, siyasal ve ekonomik varlıklarını giderek Barzani'nin Ortadoğu ve dünya
politikasındaki etkinliğine bağlamaya başlıyor.
REYTİNGİ
YÜKSELEN KÜRT
Ancak Türkiye'deki
Barzani ilgisi giderek daha çok açığa çıkıyor. Bunda sosyal, siyasal ve
ekonomik nedenlerin yanı sıra bölgede faaliyet gösteren legal ya da illegal kuruluşların hareket tarzındaki değişimin de
ciddi payı bulunuyor.
Kuzey Irak'taki
Kürt grupların, yıllar süren kardeş kavgasına karşın Barzani'nin önderliğini
kabul ederek birleşme yolunda ilerlemesi, IKDP liderinin etkisini arttırıyor.
İlk kez bir Kürt'ün, Celal Talabani 'nin Irak
Devlet Başkanı olması, Kürtçenin Irak'ta resmi dil
olarak kabul görmesi, Kerkük'ün Kürt kimliği olan bir kent olduğunun
vurgulanması ve dolayısıyla Kürtlerin zengin petrol yataklarını sahiplenmesi
ise Barzaniciliğin reytingini yükseltiyor.
Türkiye'nin
burnunun dibindeki bu gerçek, Güneydoğu'da da Barzani'ye endeksli bir
hareketliliğe yol açıyor. Bölge insanı PKK'nin şiddet
yoluyla yansıtmaya çalıştığı Kürt olgusunun Barzani üzerinden itibarlı bir
yükselişe geçmesini sevinç ve gururla izliyor.
Türkiye'nin Güneydoğu'sunda ve sınır boyundaki ülkelerde Kürtler dikkatlerini
ve ilgilerini ister istemez Barzani üzerinde yoğunlaştırıyor. Barzani'nin geçen
aylarda peşmerge kıyafetiyle gittiği Beyaz Saray'da,
ABD Başkanı Bush tarafından ''Başkan''
diye kabul edilmesi, Kürt liderin İngiltere ve Almanya'da saygın bir şekilde
ağırlanması Kürtler için devletleşmede ciddi göstergeler olarak düşünülüyor.
Kürtler, polis
teşkilatından askeri örgütlenmeye, para biriminden devlet televizyonuna kadar
gerçekleşen kurumsal yapılanmaların, Talabani ve daha çok Barzani'nin
çabalarıyla onları devletleşmeye götüreceğine artık daha fazla inanıyor.
'PKK ÜRKÜYOR'
Barzaniciliğin
Güneydoğu'daki bu yükselişi salt Kürt lidere dünya siyasetinde gösterilen ilgi ya da Kuzey Irak'taki politik ve ekonomik devinime
dayanmıyor. Ağustos ayında Kuzey Irak'a iki ziyaret gerçekleştiren İslamcı
Kürtlerden Mehmet Metiner , Barzaniciliğin
Güneydoğu'daki yükselişine yönelik saptamalara ''doğru bir gözlem''
karşılığını veriyor. Türkiye'deki Kürtlerin çok eskiden bu yana Barzani
hareketine sempati duyduğuna dikkat çeken Metiner, bu
ilginin Molla Mustafa Barzani'nin mücadelesiyle başladığını ifade ediyor. Metiner şu yorumu yapıyor:
''PKK ortaya
çıkmadan önce Türkiye'de en güçlü eğilim Barzani yanlısı Kürt hareketiydi.
Ancak PKK bu kitleyi 1980'li yıllarda bloke etti. Barzaniler için de o dönem
kötü bir dönemdi. Ama Barzaniler sonradan toparlandılar ve şimdi kendi
topraklarında bir bölge yönetimi kurdular. Artık Barzani, uluslararası
politikada saygın bir kişilik. Türkiye'nin Kürtleri bu süreçte tekrar
Barzani'ye ilgi görmeye başladılar. Kuzey'de Kürdistan
yönetiminin ortaya çıkması ilginin onlara odaklanmasına yol açtı.''
