Serdar
KIZIK
Yılın en soğuk günlerinden birisi.
Menemen hareketli.
Alışılmış kalabalıkların tersine, gençler ve
bayanlar öne çıkıyor.
75 yıl önce, devrim şehitleri Asteğmen Mustafa
Fehmi Kubilay ve gece bekçileri Hasan ile Şevki Bey'lerin
katledildiği belediye meydanı, olağan akışında.
Gazez Camisi'ndeki Nakşi Derviş
Mehmet ile Arapça yazılı yeşil bayrak açan Nalıncı Hasan 'ın sesleri, zaman tünelinden geçip bugüne yankılanıyor:
''Din elden gidiyor, Müslüman olan sancak-ı
şerifin etrafında toplansın. Şeriat geliyor. Kâfirlere ölüm.''
Devrim Şehitliği'nin bulunduğu Yıldıztepe'yi tırmanıyorum.
Zaman tünelinden yankılanan ses içimde
büyüyor:
''Din elden gidiyor... Din elden
gidiyor...''
Düşünüyorum.
Kubilay'ın şehit olmasıyla ilgili, Cumhurbaşkanımız Ahmet
Necdet Sezer 'in sözleri aklıma geliyor: ''Kubilay'ı
acımasızca katledenlerin temsil ettikleri zihniyetin ve günümüzdeki
uzantılarının çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.''
Yıldıztepe'nin yokuşu daha da dikleşti.
Soluklarım sıklaştı.
İçimdeki ses tekrarlıyor:
''Günümüzdeki temsilcileri, günümüzdeki
temsilcileri...''
Sırada, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi
Özkök' ün açıklamaları:
''Özellikle son yıllarda irticai
faaliyetlerde gözlenen hızlı artış, genç beyinlerin artan oranda karanlık
çevrelerce esir alınmasına sebep olmaktadır.''
Yine o ses:
''Sebep olmaktadır... Sebep
olmaktadır...''
Öyleyse?..
Başbakan'ın sözlerinde sıra:
''...Kubilay'ın
Cumhuriyet tarihinde müstesna bir yeri vardır.''
''Vardır... Vardır...''
Belediye Bandosu, Harbiye Marşı'nı çalıyor.
Yıldıztepe'ye varıyoruz.
Soluğum oturdu, içimdeki ses sustu.
Ama aklımda bir soru: ''Başbakan bugün
burada olsa ne düşünür, ne hissederdi acaba?''
Az sonra törenler başlıyor. Menemen Belediye
Başkanı Tahir Şahin konuşuyor:
''Ülkemin ılımlı İslam cumhuriyetine veya
kolu kanadı kırık AB sömürgesine dönüştürülmesine mi yanarsınız, 8. sınıf
İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabından 10. Yıl Nutku'nun çıkarılmasına mı?
Şeyh Sait ayaklanmasına, Doğu
ayaklanması denmesine mi? Mevcut hükümetin, anayasanın 42 ve 174'üncü
maddelerini sık sık çiğnemesine mi? Türban konusunda
söz hakkının ulemaya ait olmasına mı? Oysa Türk ulusunun çimentosu din değil,
laikliktir. Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti için önemli olan, dindaşlık değil
yurttaşlıktır.'' Nasıl yanıt ama!