Paketteki İkinci Adam Cemil Bayık
Mehmet Faraç
Kuzey Irak'ta Murat Karayılan 'la birlikte yakalandığı konusunda iddialar bulunan PKK'nin Kandil Dağı'ndaki iki numaralı ismi Cemil Bayık , örgüt içindeki yüzlerce cinayetten sorumlu tutuluyor. Ancak babasının ordudan emekli olması, 30 yıldır dağda olan Bayık'ın portresini çok daha ilginç kılıyor!
1951 yılında Elazığ'ın Keban ilçesinde dünyaya gelen "Cuma" kod adlı Cemil Bayık, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi öğrencisiyken örgütün kuruşuluna katılıyor. PKK'nin 18 kurucusundan biri olarak biliniyor. Ankara'da tanıştığı Öcalan , 1975-76 yıllarında başkentte eğitim çalışmaları yaparken Bayık o dönemde Güneydoğu'da örgüt bildirilerini dağıtıyor. PKK'nin, eylem bölgelerini eyaletlere böldüğü Temmuz 1979'daki ilk toplantıda da Bayık, Öcalan ve Duran Kalkan 'la birlikte karar alıyor. "Tilki" kod adlı Ali Ozansoy ifadelerinde, Bayık'ın 1981 yılının Şubat ayında Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ndeki El Havuş Kampı'na geldiğini anlatıyor.
PKK'nin Kandil'deki 12 önemli isminden biri olarak bilinen Bayık, uzun süre örgütün askeri kanadı olan ARGK'yi yönetiyor ve İran'la ilişkileri sağlıyor. Bayık, PKK'nin çatı örgütü olan Koma Komalen Kürdistan'ın (KKK) yürütme konseyinde görev yapıyor. Öcalan, yakalandıktan sonra verdiği ifadelerde Bayık'ı, "Askeri ve pratik alanda zayıftır. Genelde cephe gerisinde kalır. 1992'de bir mağarada 17 militanı, yaralı oldukları ve ele geçmemeleri için öldürtmüştü!" diye anlatıyor. Kuzey Irak'ta yakalanan Şemdin Sakık ise Bayık'ı "Askeri yönü zayıf, örgütleme yönü güçlüdür. Diplomasi ve kadro yetiştirme konusunda tecrübelidir" diye tanımlıyor.
300 İNFAZ
Öcalan ve Sakık, Bayık'ı askeri alanda neden zayıf buluyor? Bu soruyu, PKK'den ayrılarak Osman Öcalan 'la birlikte Yurtsever Demokrat Parti'yi (PWD) kuran Hıdır Sarıkaya bir yazısında şöyle yanıtlıyor: "İlginç olan noktalardan en önemlisi şudur: PKK kadrolarına karşı amansız bir savaş yürüten Cuma, uzaktan ya da yakından bir Türk askeri görmüş değildir. Yine Türk ordusuna karşı herhangi bir eylem kararı da olmamıştır. Örgüt içi infazların emir merciidir. Yaptığı iş sadece tekmil almaktır. Gerek Öcalan'ın emriyle gerekse de kendi inisiyatifiyle, bilinen 300'e yakın PKK'linin öldürülmesinden doğrudan sorumludur!"
Bayık nasıl böyle acımasız biri olabiliyor? PWD'ye katılanlardan Hüseyin Kaytan örgüt içi bir cinayeti anlatırken şu örneğe dikkat çekiyor: "PKK 6. Kongresi'nde, Öcalan'ın yakalanmasının arifesinde, Semir adlı arkadaşımız, PKK'nin ilk savaş deneyimi olan Hilvan-Siverek direnişinin neden Türk ordusuna karşı değil, örgütlü Kürt güçlerine karşı yürütüldüğünü sordu. Konuşmanın ardından Cemil Bayık, 'Burada Semir'in ruhu dolaşıyor' demişti! Semir, 2003 baharında, Bayık'ın emriyle dehşet verici biçimde öldürüldü. Emri uygulayanlar da kaza süsü verilerek öldürüldü!" Bayık, Öcalan'ın 16 Şubat 1999'da Kenya'da yakalanmasına çok üzülüyor ve bir gün sonra MED-TV'de intihar ve kendini yakma eylemleri için talimat veriyor. Umut Gülay, Bahar Erçik, Nebi Kurhan gibiler intihar saldırısı hazırlığındayken yakalanıyor. Ancak yine de gerçekleşen 15'ten fazla eylemde çok sayıda polis ve vatandaş yaşamını yitiriyor.
AJAN VE SUİKAST
Bayık'ın da zaman zaman suikast girişimlerine uğradığı ileri sürülüyor. Örgütün yayın organlarından ANF geçen aylarda "Kandil'de sorgulanan ajan" diye duyurduğu Gülşen Altürk 'ün ağzından şu olaya yer veriyor: "Bayık bizim lojistik mangasının önünde duruyordu. Silahımı koluma alıp onun olduğu yere doğru gittim. Bir suikast girişiminde bulunabilirdim, ama bir insanı öldürebilecek kadar cesaretli olmadığımı hissettim. Suikastı gerçekleştiremedim!"
Bayık bugünlerde olduğu gibi sık sık yakalandığı iddialarıyla basına haber oluyor. 29 Mart 2007'de de Bayık'ın iki korumasıyla birlikte İran'ın Urumiye kentinde gözaltına alındığı haberi gazetelere yansıyor. Ancak aslında böbrek hastası olan Bayık'ın Tahran'daki bir hastanede tedavi olup Kandil'e döndüğü anlaşılıyor.
13 Haziran 2007'de ABD'de Hudson Düşünce Kuruluşu tarafından yapılan senaryoda da Bayık'ın adı geçiyor. Azadiya Welat gazetesi o tarihlerde, KYB yetkililerinin Bayık'la birlikte Murat Karayılan'ı toplantıya çağıracağını, sonra da gözaltına alınarak Türkiye'ye teslim edileceğine ilişkin senaryodan söz ediyor.
Bayık'ın, Elazığ'ın Keban ilçesi Aşağı Çakmak köyünde yaşayan babası Mustafa Bayık , Nisan 2002'de kendisiyle yapılan bir röportajda, oğlunu 1976'dan bu yana hiç görmediğini belirterek "Bütün imkânsızlıklara rağmen onu okuttum. Benim böyle bir oğlum yok. Devletin bir an önce onu Türkiye'ye getirip yargı önüne çıkarmasını istiyorum" diyor. 8. Kolordu Komutanlığı'na bağlı Ağır Bakım Komutanlığı'nda bekçilikten emekli olan Bayık'ın diğer oğlu Celal' in ise Elazığ'daki Askeri Hastane'de aşçı olarak çalıştığı belirtiliyor! Bayık'ın akıbeti Kandil'de yabancı gazetecilere poz verirken elinde tuttuğu M-16 silahından anlaşılıyor!
Cumhuriyet Gazetesi - 24.11.2007