Ermenistan Sınırı Zorluyor -2-
Kasım Akdoğan
Soykırım aldatmacası
Geçmiş yıllarda hakimiyeti altında yaşadıkları sayısız devlete ihanet
eden Ermeniler, bunların hiçbirini hatırlamazken, 1915’te yaşanan tehciri ise
asla unutmuyor. Amaçları, soykırım yalanıyla Türkiye’nin başını ağrıtabilmek
Bugüne kadar sayısız göç ve
sürgün olayına maruz kalan Ermeniler, bunların hiçbirini gündeme getirmezken,
sadece 1915’te Osmanlı Devleti tarafından haklı gerekçelerle tehcire (yer
değiştirme) tabi tutulmalarını sözde soykırım adı altında sorun haline getirmeye
çalışıyor. Aslında Ermeniler, geçmişte hakimiyeti altında yaşadıkları
devletlere ihanetlerinden dolayı bir çok kez buna benzer tehcire tabi
tutulmuşlardı. Sasaniler 379’larda 70 bin Ermeni’yi İran’a, Bizanslılar
1025’lerde Doğu Anadolu’daki 40 bin Ermeni’yi Sivas ve Kayseri’ye, Memluklar
1250’lerde 10 bin kadar Ermeni’yi Mısır’a, 1743’de İranlılar 24 bin Ermeni’yi
İran içlerine ve 1777’de Kırım’ı işgal eden Ruslar da bölgedeki binlerce
Ermeni’yi steplere sürmüştü. Ermenilerin soykırım aldatmacasıyla, sadece ve sadece
Türkiye’nin bütünlüğünü bozmaya çalıştığı tarihsel bir gerçektir.
Batı’dan destek
Tarih boyunca Afrika ve Balkanlar’da yaşanmış sayısız soykırım hareketine
seyirci kalan Batılı ülkelerin, Ermeni yalanlarına destek vermeleri bunun en
açık göstergesidir. Tehcir uygulaması Ermenilerce katliam ve soykırımı olarak
adlandırılmış ve Türkiye aleyhine başlatılan propaganda kampanyaları aralıksız
bugüne kadar hız kesmemiştir. 1915 yılında Doğu Anadolu bölgesindeki
Ermenilerin daha güvenli topraklara göç ettirilmesi uygulaması, ortaya atılan
saçma yalanların aksine, onların güvenliğini sağlamaya yönelik bir hareketti.
Kesinlikle kasıtlı ve planlı bir soykırım yaşanmamıştı. İşte tüm bu gerçeklere
rağmen, Türkiye’nin başı soykırım belasıyla ağrıtılmaya çalışılıyor.
Diaspora çok aktif
Yurtdışındaki Ermenileri tek bir çatı altında toplayan diaspora, adeta siyasi
bir kimliği bürünerek, dünyanın dört bir tarafında Türkiye’nin imajını
karalamak için yoğun çaba harcıyor. Ermenilerin yurtdışındaki tüm
faaliyetlerini organize eden ve dış politikasını yön veren bir konuma gelen
diaspora, başta ABD olmak üzere Fransa, İngiltere ve Almanya’nın başını çektiği
Avrupa ülkelerinde önemli bir güç merkezi haline gelmek için her yolu deniyor.
Ülkemizin Avrupa Birliği ile ilişkilerini etkileyebilecek faaliyetlerde bulunan
Ermeni diasporası, sözde soykırımın tanınması yolundaki propagandalarla günden
güne güçlendi. Ermenistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından diaspora,
bulundukları ülkelerin yönetimini soykırım iddialarıyla yönlendirmeye çalışan
bir politika izlemişti. Ermeni kuruluşları, özellikle ABD’de yönetim üzerinde
yaptıkları lobi faaliyetleri ve soykırım iddialarının uluslararası alanda
gündeme getirilmesi için düzenledikleri etkinliklerle Türkiye’nin diğer
ülkelerle olan ilişkilerini menfi yönde etkilemişti.
Çıkar aracına dönüştü
Ermeni diasporası, özellikle 2000 yılından sonra Türkiye’nin uluslararası
ilişkileri önünde en büyük sorunlardan birisi olmaki çin geniş çaplı bir
strateji belirlemiş ve soykırımla ilgili kampanyalarını yaşadıkları ülkelerin
siyasetine sokmuşlardı. Tarihte olduğu gibi günümüzde de Ermeni toplumu
üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır.
Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte,
bazı ülkelerde sözde soykırımı tanımaya yönelik kararlar parlamento
gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul
edilmektedir. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular,
siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir. Ermeni sorununun
ortaya çıkışından bugüne kadar, katliamı meslek edinen Ermeni terörünün amacı;
sözde soykırım iddialarını dünya kamuoyuna duyurmaktı. Bunu nisbeten de olsa
başardılar. Şimdi ulaşmak istedikleri nokta ise “Büyük Ermenistan” rüyasıdır.
