Prof. Dr. Türkkaya Ataöv
ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Bn. Nancy Pelosi 'nin e-posta adresine onun ana dilinde yollamakta olduğum bilgilerin Türkçe özetini buraya aktarmak istiyorum. Yabancı yayınlarda ve yurtdışındaki konuşmalarım sırasında sık rastladığım ama bilgiden yoksun şu yargıyı Amerikan Kongresi'nde Ermeni tasarısının başını çekmeye hazırlanan Bn. Pelosi'nin de paylaştığını öğrendim: Osmanlı Ermenileri barışsever, haktanır, elini silaha dokundurmamış, herkesin iyiliğini isteyen, ensesine vur lokmasını al türünden iyi niyetli, ondan da öte saf, İsa 'nın paklığı yüzlerine yansımış gerçek Hıristiyan, çoluk-çocuk-yaşlılardan oluşmuş, çulsuz derecesinde yoksul, zayıf nahif, ince çelebi ruhlu, sahipsiz ve savunmasız, tümü sivil bir topluluktu. Örgütlü, donanımlı, güçlü Müslüman Türk orduları bu umarsız kümenin üstüne durup dururken çullanıp onları kıyıma uğrattılar. Bir yanda acımasız barbarlar, öte yanda cellatlarına karşı ilâhiler söylemekle yetinen Tanrı'nın cennetlik kulları!
İki yıl önce Ermenilerin tümünü melek diye tanıtan değerlendirmeleri ABD'de Purdue Üniversitesi'nde Prof. Robert Melso n'un ağzından da aşağı yukarı bu sözcüklerle işitmiştim. Hemen yanıtını verdim. Şimdilerde gene işitiyoruz. Ancak, bunları söyleyenlerin bilgisizliği az bulunur türdendir. Ermenilerin 19'uncu yüzyılın ikinci yarısından başlayarak şiddete yöneldikleri yalnız Osmanlı değil, yabancı devlet belgeliklerinde de vardır. Ayrıca, resmî kaynaklara ek olarak, Louise Nalbantian gibi Ermeni kökenli Amerikalıların doktora tezlerinde de.
19'uncu yüzyılın Ermeni olaylarını şimdilik bir yana koyalım. Bu çerçevede dışarıdan silah sağlanmasının, şiddete dayalı ayaklanmaların, bireysel terorizmin ve özel afların kanıtları Osmanlı ve başka devletlerin belgeliklerinde yeterince vardır. Bunlar Batı basınına, Hıristiyan din yayıcılarının yanıltıcı destekleriyle, genelde eksik, abartmalı, tek yanlı ve "binlerce ve on binlerce Ermeni'nin kıyıldığı" biçiminde yansımıştır. Oysa, kilise, okul, banka kasaları, konut, sınır kapıları ve gümrüklerde (top namluları dahil) her türlü silah ve savaş gereci yakalanmıştır. Örnekler ayrı bir yazı dizisine konu olabilir.

Sıvas'ta Ermeni çeteleri tarafında hunharca
katledilen Jandarma Mustafa.
1914’e Gelelim:
Bu nedenle, sözü burada 1914'e getirelim. Özellikle Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında, tüm sürecinde ve bitiminin hemen ardında kurulan kalabalık Ermeni tabur, alay ve tümenlerine ilişkin bilgiler, kanıtlar, itiraflar, giderek övünmeler o birliklerin Ermeni komutanlarının ve savaş tarihini kaleme alan sonraki yazarların yayımlanmış yapıtlarında yer almıyor mu? Bu kaynaklar Washington'daki Kongre Kütüphanesi'nde de bulunmuyor mu? Bn. Pelosi ve 164 arkadaşının hiçbiri bunları açıp bakmadı mı? Bakmadılarsa, bu ne bilgisizlik? Baktılarsa, bu ne yalancılık?
