26-01-2006
İslam'ın
Amerikanlaştırılması
Ahmet GÜRSOY
Şair istediği kadar "benim dedemle yan yana yazılı kalacak adım;
/Yıldızların söneceği güne yıldızlar sakladım" desin; şaire, saklı kalan
yıldızlara inat, öyle olaylar yaşıyoruz ki, ne akıllar bunu alıyor, ne de
kimseler neyin neden böyle olduğuna bir hüküm verebiliyor.
Bereket yolumuzu yine düşmanın
işaret fişeği ile görüyoruz: Eğer Huntington enen
adam, ABD'nin başlatacağı savaşın işaretlerini "Medeniyetler çatışması" olarak vermeseydi, biz halen daha
şamarın ensemize nereden geldiğini an1ayamayacaktık.
ABD'nin İslam ile iki savaşı var: birincisi, yarattığı Bin Ladin üzerinden İslam'ı
çökertmek; ikincisi, bizzat İslam'ın din olarak kendisini yani içeriğini Protestanlaştırmak.
Bir başka ifade ile ABD'nin dolayısı ile de İsrail'in isteğini İslam formuna
sokmak.
Bu savaşın Bin Ladin boyutunu
Afganistan ve Irak işgaliyle, stratejik merkezleri ele geçirme biçiminde
görüyoruz. İkincisini ise, müsait laboratuar ülke olarak gördükleri Türkiye'de
deniyorlar.
İslam'ın Protestanlaştırılması
(modemleştirilmesi/ Amerikanlaştırıl ması); Yaşar
Nuri Öztürk’ün tespitiyle söylersek de "İslam'ın Hıristiyanlaştırıl ması" ona
benzetmedir bu.
Amerikalı damadımız, Müslüman
kızımız sayesinde din değiştirdikten sonra, hep birlikte kayınpeder emekli diş
doktoru Ahmet Gürel öncülüğünde Türkiye Başbakanı'nın danışmanlarının eşlerinin
dokunulmazlık ve siyasal güç katımıyla başları açık, erkeklerle aynı safta
namaz kılmaya başlamışlar. Esasında bu
eylemin ilk denemesi, bir yıl önce Amerika'da hem de bir katedralde başlamıştı.
Sonra, Esra Numani
adlı kadın, bir 'Yahudi üniversitesi'nde
Cuma namazı kıldırmıştı.
Dikkatinizi çekerim; bizimkiler de
camiye cumaları gidiyor ve yine haberlerden öğrendiğimiz kadarıyla başbakan
danışman eşi cami imamından cuma namazı kıldırmak için izin itiyor. Tıpkı Esra Numani gibi.
Olayın büyümesinden sonra ve
Türkiye'nin Diyanet dahil önde gelen bilim adamlarından teologlardan destek
göremeyen yozlaşmacı ekip, bir televizyon kanalında aklanmağa çalışıldıysa da
dinen bunun sapma olduğu kesinlik kazandı. .
Öte yandan bu sapkın grubun, kamuoyundan tasvip görmeyen davranışını Atatürk'e dayayarak açıklaması asla kabul
edilebilir durum değildir. Bu açıklamalar, kamuoyunda "Atatürk de
böyle istiyormuş" imajı uyandırır ki bu
hem Atatürk'e iftiradır; hem de Atatürk yolunu da saptırmaktır.
Atatürk masonların oyuncağı değildir.
Kimse Atatürk'ü dini
yozlaştırmasına araç yapmasın!
Atatürk'le meselenin alakası yoktur. Atatürk dinde Araplaşmaya karşı millileşmeyi
benimsiyordu; yozlaşmayı/Protestanlaşmayı değil. Bunun böyle bulduğu herkes
tarafından bilinmelidir.
Hantington'un tarifini verdiği "medeniyetler çatışması" sürüyor. Türkiye kültür savaşlarını kayıp etmemelidir.
Dinde yabancılaşmaya müsaade edersek, önemli sosyalleşme ve kaynaştırma
noktalarını parçalamış olacağımızdan milli bütünleşmede sıkıntı yaşarız.
Millet (ulus) olmanın yolu siyasi ve kültürel bütünleşmeden geçer.
Amerikan istilasına karşı yıldızları
sakladığımız yerden çıkaralım. Yoksa dedemizle "yan yana yazılmaz"
adımız.