Ayastefanos’ta adları geçti
1878 Osmanlı-Rus Harbi, Türk milletinin asla unutamayacağı, asla sarılamayacak
yaralarla dolu bir savaştı. “93 Harbi” olarak anılan bu savaşta Osmanlı
İmparatorluğu sadık bir milletini; Ermenileri de kaybetti. Ermeniler bir
yandan, Doğu Anadolu’da, Ruslara karşı savaşan Osmanlıların ikmal yollarını
kesti, bir yandan da isyan çıkarttı. Ruslar Edirneyi alarak Çatalca önlerine
kadar dayandı. Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. İki taraf arasında
Ayastefanos (Bugünkü adıyla İstanbul’daki Yeşilköy) Antlaşması imzalandı.
Ermeniler konusu ilk kez Ayastefanos’ta (Bugünkü adıyla İstanbul’daki Yeşilköy)
1878 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya Devleti arasında imzalanan sulh
antlaşması ile uluslararası yazışmalara konu olmuştu. O zamana kadar gündemde
olan
ıslahat talepleri özel olarak belirli bir topluluğu değil, Hıristiyan tebaayı
kapsamaktaydı. Ancak Osmanlı Devleti, bu antlaşmada Ermenilerin oturduğu
yerlerde ıslahat yapmayı kabul etmek zorunda kalıyordu. Bu antlaşma Rusya’ya
sıcak denizlere inme konusunda Balkan ve Doğu koridorunu açmıştı. Bu durum
Avrupa devletlerin tepkisine neden olmuş, Rusya yeni bir savaşı göze
alamadığından Berlin’de bir kongre toplanmasını kabul etmişti. Bu antlaşma ile
Osmanlı’nın dağılma süreci hızlanmıştı. Ermeni sorunu için bir başlangıç
noktası bulmak gerekirse, bu 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nı izleyen Ayastefanos
Anlaşması ve Berlin Konferansı’dır. Ayastefanos’un feci şartlarını bir nebze
hafifleten Berlin Kongresi ile Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hayatı, bir
müddet uzamıştı.
18 ülke resmen tanıdı
SÖZDE soykırım meselesi her ne kadar asılsız kaynaklara dayansa da Türkiye’nin
uluslararası arenada önünü kapatmak isteyen 18 devlet tarafından maalesef resmi
olarak tanındı. İşte, soykırımı tanıyan ülkelerin yıllara göre dağılımı şöyle:
Uruguay (1965), Kıbrıs Rum Kesimi (1982), Arjantin (1993), Rusya (1995), Kanada
(1996), Yunanistan (1996), Lübnan (1997), Belçika (1998), İtalya (2000),
Vatikan (2000), Fransa (2001), İsviçre (2003), Slovakya (2004), Hollanda
(2004), Polonya (2005), Almanya (2005), Venezuela (2005), Litvanya (2005) ve
Şili (2007).
Fransa’da ceza
Soykırım yalanını tüm dünyaya yaymaya çalışan diasporanın en yoğun faaliyette
bulunduğu ilk dört ülke ABD, Fransa, Almanya ve İngiltere’dir. Ermeni
diasporasının ABD’deki en büyük kuruluşu Armenian Assemly of America’dır (AAA).
Türkiye’ye yönelik ABD yardımlarının engellenmesi, silah satışının önlenmesi ve
Ermenistan’ın her konuda desteklenmesi ABD’deki Ermeni lobisinin ana amaçlarındandır.
Fransa da ABD’den sonra Ermenilerinin en yoğun faaliyette bulunduğu ülkedir.
Fransa diasporasaı ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olmasına
rağmen, Ermeni soykırımının olmadığını yazan ve ifade edenler için 5 yıllık
hapis ve 45 bin euro para cezası yasasını meclisten geçirmeyi başarmıştı.