Metiner, ''PKK bu ortamda sosyoljik
tabanını kaybedebileceği tehlikesini gördü. Dolayısıyla tekrar şiddeti
tırmandırarak kendi kitlesi üzerinde hâkimiyetini koruyacağını düşündü''
diyor. ''Peki Barzani'ye yönelik ilgi nereye gidiyor?..''
Metiner bu soruyu şöyle yanıtlıyor: ''Benim gözlemlerime
göre Barzani kendi adına Türkiye'de politika yapmak isteyenlere ve Türkiye'nin
iç politikasına karışmak istemiyor. Ancak marjinal gruplar ise Barzani'ye
yaslanarak kendilerini ayakta tutmak istiyor. Ayrıca PKK'ye
karşı siyaset yapmak isteyen birtakım çevreler de orayı politik üs olarak
görmek istiyor. Barzani'ye ilginin tabii ki ekonomik bir boyutu da var.
Türkiye'nin büyük işadamları Kuzey Irak'ta ekonomik pastadan pay almaya
çalışıyor. Türkiye kendi Kürtlerini demokratik sürece katamazsa bu ilgi
tutulamayacak boyuta ulaşacak.''
KÜRT SİYASETÇİLER BARZANİ ODAKLI OLUŞUMLAR İÇİN NABIZ
YOKLUYOR, PARTİ KURMAYA ÇALIŞIYOR
Barzanicilik
Güneydoğu'da 1980'den bu yana ilk kez ciddi bir yükseliş gösteriyor. Bu durum
ABD'nin Irak'ı işgalinin ardından yaşanan sosyo-politik
değişimlerle ivme kazanıyor. Kürtlerin Halepçe
katliamı nedeniyle diş bilediği Saddam
Hüseyin rejiminin yıkılması IKDP'yi ön plana
çekiyor. Kürtler, ABD güdümündeki politikalarıyla Irak'ta bir taşla üç kuş
vurduklarını biliyor. Kürt düşmanı olarak tanımlanan Saddam'ın
devrilmesi, onun koltuğuna Kürt Celal Talabani 'nin
oturması ve Kuzey Irak'ta Mesud Barzani
'nin devletleşme çabaları, IKDP'yi
Güneydoğu'da da ilgi odağı yapıyor.
Bu ilgi, Şeyh
Sait 'in torunu Abdülmelik Fırat 'ın lideri olduğu Barzani yanlısı Hak ve Özgürlükler
Partisi'nin (HAK-PAR) seçim sonuçları ve sonrasındaki faaliyetlerinde de dışa
vuruyor. 3 Kasım seçimlerinde Diyarbakır'da bağımsız aday olan Abdülmelik Fırat 5 bine yakın oy alırken partisinin aynı
kentte düzenlediği ''Kürdüm, tarafım, talep ediyorum'' kampanyasına 50
bin Diyarbakırlı imza atıyor. Bu rakam salt bölge insanının giderek artan
Kürtlük bilincinden kaynaklanmıyor. Fırat, Öcalan 'ı sık sık ''MİT ajanı'' , PKK'yi
ise ''devlet denetiminde olmak'' la suçlamasına rağmen partisinin
yaptığı anketin Diyarbakır'da ilgi görmesi şaşırtıyor. Öcalan'a yoğun sempati
duyulan bir kentte, PKK düşmanı HAK-PAR'ın 50 bin
imza toplaması, daha çok Fırat'ın, Kürt gerçeğini Beyaz Saray'da onaylatan
Barzani'ye endeksli politikasına dayanıyor.
BARZANİ PARTİSİ!..
Barzanicilik
yalnızca HAK-PAR'la sınırlı kalmıyor. IKDP yanlısı Derviş
Akgül adlı Kürt politikacı, aylardır Türkiye'de
Barzani odaklı, Kürt orijinli bir parti kurmak için nabız yokluyor. Hatta Akgül, genel başkanlık konusunda geçen aylarda Ankara'da
Barzani ile bir görüşme yapan Abdülmelik Fırat'a öneri
götürüyor, ancak olumsuz yanıt alıyor.
