YAKUP
KARAHAN - AMSTERDAM
Sevgili okurlar, artık gün
geçmiyor ki bu küçük ve şirin Avrupa ülkesi Hollanda'da bir orijinallik, bir
gariplik yaşanmasın. Hollanda'nın duyarlı kesimi bile artık olaylara ne yönden
bakıp nasıl değerlendirebileceğini şaşırma noktasına geldi. Hollanda, bugüne
kadar ''özgürlük ve hoşgörü'' gibi konularda hep öne çıkmaya çalışan, bu
konularda yapmış olduğu yeniliklerle tüm dünyada adını duyuran bir ülke olmayı
başarmıştı. Ama artık rüzgârın tersine döndüğünü anlatan birçok haber ve yorum
okumuş olmalısınız. Sanırım son dönemde yaşananlardan sonra Hollanda ''özgürlük
ve hoşgörü'' yerine ''kısıtlamaları'' ve ''katılıkları'' ile
gündeme gelmeye başlayacak. Tüm dünya, artık Hollanda'yı insan hakları konusunda
attığı geri adımlar, aldığı ilginç kararlarla tanıyacak ve konuşacak. Sizin de
izlediğiniz gibi, şu sıralar Hollanda yeni bir öneri ve acayipliği tartışıyor.
İnsanı hayretlere düşürüp şaşkına çeviren konu, Azınlıklar Bakanı tarafından
savunuluyor. Bakan, sokakta yabancı dil konuşulmasının rahatsızlık yarattığını
belirterek Hollandaca konuşulmasını istiyor. Peki
uygulama nasıl olacak; İngilizler, Fransızlar, İspanyollar ve de İtalyanlar,
hatta ve hatta Yunanlar bu uygulama kapsamında Hollandaca
konuşmak zorunda kalacaklar mı?.. Yoksa gene bu öneri sadece ve sadece Türkler
ve Arapları mı kapsayacak? Tam olarak belli değil. Ya
da cezai yaptırımları ne olacak? Hani iki yabancı yan yana kendi dillerinde
sohbet ederek yürürken yanlarına görevli memurlar yanaşıp ''Alooo!.. Birader Hollandaca
konuşun bak atarım içeri...'' mi diyecek? Trafik cezaları gibi insanlara, ''kuralları
ihlal etme, kamu düzenini bozma ve Hollandaca
konuşmama'' gerekçeli cezalar mı kesilecek? Denetlemeler nasıl olacak? Yan
yana yürüyen iki yabancı, ''her an kendi dillerinde diyaloğa
girip yasayı ihlal edebilirler'' düşüncesi ile takip mi edilecekler?
Diyelim cezaya itiraz oldu ve suçlanan kişiler, ''Yooo,
valla biz Hollandaca konuşuyorduk!'' dediler. Bu
durumda bant kayıtları mı dinlenecek?.. Yukarıda belirttiğim gibi Türkler ve
Faslılar dışında diğer etnik kökenlerden insanlar da Hollandaca
konuşmaya zorlanacaklar mı?.. Arapları bilemem ama Türklerin bu konularda pek
taviz vereceklerini sanmıyorum. Birincisi, Türkler kendi dillerine aşkla bağlı
ve de farkında olmadan Türkçe konuşmaktan çok zevk alan insanlar. İkincisi de
zaten Türkçeden başka dili büyük bir çoğunluğun
bilmiyor olması. Bu durum da aslında Türkçeye
bağlılıktan kaynaklanmakta. Onun için de herhangi bir dili öğrenmek veya
konuşmak, bizimkilere acı veriyor. Küçük bir örnekle toparlamak gerekirse. Bu
bir gerçektir ki, dil kurslarının verildiği okullarda, sınıflarda birden fazla
Türk varsa, oradaki Türklerin hiçbiri, öğrenmeye gittikleri ''dili''
öğrenemezler. Nedeni de, dil öğrenmek amaçlı orada bulunduklarını unutup kendi
dillerinde muhabbete dalmalarıdır. Bunlar sabahtan akşama kadar ''Hah, ne
güzel bir Türk daha buldum'' düşüncesi ile derste, kantinde, sırada,
koridorda durmaksızın Türkçe konuşurlar. Bu durum yarı şaka yarı gerçek
böyledir. Durum böyle olunca, bizimkilerin Türkçe konuşmasını yasaklamak,
kontrol etmek biraz zor olacaktır. Hatta yıllar önce buralara çalışmak için
gelmiş amca ve teyzeleri buna zorlamak ciddi krizlere neden olacaktır ve mümkün
de değildir. Bir süre önce okullarda Türkçe anadil eğitimini de kaldıran
Hollanda, Hollandaca dışında bir dilde konuşmayı,
yârenlik etmeyi yasaklarsa sakın şaşırmayın. Önerinin yaşama geçirilip
geçirilemeyeceği, geçirilirse başarılı olup olamayacağı tabii ki tartışmalı,
hatta şüpheli. Yalnız bir tek konuda şüphe yok, o da bu gibi acayipliklerle
yerli ve yabancıların ilişkilerinin daha da gerileceği, tatsızlıkların
artacağı, bu gibi politik oyunlar sayesinde hoşgörünün zamanla yok olup
şiddetin yaşama gireceği.