Islahat talebine yeşil ışık
OSMANLI Devleti 1877-78 Osmanli-Rus savaşında yenilip Rus ordusu Ayastefanos’a
geldiği zaman Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan, Rusya Başkumandanı Grandük
Nikola’ya başvurarak Ayastefanos’ta imzalanan sulh antlaşmasına Ermeni milleti
lehine bazı maddeler konulmasını sağladı. Ayastefanos’ta 3 Mart 1878 tarihinde
imzalanmış olan sulh antlaşmasının 16. maddesi ile Osmanlı Devleti Ermenilerin
yerleşik olarak bulundukları eyâletlerde o yerin ihtiyaçlarına göre gerekli
ıslahat ve düzenlemeleri yapmayı taahhüt ediyordu. Rusların Ayastefanos’ta elde
ettiği kazanımları çıkarlarına aykırı bulan Alman Şansölyesi Otto von
Bismarck’ın önderlik ettiği Berlin Kongresi’nin toplanışı sırasında yine
Varjabedyan, kendisinden önceki patrik Kırımyan’ın başkanlığında Berlin’e bir
heyet göndererek Ayastefanos Antlaşması’na konulan maddelerin Berlin
Antlaşması’na da alınmasını sağlamıştı. Berlin Antlaşması’nın 61. maddesi,
ahalisi Ermeni olan eyaletlerde o yerin ihtiyaçlarına göre gerekli olan
ıslahatı yapma görevini Osmanlı Devleti’ne yüklemişti. Bu madde, Rusya, Fransa,
Almanya ve İngiltere’nin Osmanlı Devletinin çeşitli eyaletlerine heyetler,
komiserler göndermelerine, sert notalar gönderip tehditlerle çeşitli avantajlar
sağlamalarına yaradı. Ayrıca Osmanlı ile ilgili bilgi toplamalarını,
kararlarını etkilemelerini de sağladı. 1894 senesinden itibaren Türkiye’de
tedirginlik veren bir çok olay meydana gelmeye başlamıştı. Eğer Avrupa’nın ve
desteği olmasaydı, Ermeni sorunu hiçbir zaman ortaya çıkmazdı.
Kanada okullarında soykırım
okutulacak
KANADA’nın Toronto kentindeki okullarında verilecek soykırım dersi kapsamında
Ermeni soykırımı iddiaları öğretilecek. Bu kapsamda sonbahardan itibaren
öğrencilere “Yahudi, Ruanda ve Ermeni soykırımları” dersi verilecek. Karara
tepki gösteren bölgedeki Türkler ise bir imza kampanyası başlattı. Türk-Kanada
Konseyince düzenlenen kampanyaya imza vererek bin 200 kişi katıldı. Konsey
Başkanı Lale Eskicioğlu, Kanada basınında yansıtılan açıklamalarında ders
kararının “yanlış” olduğunu, Kanadalı Türk çocuklarının diğer öğrencilerin
şiddetine maruz kalmasına yol açacağı uyarısını yaptı. Kanada Parlamentosu,
2002 yılında “Ermeni soykırımı” iddialarını tanımıştı. Kanada Başbakanı Stephen
Harper de, “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanmıştı.
Danimarka saçma iddiaları
tanımıyor
DANiMARKA Dışişleri Bakanı Per Stig Moeller, 1915 Yılında Osmanlıların
Ermenilere soykırım uyguladığına ilişkin iddiaları tanımadıklarını söyledi.
Moeller, liberal-muhafazakar koalisyonunun aşırı sağcı müttefiki Danimarka Halk
Partisi’nden Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Morten Messerschmidt’in,
“Danimarka’nın Ermeni çevrelerinin ’soykırım’ iddialarını resmen tanıyıp
tanımadığına” ilişkin sorusunu cevapladı. Komisyon üyesinin sorusuna yazılı
cevap veren Dışişleri Bakanı Moeller, “Hükümete göre bu, tarihçilere
bırakılacak tarihi bir konudur” şeklinde konuştu.
Ermeni yalanları ABD
gündeminde
Demokrat Parti’nin çoğunlukta olduğu ABD Kongresi’nin, Ermeni soykırımı
iddialarıyla ilgili, pragmatizm ile ilkeli olma arasında bir seçim yapmak
zorunda kalacağı belirtildi. Los Angeles Times gazetesi, soykırım iddialarının
bu yıl içinde ABD Kongresi’nin gündemine getirilmesi beklentisinin, Demokrat
Partililerin son seçimde çoğunluğu ele geçirmesiyle arttığını yazdı.
Demokratların, soykırım iddialarının tanınacağı yönünde, ABD’deki Ermeni
toplumuna mesajlar verdiğini hatırlatan gazete, Dışişleri Bakanlığı’ndaki üst
düzey bir diplomatın “Biz hiçbir zaman soykırım olmadığını söylemedik. Sadece o
kelimeyi kullanmadık” şeklindeki sözlerine de yer verdi. Diplomat “Bizim
görüşümüz daima, Türklerin ’Bu bir dış baskıdır’demesine izin vermeden, böyle
bir tartışmayı cesaretlendirmek olmuştur; ve bu yaklaşım da daha etkilidir”
dedi. Haberde, bu görüşü benimsemeyen Ermeni lobisi ve Demokratların ise,
Washington yönetiminin soykırım kelimesini kullanmasından yana olduğu
kaydedildi.
Yeniçağ Gazetesi - 16.01.2008