Tek yanlı Ermeni görüşlerini savunanların bir iki Batılı dostları Ermeni şiddetine birkaç sözcükle gönderme yapmaktan çekinmiyorlar. Örneğin, Prof. D.M. Lang 'ın 203 sayfalık kitabında birkaç sözcükten oluşan şöyle bir cümlecik var: "Onların tümü de melek sayılmazdı." İşi hafife almak diye buna denir! Bu cılız evetleme konuyu en alt düzeye çekme ve sanki öbür görüşe de yer vermiş görünme çabasıdır. Ermeni komutanlar kendi yayınlarında ve çeşitli açıklamalarında ağır silahlı, iyi donanımlı ve karnı tok orduları nasıl kurduklarını anlatıyor, eylemlerini sıralıyorlar. Melek olup olmamak bir yana, "Biz, Türklere karşı savaşan devletler kümesindeydik ve Birinci Dünya Savaşı bizim katkılarımız sayesinde kazanıldı" diyecek denli ileri gitmektedirler. Söz konusu olan, silahlı birliklerin oluşturulmaları, şiddet içeren türlü saldırılar, Ermeni olmayan Türk, Kürt, Çerkez ve benzerlerinin yer yer ve kitlesel olarak kıyılmaları ve Ermenilerin Türklere (ve Azerilerle Gürcüler gibi kimi başkalarına) karşı da türlü savaşlara katıldıkları gerçekleridir.
Lütfen, ciddi olalım. Kimi ağızları kapama siyasetini, "Bu olaylar soykırım diye nitelenemez" diyenleri ağır ödenceye çarptırıp hapse yollama soytarılığını ve bunlarla bağlantılı aymazlığı bir yana koyalım. Pelosi ve yandaşlarının "gözü kapalı, sepet kafalı" , eskilerin deyimiyle "eçhel-i cühela" tavrını yalancı çıkaracak ilk elden Ermeni yayınları var. Ayrıca, birçok Batı kaynağı silahlı Ermeni katılımını saptıyor, benimsiyor, onaylıyor ve övüyor. Bunların kimilerini bu bağlamda anımsatmak uygun düşer.
Ermeni-Türk ilişkileri bir yana, ben Bn. Pelosi ve yandaşlarının kendi ülkelerinin geçmişini de iyi bilmedikleri kuşkusunu taşıyorum. Amerikan tarihinin anlatımında da benzer tek-yanlılığın tutsağıysalar, bu konudaki bilgi dağarcıkları yüzeyselliğin ötesine geçemez. Yoksa Amerika'nın geçmişini Hollywood'un John Wayne 'li kovboy filmlerinden, Türkiye'yi "Gece Yarısı Ekspresi" nden, Ermeni sorununu da "Ararat" kurdelâsından mı öğrendiler?
Onlara dişe dokunur birkaç soru sormak isterim: Kristof Kolomb 'un seyir defterine yazdıklarını hiç okudunuz mu? Virginialılar yerlileri köle mi yaptılar, öldürdüler mi? 1676 Bacon Başkaldırması'nın nedeni? Boston'da 1770'lerde mülk sahiplerinin yüzde biri zenginliğin kaçta kaçını ellerinde bulunduruyorlardı? "Her erkek eşittir" diye yazan Jefferson neden yaşamının sonuna değin yüzlerce köle sahibiydi? Shay Başkaldırması'nı nasıl yorumlamalı? Anne Hutchinson Massachussetts'den neden kovuldu, Mary Dyer neden asıldı? Georgia milislerinin Sam Worcester ile Elizar Butler 'ı tutuklaması Yüce Mahkeme'nin ABD Anayasası'nı yorumuyla bağdaşıyor muydu? Cherokee yerlileri topraklarından çıkarılışlarına "Gözyaşları Yolculuğu" diyorlarsa, Başkan Van Buren buna neden "mutlu olay" adını takmıştı? Meksika Savaşı'nda Whitman 'la Thoreau 'nun farklı tavırları neden? J.W. Loguen 1850 Kaçak Köle Yasası'na karşı çıkışında haklı mıydı? 1883'te ABD Yüce Mahkemesi 1875 İnsan Hakları Yasası'nı anayasaya aykırı bulduğunda, azınlıkta kalan yargıç üye Harlan 'ın görüşleri nelerdi? George Henry Evans 'ın "Emekçinin Bağımsızlık Bildirisi" ni hiç okudunuz mu? Cleveland yerine Blaine seçilseydi, ABD siyaseti farklı olur muydu? Neden? Emma Goldman 'ın işçi tarihinde yeri nedir? Filipinler'i ABD'ye katma yasası neden bir tek oy farkıyla kabul edilebildi? Joe Hill 'in yargılanması neden ülke sınırlarını aştı? 1914 Ludlow Kıyımı nedir?