PKK'nin temsil ettiği çizgiye sıcak bakmayan çevreler ise
şimdilik Akgül'le ilgili yorum yapmıyor.
'BARZANİCİ'NİN İTİRAFLARI...
Barzani'nin
Türkiye'deki adamı olarak bilinen Derviş Akgül,
Güneydoğu'da ''Derwişe Sedo''
diye tanınıyor. 20 Mayıs 1920'de Garzan'da İngiliz ve Fransızlarla işbirliği
yapan Cemil Çeto 'nun
kardeşi Bişar Çeto
'nun torunu olan Akgül,
1965'te kurulan Türkiye Kürdistanı Demokrat
Partisi 'nin bir süreliğine genel sekreterliğini
yapmasıyla anımsanıyor. Barzani ile sürekli iletişim içinde olan Akgül'ün oğlu Azad ise
Kuzey Irak'ta müteahhitlik yapıyor. Akgül, 24 Ağustos
2004'te Kerkük Kürdistan adlı internet sitesinde
yayımlanan röportajında, Türkiye'de Barzani yanlısı bir parti kurmaya çalıştığını
itiraf ediyor. Akgül, ''Peki, siz şimdi Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi'ni Türkiye'de legal bir şekilde
açmak mı istiyorsunuz'' sorusunu şöyle yanıtlıyor:
''Kararımız, Kürdistan adını taşıyan bir partiyi kurmaktır.
Programımızda Kürtler için federal bir devletin kurulması yer alacaktır. Parti,
Kürtlerin haklarını Türkiye devletinden talep edecektir. DEHAP yönetimi Türk
devletinin kontrolündedir. Ancak Abdülmelik Fırat ve Şerafettin Elçi bizim gibi düşünüyor. Elçi'nin partisini
kapatmışlar. Bazı arkadaşlarımızı, Elçi, Fırat ve diğer bazı Kürt
şahsiyetleriyle görüşmek için görevlendirmişiz. Kürdistan'da
en iyi hareketin Barzanilerin hareketi olduğunu düşünüyorum.''
Akgül, ''Barzani size, Elçi'ye ve Fırat'a, birlikte yeni
bir parti kurun diyebilir mi'' sorusuna şu karşılığı veriyor:
''Başkan Mesud Barzani, kendisi böyle bir kararı verir ve bizden
böyle bir şeyi isterse biz kendi açımızdan hazırız. Eğer Kürdistan'ın
kuzeyinde böyle bir hareket kurarsak kesinlikle onların yükü hafifleyecektir.
Eğer biz bir kuvvet, bir örgüt olmuş olsaydık, Türk devleti, ordusunu Irak'a
göndermek istediği zaman, onun yolunu kapatırdık!''
PKK'YE ELEŞTİRİ, BARZANİ'YE ÖVGÜ
Başta İmralı'da
yatan Abdullah Öcalan'ın ilginç bir değişim gösteren yeni politikaları ve PKK'deki kırılma ve çözülme süreci de ister istemez
Barzaniciliğin yükselişine destek veriyor. PKK'nin,
Öcalan ve KONGRA-GEL eliyle Kürtleri Türkleştirme iddiaları artık daha sık
dillendiriliyor.
Bir tek Türk
kökenliyi bünyesine alamasa da Demokratik Toplum Hareketi'nin (DTH)
Türkiyelileşme çabalarına Barzani yanlıları ilgi göstermiyor.
PKK'nin devletin kontrolüne geçtiği
şeklindeki propagandalar ise milliyetçi Kürtler üzerinde etkili oluyor.
Barzaniciler bir
yandan PKK ve Öcalan aleyhine bu propagandaları yaparken, diğer yandan da dış
dünyada PKK ve diğer oluşumlara verilen desteğin azaldığını yayıyor, Molla
Mustafa Barzani döneminden bu yana Kürt ve Kürdistan
için verilen mücadeleden ciddi sonuçlar alınmasının IKDP'den
kaynaklandığını öne çıkarıyor.
