Barzani 'nin son yaptığı açıklama, Türkiye açısından yeni bir duruma
mı işaret ediyor? Kerkük'ün 2007'de Kürt yönetimine bağlanacağını söylemesini
Türkiye tepkiyle karşıladı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ''Kerkük konusunda
Barzani karar verecek değil herhalde'' dedi.
Şemdinli
olaylarının geliştiği ortamda Kürt sorunu yeniden masaya yatırıldı. Kara
Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt , ''Biz bu
sorunun üstesinden geliriz. Umarız çok kan dökülmeden bu sorun çözülür'' şeklinde
bir açıklama yaptı. Aynı günlerde ASAM Başkanı, emekli Büyükelçi Gündüz Aktan
da Kürt sorununda felaket senaryolarından söz etti.
****
Kürt sorunu,
Irak'ın ABD tarafından işgaline kadar yöresel bir sorundu. İşgalden sonra
evrensel bir sorun haline dönüştü. Türkiye, İran, Irak ve Suriye'ye dağılmış
şekilde yaşayan Kürtler, bu yörenin en çok acı çekmiş halklarından birisi.
Çünkü bölgede her önemli siyasi gelişme, onların kavganın içine çekilmelerine
neden oluyor. Kürtler bu kavgalardan çoğu zaman acıyı miras alıyorlar.
Birinci Körfez
Savaşı sonrası Kuzey Irak'ta 36. paralelin üstünün Kürtlerin egemenliğine
bırakılmasıyla birlikte yeni bir süreç başlamıştı. Kürtler bu 10 yıllık dönem
içinde özerkliklerini geliştirip kendilerine bir egemenlik alanı oluşturdular.
Bu dönem içinde Türkiye, PKK ile mücadele sırasında Kuzey Iraklı Kürtlerle
gergin, bazen de uyumlu bir ilişki kurdu. Türk Silahlı Kuvvetleri gerek
gördükçe Kuzey Irak'a operasyonlar düzenledi. Orada kuvvet bulundurmayı sürekli
hale getirdi.
****
Irak'ın ABD ve
müttefikleri tarafından işgalinden sonra, bu bölgenin statüsü daha da
özerkleşirken, Iraklı Kürtler yeni dönemin etkin aktörlerinden birisi haline
geldiler. Saddam 'ın
devrilmesiyle oluşan yeni yönetim tarzının üç bileşeninden biri Kürtler oldu.
Talabani
Cumhurbaşkanı seçilirken, Barzani de Kuzey Irak'taki Kürt yönetiminin başkanı
haline dönüştü. Türkiye, Irak'ın işgali dönemini Kürt sorunu açısından çok
inişli çıkışlı yaşadı. Çeşitli kırmızı çizgiler çizdi. Bu çizgiler yaşamın
gerçekleri karşısında değişmek durumunda kaldı.
****
Şemdinli
olaylarının ardından yapılan bütün yorumlarda, Türkiye açısından Kürt sorununun
yeni bir boyut kazandığı gerçeği dile getiriliyor. Irak'ta Kürtlerin etkin
olmasıyla birlikte Türkiye'de yaşayan Kürtler de kimlik taleplerini daha net
bir şekilde ifade etmeye kararlı görünüyorlar.
Şemdinli, Hakkâri
ve Yüksekova'da yapılan gösteriler, Kürt hareketinin ciddi bir kitlesellik
kazandığını gözler önüne serdi. Kürtlerin Irak'ta kazanılan haklardan
etkilendiğini şimdi daha iyi anlıyoruz. Kürt sorunu, Türkiye açısından yeni
boyutlar kazanıyor.
****
Son bir ay içinde
yapılan yorumları, tartışmaları dikkatle izlersek, sorunun daha karmaşık bir
hale geldiğini söyleyebiliriz. Irak yönetimi içinde Kürtler daha etkin hale
gelecekler. Barzani'nin Batı başkentlerine ve ABD'ye yaptığı gezinin doğru
okunması gerekiyor. Batılılar, Kürtleri artık önemli bir siyasi muhatap olarak
görüyorlar.
Türkiye ne
yapacak? Aslında, şu ana kadar Kürtler, demokrasi ve kimlik taleplerinin
ötesine çok geçmediler. Barzani'nin Kürtler içinde
etkisinin arttığı söyleniyor. Türkiye'den yetkililer acaba bu gelişmeyi fark
ederek mi onunla görüştüler? PKK'ye karşı Kürtler
içinde yeni bir seçenek yaratma çabasının içinde Barzani seçeneği de var mı?
Böyle bir işbirliği Türkiye'de Kürt sorununu çözmeye yardımcı olabilir mi?
Kürt sorunu,
şiddetin ötesinde bir siyasi sorun olarak gelişebilir mi? Bu yalnızca
Türkiye'nin çabalarıyla mümkün mü? Kürtlerin de şiddet seçeneğini kararlı bir
şekilde dışlamaları gerekmiyor mu?
****
PKK'nin son aylarda başlattığı şiddet eylemlerinin, devlet
içindeki ''sertlik'' yanlılarını da harekete geçirdiğini gördük. Ancak
Türk tarafı artık devletten gelecek şiddeti onaylamayacak bir tutum gösterdi.
Tabii bunun yeterli olmadığı bir gerçek. Dağdakileri topluma kazandırmak amacıyla
arayışların sürmesi de önemli.
Kürtler de şiddeti
kayıtsız şartsız reddederlerse, sorun barışçı bir ortam içinde daha sağlıklı
tartışılabilir. ''Kan'' çok döküldü, bir çözüm de üretmedi.
Şimdi bölgenin
gerçeğini dikkate alan, geniş ufuklu arayışlar zamanı.