Demokrasinin ‘Fazlalık’ları
ABD yönetimi "Lusitania" gemisinin yüküne ilişkin yalan söyledi mi? Einstein, Sartre ve Picasso gibileri Rosenberg 'lerin geleceğiyle neden ilgilendiler? "Phoenix Harekâtı" Amerikan halkından neden gizlendi? Samuel Huntington 'a göre, demokrasinin ne kadarı gereğinden "fazla" dır? Diplomasi yollarıyla çözüm varken Demokrat Clinton da askerî çözümü yeğlemiş midir?
Bn. Pelosi ve yandaşlarının Ermeni-Türk ilişkilerini bilmedikleri kanısındayım. Kendi tarihlerini bildiklerinden de kuşku duyuyorum. Yukarıdaki soruları ve daha birçoklarını yanıtlamaya ben hazırım. Bn. Pelosi'ye gelince: Şimdi yalnız California temsilcisi değil, Meclis Başkanı'dır. Ermeni baskı örgütü hizmetliliğini bir yana koyup daha sorumlu davranması için ciddi bir neden vardır. Onun seçilmesi için destek verenlere bunu pekâlâ anlatabilir. Ne var ki, konu Amerikan çıkarları değil, tarih gerçekleridir.
A.P. Hacobian 'ın "Ermenistan ve Savaş" adlı kitabının İngilizcesi ve Fransızcası var. Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda milletvekiliyken Doğu'ya gidip Ermeni alaylarının başına geçerek general diye anılmaya başlanan Garo Pastırmacıyan 'ın da bu konuda iki kitabı bulunuyor. Birinin başlığı şu: "Savaşın Kazanılmasında En Önde Gelen Öğe: Ermenistan" . G. Korganoff Paris'te 1927'de yayımladığı kitabında Ermenilerin Kafkas cephesine katılımlarını ele alıyor. Geçen yıl New York'ta Birleşmiş Milletler merkezinin bir salonunda Ermenilerin silahlı konumlarını belirttiğimde, üç yüz Ermeni'nin katıldığı bu toplantıda içlerinden biri önce böyle bir şey olmadığını söylemiş, ama ben kimi Ermeni kaynaklarını gösterince de "katılmış olsalar bile Türklere karşı değil, Galiçya cephesinde savaşmış olabileceklerini" eklemişti. O zaman ona Ermeni General Gabriel Gorganian 'ın Boston'da yayımlanan Ermeni dergisinde (The Armenian Review) 1968-70 yılları arasında çıkmış uzun dizisinin bendeki kopyalarını gösterip yazının şu genel başlığına dikkatleri çektim: "Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesinde Ermeni Katkısı." Bu katkı Türklerden mi, yoksa Ruslardan yana mıydı? Türklere karşı olduğunu işte bu dizi de anlatıyor.

1) Birinci Dünya Savaşı sırasında
İngiliz yazar C. F. Dixon - Johnson
kendi ülkesi Türklerle savaşırken yayımladığı 'Ermeniler' adlı kitabında
Türklere hak tanır davranılmasını istemiş ve madalyonun diğer yönüne dikkat
çekmişti.