'PARTİYE KEMALİSTE KÜRDİSTAN'
Öcalan'ın Kemalizmi sahiplenen yeni siyasi söylemi de Barzani'ye
yönelimi arttırıyor. Öcalan, avukatlarıyla yaptığı her görüşmede Atatürk ve
Kemalizme vurgu yapıyor. Barzaniciler onun, ''Eğer
gerçekten Mustafa Kemal'i anlamak isteyenler varsa onun devrimci cumhuriyete
adım atarken, 1920'lerdeki hamlesini doğru anlayarak, bağnazca
tutuculaştırmadan yenileyerek çözüme gitmemiz gerekir'' sözlerini aleyhine
kullanıyor. PKK ile ilgili, ''Partiye Kemaliste Kürdistan'' tanımlamasını ise HAK-PAR'cılar
ile PKK karşıtları yayıyor.
Ayrılıkçı Kürtler,
Atatürk'ü kendilerine en büyük düşman olarak görüyor. Barzanici HAK-PAR,
Atatürk ve Cumhuriyeti, Öcalan'ın politikasındaki değişim üzerinden vurarak
puan toplamaya çalışıyor. Nitekim HAK-PAR'ın eski
Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Güçlü , her platformda Atatürk ve
Cumhuriyete sert eleştiriler yöneltmekten kaçınmıyor. Güçlü, 18 Kasım Cuma
akşamı KanalTürk'te yayımlanan bir programda, Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin Güneydoğu'da işgalci olduğunu, Atatürk'ün İngilizlerle
gizli anlaşma imzalayan bir mandacı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti
yöneticilerinin Kürtleri temsil etmediğini, yalnızca Barzani'nin iktidarını
tanıyacağını söylüyor.
BARZANİCİLİĞİN YÜKSELİŞİ SİYASAL, KÜLTÜREL VE EKONOMİK
NEDENLERE DAYANIYOR
Mesud Barzani' nin yazdığı, ''Barzani
ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi'' başlıklı kitaplar Güneydoğu'da
dağıtılıyor. Barzani'yi uluslararası arenada gösteren görüntüler
televizyonlardan yayımlanınca bölgedeki eylemlerde artık ''Biji Barzani'' diye sloganlar da atılıyor, Kürt liderin
resimleri işyerleri ve evleri süslüyor.
Barzani, Güneydoğu
Kürtlerini Kuzey Irak'a çekmek için her yolu deniyor. Türkiye'den 2 bin gencin Erbil kentindeki Selahaddin
Üniversitesi'ne başvurduğu saptanıyor. Barzani, üniversiteye kabul edilen 250
öğrenciye ayda 100'er dolar burs veriyor. Gençlerin bir gün kullanacakları
umuduyla ceplerinde Kürt pasaportu taşıdığı da ileri sürülüyor.
Barzani'nin
Güneydoğu'da Kürt kimliği dağıttığına yönelik iddialar ise güvenlik
birimlerince yalanlanıyor. Bir emniyet yetkilisi bu konuda basında çıkan
haberlerle ilgili olarak ''Mantıklı değil. O konuda bir saptama yok, bu bir
politika olsa PKK yapardı'' diyor.
'İKİYÜZLÜ POLİTİKA İZLİYOR'
Kürt sorunu
iddiasıyla 1980'den bu yana devletle çatışan PKK'liler
Barzani'ye yönelik sempatinin giderek artmasından hiç de hoşnut görünmüyor.
Oysa Barzaniciliği tetikleyen unsurlardan birini de tabii ki PKK'deki kırılma ve erozyon oluşturuyor.
Barzani PKK ile
ilgili ikiyüzlü bir politika izliyor. IKDP lideri Türkiye'ye verdiği mesajlarda
PKK ile mücadele ettiğini ileri sürerken örgüt Barzani bölgesinde büro açıyor,
istediği gibi at koşturuyor.
Yine de Barzani
yandaşlarının şiddet dışı siyaset söylemi terör olaylarından sıkıntı çeken
Güneydoğu insanı üzerinde olumlu etki bırakıyor. Bölge insanı PKK'nin şiddetle hedefe ulaşma çabalarından uzaklaşmaya
çalışırken Kürt siyasetinden de kopmak istemiyor. IKDP burada ciddi belki de
tek seçenek olarak giderek daha fazla öne çıkmaya başlıyor.
