BUNUN ADI ’AZINLIK ŞIMARIKLIĞI’
Ertuğrul
ÖZKÖK
GEÇEN bayramın birinci günü uçakla Paris’ten dönüyorum.Business
Class’ta sadece ben, eşim ve Diyarbakır Belediye
Başkanı Osman Baydemir var.
Yolculuk sırasında bir saate yakın sohbet ettik.
Güneydoğu’da gerginliğin azaltılması için neler yapılabileceğini tartıştık.
Dağdakiler için mutlaka bir af çıkarılması gerektiğini söylüyordu.
O gün bana ilginç bir şeyi açıkladı.
* * *
Baydemir, Başbakan’ın "Kürt sorunu
vardır" açıklamasından sonra PKK’nın dağdaki elebaşısı
Murat Karayılan’la görüşmüş.
Karayılan, af çıkarıldığı takdirde dağdan ineceklerini söylemiş.
Hatta çok düşündürücü bir detay bile vermiş:
"Af çıktığı takdirde biz de, İzmir ve İstanbul’da depolanan
patlayıcıların yerini, Güneydoğu’ya yerleştirilmiş mayınların haritasını
veririz" demiş.
Bu sözlerden şunu çıkarmıştım.
Demek ki, öteki şehirlerde patlayan bombalar PKK’nın denetimi dışında değilmiş.
Baydemir samimi izlenimi veren bir ifade ile
konuşuyordu.
Ben de ona, DEHAP’lı belediye başkanlarının son
zamanlarda iyi sınav vermediğini, tahrik edici bir tavır içinde olduklarını
söyledim.
Ayrıca samimilerse, Türkiye’nin büyük çoğunluğunun hassasiyetlerini dikkate
almalarını, onların çok önem verdiği sembolleri zedelemekten kaçınmaları
gerektiğini de söyledim.
* * *
Son günlerde bölgede meydana gelen olaylara, belediye başkanlarının demeçlerine
baktığım zaman, kendi kendime şunu soruyorum.
Acaba Baydemir o gün samimi değil miydi?
Orada başka, bana başka mı konuşuyordu?
Yoksa olaylar artık onu da mı aştı?
Türkiye’de Kürt sorununa mümkün olan en insani açıdan bakan insanlar bile son
günlerde büyük bir düş kırıklığı yaşıyor.
Ben artık bu davranışların, "Kürtlerin hakları" gibi haklı bir
zeminden çıkıp, akılsızca bir "azınlık şımarıklığı" haline
dönüştüğünü düşünüyorum.
Hiç çekinmeden de adını aynen böyle koyuyorum:
"Azınlık şımarıklığı..."
* * *
Şımarıklık, cezası şu veya bu şekilde, ama mutlaka verilen bir insan zaafıdır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin aklı başında Kürt vatandaşlarının, bu şımarık azınlığın
yol açtığı ve açacağı sorunları çok iyi gördüğüne inanıyorum.
Şımarık azınlıklar, günlük isyanlarının kalıcı bir sonuç alacağını düşünürler.
Oysa dünyanın bu bölgesinde, şu anki konjonktürün, sadece ve sadece Amerika’nın
buradaki varlığı ile korunabilen geçici bir denge olduğunu düşünmezler.
Yarın bir gün ABD, Vietnam’dan çekildiği gibi Irak’tan da çekildiğinde,
buralarda eski çoğunlukların öfkeleriyle baş başa kalacağını hiç düşünmez.
Şımarık azınlık, yarın İran’la, Suriye ve Irak’ın Araplarıyla baş başa
kaldığında, sığınacağı tek koruyucunun yine Türkiye olacağını aklının ucundan
bile geçirmez.
* * *
Hadi sokaktaki o işsiz güçsüz genç bunları düşünmez.
Peki lüks odasında maroken koltuklar üzerinde poz veren Diyarbakır Belediye Başkanı’ndan
daha farklı davranması beklenmez mi?
Başka türlü davransa, hem o şımarık azınlık için, hem de Diyarbakır’ın sessiz
sakin insanları için çok daha yararlı sonuçlar alınabileceğini hiç mi düşünmez?
Ama dünya konjonktürü böyle.
Çoğunlukların huzurlu bir hayat hakkını bir saniye bile düşünmeyen güya "sivil
toplum örgütleri" o aktif azınlıkları şımarta şımarta
bugüne getirmiştir.
"Şımarık azınlıklar" artık günümüz toplumlarının ortak
belasıdır.
Hayatın her alanındaki şımarıklıklar, inşallah bütün dünyada otoriter, hatta
totaliter duyguları körüklemez...