PKK'ye Yıkım Planı

Mehmet Faraç

Kamuoyunda ve muhalefet partileri arasında PKK'ye yönelik sınır ötesi operasyon beklentisi artarken Kuzey Irak'taki peşmergeler aracılığıyla örgütü yalnızlaştırmaya yönelik yürütülen psikolojik harp yoğunlaştırılıyor. Kandil'e lojistik yolların tamamen kesilmesi ve bölgenin ABD uçaklarıyla gözetim altında tutulmasıyla, teröristlerin direncinin kırılması, askeri yapılanmasının erozyona uğratılması hedefleniyor. ABD'nin ardından Kürtler ve AB'den uyarı alarak Kandil Dağı'nda sıkışan örgüt ise kentlerdeki yapılanmalarını harekete geçirmek istiyor.

Sınır ötesi tezkeresinin çıkmasının ardından yalnız Türkiye değil, PKK terörünü yakından izleyen uluslararası kamuoyu da örgüte karşı ne yapılacağını merakla bekliyor. Yaşanan gelişmeler PKK'ye karşı hiç de beklendiği gibi geniş kapsamlı bir operasyon yapılmayacağını gösteriyor. Bu iddiayı güçlendiren gelişmeler, örgüte yönelik farklı bir mücadele yönteminin haftalardır yürütüldüğünü kanıtlıyor.

PKK, 23 yıllık eylem tarihinin belki de en büyük psikolojik ve lojistik ablukasına alınıyor. Kandil cephesindeki ilk tepkilere bakılırsa, Öcalan 'ın yakalanması, Osman Öcalan grubunun örgütten kopması, yüzlerce militanın teslim olması ve de teröristlere önemli darbelerin vurulduğu daha önceki 20'den fazla sınır ötesi operasyonun bile PKK'yi bu kadar sıkıntıya sokmadığı anlaşılıyor. Daha 20 gün öncesine kadar ABD'nin, AB ülkelerinin ve Kuzey Irak'taki peşmerge yönetiminin salt seyretmekle kalmayıp destek verdikleri örgüt, 5 Kasım'daki Erdoğan-Bush görüşmesinin ardından başlayan psikolojik mücadele yöntemlerinin baskısı altında çırpınmaya başlıyor. Tecridin yarattığı bu çırpınış PKK'yi askeri operasyonlardan daha yoğun biçimde hırpalıyor, şok yaşatıyor ve çıkış aramaya zorluyor.

TECRİT VE TRAVMA

Aslında yürütülen mücadele yöntemi eski zaman savaşlarının stratejisini andırıyor! PKK tıpkı kalelere sıkıştırılarak erzak ve mühimmatının tükenmesi beklenen ve teslim olmaya zorlanan ortaçağ orduları gibi yoğun bir tecridin altında psikolojik çöküntüye, erozyona ve tükenişe terk ediliyor! ABD'nin desteği ve peşmergelerin taşeronluğuyla yürütülen bu mücadele yöntemiyle salt örgütün silahlı kadrolarının moralsizliğe sürüklenerek dirençlerinin kırılması ve mühimmattan ilaca, gazyağından jeneratör mazotuna, undan makarnaya kadar yaşam malzemelerinin tüketilmesi hedeflenmiyor. Tüm lojistik yollar kesilerek militanların çaresizliğe düşürülmesi de planlanıyor. Peşmergelerin medya sansüründen kimlik kontrolüne, hastane ambargosundan gıda sevkiyatının engellenmesine, parti kapatmalardan, örgütün Süleymaniye, Duhok ve Erbil'deki milis yapılanmalarının gözaltına alınmasına ve hatta Kandil Dağı çevresindeki güvenlik koridoruna kadar son haftalarda yürüttüğü mücadele yöntemi işte bu stratejiye önemli katkılar yapıyor.

KANDİL'DEKİ YAĞ

PKK ise yıllardır bağrında yattığı peşmergelerin örgüte sırtını dönmesinin, hatta ablukaya almasının şokunu yaşıyor. Kuzey Irak'taki devletleşme çabalarını geçen haftaya kadar nefes borusu olarak kullanan örgüt, tıkanmanın şokuyla bir yandan dağ kadroları arasındaki dayanışmayı arttırmaya çalışıyor, diğer yandan İran içlerindeki PJAK güçlerini kullanarak Türkiye'ye karşı yeni bir cephe açmayı ve çıkış yolu yaratmayı planlıyor. Ancak örgüt, PKK'nin ürettiği "Edi besse" (Yeter artık) sloganıyla Van ve Batman'da düzenlenen mitingleri "Serhildan" a (intifada) dönüştürme planıyla tehlikeli bir süreci zorlayacağını da gösteriyor. Türkiye'deki legal ve illegal yapılanmalara birkaç gündür yapılan eylem çağrıları işte bu hedefe hizmet ediyor.

PKK yöneticisi Cemil Bayık , önceki gün ANF'ye yaptığı açıklamada bu yüzden, "PKK'yi atıl konuma düşürmeye yönelik bir tasfiye planının dayatıldığı"ndan yakınıyor. Bayık aslında henüz başlayan bu kumpasın sıkıntısıyla imdat çağrısı yapıyor! PKK'nin dizbağlarının çözülmesi için örgütün varoluş kaynaklarına yönelik psikolojik müdahalenin etkili olması bekleniyor! Son darbe için Kandil'deki yağın bitmesi gerekiyor!

Cumhuriyet Gazetesi - 22.11.2007