Barzaniciliği salt
Öcalan' ın karşıtları arasında tepki çeken
görüşleri değil PKK içindeki çalkantı da öne çıkarıyor. KONGRA GEL içindeki
tasfiyeler, Hikmet Fidan cinayeti, örgütün İran ve Suriye'deki diğer
Kürt hareketlerini etki altına alma çabaları ve bu akımların önde gelenlerinden
Kemale Sor, Şapur Badoşiva
gibi çok sayıda örgüt üyesinin öldürülmesi PKK aleyhine ciddi kampanyalara
yol açıyor.
Fidan'ın
öldürülmesinin ardından 250 kişilik ölüm listesi söylentileri ''Derin PKK'' tartışmalarına
yol açıyor, Barzani tabanına eğilimi arttırıyor. Barzaniciler Güneydoğu'da sık sık ''PKK'nin silahı Kürtlere
döndü'' propagandası yapıyor.
HAK-PAR yanlıları
da bunu kullanıyor. PKK ise yayınlarında Abdülmelik
Fırat 'a ağır hakaretler ediyor. İbrahim Güçlü 'nün ise devletin
isteğiyle Diyarbakır'da Kürd-Der'i
kurduğunu, bu kişinin Öcalan'sız ve PKK'siz Kürt yaratma peşinde olduğunu öne sürüyor.
PKK'DE ÇOK BAŞLILIK...
Bölge insanının
IKDP çizgisine sempatisi yalnızca bu gerekçelere dayanmıyor. Barzani
hareketinin yükselişi PKK'deki erozyonla da
ilişkilendiriliyor. PKK bölgede artık daha sıklıkla ''tek adam hareketi''
olarak nitelendiriliyor. Cezaevinden çıkanlar, cezaevinde olanlar, Avrupa
kesimi, dağ kadrosu, belediyelerin inisiyatifi ve DTH'nin
etkisinden oluşan çok başlılık, örgütün tabanını eritiyor, yılgınlığa ve
bıkkınlığa yol açıyor. Siyaset yapma isteğindeki Kürtler için adı kanla
özdeşleşen PKK yerine, Barzani ve onun çizgisindeki ideoloji çekim merkezi
olmaya devam ediyor. Bir anlamda Kuzey Irak'ta devletleşmeye giden her adım
Güneydoğu insanını biraz daha Barzani'ye götürüyor. PKK ve Öcalan'a yönelik
eleştiri ve tepkiler arttıkça bundan Barzanicilik nemalanıyor.
Barzaniciliği ön plana çıkaranlar, PKK'nin 40 binden
fazla insanın ölümüne yol açan eylemlerinin, bölgenin kültürel temele oturtulan
sorunlarını daha da çıkmaza sürüklediğini oysa Barzani'nin siyasal çizgideki
mücadelesinin Irak'taki Kürtleri başarıya götürdüğünü örnek göstererek yandaş
toplamaya çalışıyor.
Barzanicilik
propagandasında temel noktalardan birini de PKK'nin
ilk günkü iddialarından tamamen uzaklaştığı, boş söylemlere dayandığı,
mücadelenin de Öcalan'ın özgür kalmasına indirgendiği iddiaları oluşturuyor.
Mersin'in Irak'la olan ticaret hacmi 167 milyon doları
aşıyor. Sadece bu kentte Bağdat'a odaklı 171 firma bulunuyor
Güneydoğu'da kimi
çevreler, Şemdinli'de yurttaşların sokağa dökülmesinde Barzani
hareketinin de etkisi olduğunu iddia ediyor. PKK'nin
Barzani'ye yönelen kitleyi yeniden kendine çekebilmek için Şemdinli'deki
olayları kullandığı ve ''Serhildan''
(başkaldırı) eylemlerini arttırdığı ise karşı iddiayı oluşturuyor. Bu görüşlere
bakılırsa, olayların Kuzey Irak'la yoğun ticaret yapılan Şemdinli'de çıkması
tesadüf görülmüyor. Irak sınırındaki Şemdinli'de binlerce yurttaş IKDP peşmergeleri aracılığıyla sınır ticareti yapıyor. Irak'ta
devletin sübvanse ettiği, yağ, şeker, çay ve
pirinçten oluşan tonlarca gıda maddesi Şemdinli üzerinden Güneydoğu'ya
dağıtılıyor. İlçede yüzlerce insan da, katırlarla dağlardan mazot kaçırıyor.
