12/04/2006
MİLLİ ŞEHİT MAZLUM
ŞEHİT
Necdet SEVİNÇ
İSTANBUL işgal altındaydı.
Başbakanlık koltuğunda, Atatürk'ün 'Şahs” menfaatlarını müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid ettiğinden' bahsettiği vatan hainlerinden Damat
Ferit oturuyordu.
Devşirme Partisi'nin bu son
sadrazamı, işgal kuvvetlerinin isteği üzerine kurduğu Sıkıyönetim Mahkemesi'nin
başkanlığına, Kürt Teali Cemiyeti üyelerinden Mustafa Nazım Paşa'yı getirmişti.
Bilahare Nemrut Mustafa Paşa Divanı olarak anılacak olan bu olağanüstü mahkeme,
aslında istilacıların Türkiye'ye hükmetmek için harekete geçirdikleri bir
mekanizmadan ibaretti.
Bize pek değerli bir eser
bırakan, Teşkilat-ı Mahsusa'nın Mim. Mim. Grubu
Başkanı Hüsamettin Ertürk, Nemrut Mustafa'nın 'İngilizler'in emrinde çalıştığını' ve Bedirhaniler'den
olan Paşa'nın 'Şeyh Sait İsyanı'nın da planlayıcıları arasında bulunduğunu'
yazmaktadır.
İşte bu adamın başkanlık ettiği mahkemede bir tek Türk bile yoktur!
Haralombos
Efendi, Savcı Yardımcısı'dır. Eski Halep Mebusu Artin
Boşgezenyan, Misak Margaryan ve Dimitraki Efendi ile
mill”yeti meçhul iki Müslüman da Sorgu Hakimi'dirler.
Bu mill”yeti meçhul Müslümanlardan Nazif'in istifası
üzerine yerine kim tayin edilir biliyor musunuz?
-
Sait Molla!
-
Sait Molla İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin kurucu
üyesidir!
Fethi Okyar'ın 'en hunhar canavar tıynetinde
yaratılmış bir cellat' dediği Nemrut Mustafa'nın, Kürtler'i
ayaklandırmak için İngilizler'den para alan, Sait
Molla'nın da Rahip Frew'in emrinde çalışan birer
vatan haini oldukları bugün artık biliniyor olmalıdır.
Rahip Frew
ise bildiğiniz din adamlarından değildir. Divan'da bir kez daha dosyasını
açtığımız bu Rahip Frew, İngiliz Gizli Servisi'nin
İstanbul teşkilatının başkanıdır!
Evet! Şehadetinin 87. yıldönümünde mill”yetçi kuruluşlar tarafından anılacak olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, işte böyle bir mahkemede yargılanmış
ve idam edilmiştir.
Kemalettin Şükrü
'Mütareke Acıları' isimli eserinde, Nemrut Mustafa Divanı'nın hangi maksatla
kurulduğunu şöyle izah etmektedir:
-
İngilizler'e yaranmak, rum ve ermeniler'i memnun etmek!
İçişleri Bakanlığı'nın 'ermeniler'in 24 saat zarfında
Boğazlıyan'dan çıkarılmasıyla' ilgili emrini
uyguladığı için yargılanan Kemal Bey davasına toplam 28 şahit katılmıştır, bu
28 şahidin sadece 3'ü savunma şahididir! Kemal Bey hakkında ifade veren 25
kişinin 24'ü ermeni'dir.
Şahitlerden Ohannesoğlu İstepan,
önce 'binlerce ermeni'nin öldürüldüğünü,
mahallesindeki bütün ermeniler'in katledildiğini'
söylemiş, öldürülen bir kimseyi görüp, görmediği sorulunca da 'kimseyi
görmediğini' ifade etmiştir.
Bir diğer şahit olan Manastırlı
Halil Recai 'tehcir sırasında Ankara'da bulunduğunu, fakat Kayseri'deki Miralay
Şahap Bey'den, kendisine 2-3 bin ermeni'nin
öldürüldüğüne' dair bir telgraf geldiğini söylemiştir. Ama İngiliz vatandaşı
olan Miralay Şahap, mahkemede verdiği ifadede 'ben böyle bir telgraf yazmadım'
demiştir.
Şahitlerden Leon
Nahabetyan, Kemal Bey'in Keller Köyü'nde 4 kişiyi
bizzat öldürdüğünü söylemiştir, fakat daha sonra Kemal Bey'in Keller köyüne hiç
gitmediği anlaşılmıştır.
İşte böyle bir yargılamadan sonra 8 Nisan 1919'da idama mahkum edilen Kemal
Bey, 10 Nisan 1919'da Bayezıt Meydanı'nda idam
edilmiştir.
Son sözleri şöyledir:
- Ben bir Türk memuruyum.
Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Son sözüm
bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar.
(...) Vatan uğrunda cephede ölen insanlar gibi şehit gidiyorum. Allah, vatan ve
milletimize zeval vermesin.'
14 Ekim 1922'de Atatürk'ün teşebbüsüyle TBMM tarafından Milli Şehit ilan
edildi.