2) Kafkasya'da bazı Ermeni
birliklerine de komutanlık yapan Osmanlı Mebusan
Meclisi üyesi Garo Pastırmacıyan
yenilgisinden sonra gittiği ABD'de yazdığı kitabında Ermenilerin itilaf
devletlerinin zaferindeki katkısını 'Başlıca Öğe' olarak nitelemişti.

3) Britanya'da 'Askeri Klasikler'
dizisinden 2003'te basılan 'Birinci Dünya Savaşı Sözlüğü' adlı kitapta
Ermenilerin 1915 ve 1917 yılları arasında toplam 170 bin Ermeni olmayan Osmanlı
yurttaşını öldürdüğü belirtiliyor.
Rus Çarı’nın Teşekkürü
Tüm gerçekleri ortaya çıkarma savındaki "Agos" gazetesi bunların herhangi birini ya da tümünü yayımlamayı düşünmez mi? Anımsatayım ki, ilk elden kaynak olanlar bunlardır. Bu kaynaklar ve aynı gerçekleri sergileyen başkaları bende var.
Savaşın başında Rus Çarı İkinci Nikola tüm Ermenilere seslenen 21 Nisan 1915 tarihli iletisinde, Ermenilerin savaşın askersel erekleri uğruna verdikleri destek ve hizmetlerden ötürü tümüne teşekkür etmedi mi? Rus Çarı ile Ermeni Katolikosu arasında bağlantı görevini üstlenmiş olan Kafkasya Rus Genel Valisi Kont II. Vorontsov-Daşkov ortak sınırın "her iki yanındaki Ermenilerin kendi buyruklarına tümüyle uymalarını beklediğini" belirtmedi mi? Bir Rus-Türk savaşı çıkacak olursa, sınır bölgelerinde oturan tüm Ermenilerin "hem Türkiye'de bugünkü koşullar çerçevesinde ve hem de gelecekte, onlara verilecek görevleri yerine getirmelerine ilişkin güvence verilmesini" istememiş miydi?
Pastırmacıyan, ya da sonraki alaylar komutanı (takma adıyla) Armen Garo Osmanlı kenti Van'a saldırıda kendi bayrağı altındakileri örgütlemedi mi? Balkan Savaşlarında bile Bulgaristan ordusu içindeki Ermeni taburlarının komutanlığını yapmış ve Türklere karşı savaşmış olan General Andranik Ozanian kendi adamlarıyla birlikte Rus ordularına katılmadı mı? Hamazasp ve Keri komutasındaki başka Ermeni silahlı birlikleri Erzurum'u ele geçirme hazırlığında değiller miydi? Ermeni Ulusal Bürosu denen örgütün başkanı olan Samson Harutunian, Rus Çarı'na başvurarak Ermenilerin "şanlı Rus ordusunun saflarına katılıp Rus silahlarının zaferine hizmet amacıyla kan dökmeye hazır olduklarına" ilişkin güvenceler vermedi mi? Ya şu eklemesine ne buyrulur: "Rus bayrağı Çanakkale ve İstanbul Boğazları üstünde özgürce dalgalansın."

Seyid katledildiğinde 14 yaşındaydı
İzmit yakınlarındaki Kullar köyünde Ermeni çeteleri tarafından
katledilen Müslümanlar. Öldürülenlerin kimlikleri ise sağdan sola doğru sırayla
şöyle:
Bosnalı Malik, Abdülmecit oğlu Ali, Ali oğlu Seyid
(14 yaşında), Ömer oğlu Abdül Gani, Abdül Gani oğlu Mecit, Abdullah
oğlu Hüseyin, Bekir oğlu Yusuf, Osman oğlu İsmail.