Yani bölge insanı biraz da Kuzey Irak'tan, daha doğrusu Barzani'den besleniyor.
Erbil'deki Selahaddin Üniversitesi'nde
okuyan gençlerden 62'sinin Şemdinli'den olması ise dikkat çekiyor.
Diyarbakır'daki bir avukat bu durumu, ''Gençler, Erbil'deki
üniversiteden mezun olduktan sonra Barzani misyoneri gibi Güneydoğu'ya
dağılacaklardır'' diyor.
IKDP'nin internet sitesinde yer alan ve geçen aylarda
Cumhuriyet'e de yansıyan Barzani'nin şu sözleri Şemdinli olaylarının
arkasındaki nedenlere de mercek tutuyor: ''Kürdistan'ın
farklı bölgelerindeki halklar arasındaki dayanışma doğaldır ve Kürdistan'ın herhangi bir bölgesindeki ayaklanma, diğer
bölgelerdeki Kürtler tarafından her zaman desteklenmiştir. Hükümetlerin bu
gerçeği reddetmeleri, durumun gerçekliğini değiştirmez!..''
Barzani'nin
Güneydoğu'da ilgi çekmesinin kökeninde ekonomik nedenler de bulunuyor. Kuzey
Irak'taki ekonomik canlılık uzun vadede kendini daha çok hissettirecek bir
cazibeyi içeriyor. Kişi başına ekonomik gelir arttıkça yoksulluğun
cenderesindeki Güneydoğu insanı için, Barzani bölgesi giderek daha çok çekim
merkezi oluyor.
Irak'ın yeniden
yapılandırılması için harcanacak 5 milyar dolardan pay kapma yarışında da IKDP,
Kürt kökenli müteahhitler için en önemli köprü görevi görüyor. 2003'te
Diyarbakır'da düzenlenen 2. Ortadoğu Endüstri Fuarı'nda bir araya getirilen
Güneydoğulu ve Kuzey Iraklı Kürtler, işbirliğini Süleymaniye,
Duhok ve Erbil'de kurulan
ihale bürolarında pekiştiriyor, ranttan daha fazla pay kapmaya çalışıyor.
Güneydoğu'dan giden müteahhitler Kuzey Irak'ta ihale aldıkça Türkiye'de
Barzanicilerin sesi daha da yükseliyor.
Irak'a yapılan
nakliye işini de IKDP yönetiyor. Barzani peşmergeleri,
denetimleri dışında ticaret ve nakliye yapan firmaların kamyonlarını yakıyor,
sürücülerini kaçırıyor. Bu korku bölgedeki nakliyecilerle işadamlarını IKDP ve
Güneydoğu'daki uzantılarıyla işbirliğine zorluyor. 1991'den sonra Güneydoğu
illerinde IKDP ve IKYB ile işbirliğinde kurulan firma sayısının 300'ü aştığı
söyleniyor. Irak'la ticaret yapmak isteyen Türk firmaları Güneydoğu'dan bir
Kürt ortak bulmadan bölgeye giremiyor.
Çoğunluğu Mersin
Serbest Bölgesi'nde odaklanan bu firmalar, IKDP'yle
ilişki kurmadan iş yapamıyor. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri,
kentte Irak'la iş yapan 171 firma olduğunu söylüyor. 2004 yılında Irak'la olan
ticaret hacmi ise 167 milyon 73 bin dolar olarak açıklanıyor. Mersin'de başta
akaryakıt olmak üzere gıda ve inşaat sektöründe büyüyen birçok şirketin
arkasında peşmerge ortakları bulunuyor.