Kafkas Savaş Alanları
W.E.D. Allen ve Paul Muratoff Cambridge Üniversitesi'nin bastığı ve "Kafkas Savaş Alanları " başlıklı kitaplarında Ermeni Daşnaklar'ın "baş kaldırdıklarını ve Van Gölü'ne yaslanan o eski kenti.... Anadolu'nun daha içlerine giden yolun kapılarını açmak için ele geçirdiklerini" (s. 299-302) yazmadılar mı? Çarlık komutanları, kamu hizmetindekiler ve basında kalem oynatanlar, sınırın her iki yanındaki Ermenilerin hizmetlerini pırıltılı sözlerle övmediler mi?
Rus ordu komutanlarının resmî yazılarında "bizim Ermeni savaşçılarımız" dedikleri kimlerdi? Bunlar içinde Van'ı silahla ele geçirip orada geçici hükûmet kurarak başına geçen Ermeniler yok muydu? Yer değiştirmenin nedeni de bu değil miydi? Fransız komutan M. Larcher bile, Türk savaşına ilişkin kitabında (s. 395-6) Ermenilerin "Rusların oluşturdukları taburlara katıldıklarını... Van'daki Ermeni mahallesini bir kaleye dönüştürdüklerini... Türk yönetiminin de Ermeni nüfusu askerî bölgeden uzaklaştırmak zorunda kaldığını" belirtiyor. Rus ve Anadolu Ermenilerine Fransa'dan, giderek ABD'den gelen Ermeniler de katıldılar.
1914-22 arasındaki sekiz yıllık kısa dönemde Ermeniler bir düzine kadar savaşta silahla yer aldılar. Önce düzenli Osmanlı ordusuna karşı gerilla çatışmalarını başlattılar; sonra kendi düzenli birliklerini oluşturdular; Ruslarla birlikte Van'ı ve Erzurum'u ele geçirdiler; oralarda geniş kıyımlar yaptılar; Kâzım Karabekir 'in 15'inci Kolordusu'na karşı çıktılar; Ankara yönetimine silahla cephe aldılar; komşuları Gürcüler ve Azerilerle sürekli çarpıştılar; kendi içlerindeki Azeri azınlığa karşı savaş açtılar; Bolşevik Devrimi'nden sonra komünist olan ve olmayan Ermeniler olarak sınıf savaşında birbirlerini öldürdüler, Adana ve çevresinde Fransızlarla ve Süveyş, Sina ve Filistin cephelerinde İngilizlerle birlikte Türk kanı döktüler, Batı Anadolu'da da İzmir'e çıkan Yunan ordularıyla birlik oldular. Tüm bu savaşlarda öldürdüler ve karşılığında öldüler.

Propagandayı da kullandılar
Hınçak Komitesi'nin propagandasının yapıldığı bir afiş. Afişte Hınçak Komitesi'nin iki elebaşı Hapet Tevekeliyan ve Kalost Antrassiyan ihtilalci kahramanlar olarak tanıtılıyor.
Belgelere Bakılmalı
Ermeni-Amerikan kaynaklarına göre savaşan Ermenilerin toplam sayısı "200.000" , giderek "200.000'den de fazlaydı" . Bunu gösteren 1924 ve 1926 tarihli yayınlar Amerikan Kongre Kütüphanesi'nde de var. Kopyaları benim kitaplığımda da bulunuyor. Birinci Dünya Savaşı bitip yenginler Versailles'da toplandıklarında, oraya Ermeni Ulusal Kurulu Başkanı olarak katılan Bogos Nubar Paşa da 1918'de Fransız Dışişleri Bakanı'na yazdığı resmî mektupta Ermenilerin "savaşın başından bu yana, muharip (yani silahla savaşan; Fransızcası: belligerents) olduğunu'' açıkça ve bu sözcüklerle belirtmişti. O halde, bunlar mıydı elini silaha değdirmemiş olan barışsever sivil halk? Bende kopyaları olan bu yayınların kimilerinin kapaklarını şöyle bir kaldırıp birkaç sayfa okusunlar da, oylamaya sonra gitsinler.
Cumhuriyet Gazetesi -
10.10.2007