23.01.2007

YETKİLİLER SEYREDİYOR

MEHMET FARAÇ

Trabzon'da 'milliyetçi cephe' etkinleşiyor, 'organizasyon' göz ardı ediliyor

Trabzon kaynaklı suikast ve saldırı zinciri, "milliyetçi-mukaddesatçı bir eylem cephesi" nin kasıt ve ihmal ortamında giderek ivme kazandığını gösteriyor. Bu cephe, yankesicilerden tetikçi ordusu kuran Hizbullah, cahil marabaları kullanan feodalite gibi "Kurtlar Vadisi" özentisi çocukları eyleme sürükleyen radikal "tepki mekanizması" nda "örgüt" leniyor. Trabzon polisi "ön planda" McDonald's bombacısı Yasin Hayal 'in olduğu 3 yıllık organizasyonun perde arkasındaki dini motifli azmettirici gruba yönelemiyor. Suikastlar bu yüzden durmuyor, duracağa benzemiyor. "Organizasyon" u pratikte doğrulayan, teoride ise olanak vermeyen bir emniyet yetkilisi ise "Bunlar biraz milliyetçi, biraz da hemşericiliğe sığınan cahiller" diyor.

Trabzon, giderek yoksulluk ve işsizliğin girdabında radikal unsurların arka bahçesine dönüşüyor. Tarikatlar lise önlerinde öğrenci avlıyor, misyonerliğe yönelik tepkiyi kullanan milliyetçi unsurlarsa eğitimsiz, başıboş, sorunlu, tepkili çocukları örgütlemeye çalışıyor, internet olanağı sağlayarak ağında tutuyor. Kafelerde küçük çocuklar, "âlemi nizam" a getirmek isteyenlerin teorik dayatmalarını, şiddet içeren oyunlar üzerinde pratiğe döküyor! Sonra da o çocuklar ceplerinde öfkenin harçlığı, ellerinde şiddetin silahıyla uzman tetikçileri kıskandıracak soğukkanlılık ve pervasızlıkla hedeflere yönlendiriliyor.

Profesyonel suikastın küçük tetikçileri, PKK'li ve Hizbullahçıların aksine sanki arkalarındaki organize gücün varlığını kanıtlarcasına ve onun verdiği cesaretle çok rahat davranıyor, tuhaf biçimde ve ısrarla iz bırakıyor, sonra da amatörce yakalanabiliyor! Onları şiddete sürükleyenlerse tetikçilerin ele geçmesinden hiç endişe duymuyor, belki de başka eylemcilere örnek gösterecekleri bu suikastçıların yaşamasından nemalanıyor, sonra da ihmal ve duyarsızlığın perde arkasında yeni eylemler planlamaya devam ediyor!

Trabzon kaynaklı üç eylemin de göz göre göre geldiğini anlamak için dedektif olmak gerekmiyor. Saldırganlar ve çevrelerinin olaydan sonraki açıklamaları bu gelişin dinci-milliyetçi referansıyla ilgili ipuçları vermeye yetiyor:

* Trabzon'da 24 Ekim 2004'te McDonald's şubesine bomba atan Yasin Hayal, eylemi, "Afganistan ve Irak'a müdahale eden Amerikalıları cezalandırmak amacıyla yaptım, kâfirlere ölüm" diye bağırmasına karşın saldırının arkasında örgütsel bir yapı olabileceği ciddi biçimde araştırılmıyor.

* Rahip Andrea Santoro 'yu vuran Oğuzhan Aydın 'ın avukatı Mahya Usta 'nın, " Müvekkilim aşırı dinci bir grubun etkisinde kalarak cinayeti işlemiş. Dinci grubun toplantılarına katılmış. Bu grup Danimarka'daki karikatür krizinden sonra Santoro'yu hedef göstermiş" yolundaki iddiasının üzerine de gidilmiyor.

* Nedense Hrant Dink 'i vuran tetikçi de çevresini şoke ediyor. Herkes, Ogün Samast 'ı sessiz, içine kapanık, zamanını internette geçiren ve cinayet işleyemeyecek kapasitede biri diye tanımlıyor! Samast'ın eniştesi Faik Samast da televizyon kameralarına "Biri onu kullanmıştır" diye bağırarak perde arkasını işaret ediyor.

Bu boş vermişlik Trabzon'da geçen yıl TAYAD üyelerine yönelik linç girişimini "halkımızın huzurunu bozanlar cezasını çeker" diye yorumlayan Vali Hüseyin Yavuzdemir gibi kamu yöneticileri ve lince gözyummakla suçlanan tarikatçı güvenlik yetkililerinin Türk-İslam sentezci politikalarından cesaret alıyor. "Miliyetçi mukaddesatçı" ideolojinin Trabzon'da bir cepheleşmeye gittiğini görmemek radikal unsurları cesaretlendiriyor, onların önünü açmaktan ileri gitmiyor! Üç saldırıyı rastlantıya odaklamak ise aslında, PKK ve Hizbullah'tan sonra Trabzon ve çevresinde ivme kazanan "üçüncü örgüt" ün üstünü örtüyor. Eylemlerin cahil ve tepkili çevrelere moral verdiği ve örgütlenmenin diğer kentlerde de oluşabileceği unutuluyor.

Polis yetkilileri saldırgan ve çevresini, "Nizami Âlemcilere yakın, milliyetçi ve hemşerici cahiller" diye tanımlasa da tıpkı PKK ve Hizbullah'a yönelik aymazlığın ileride bu eylem cephesinin "bir avuç eşkıya" söylemini aşacağı ve hedefini genişleteceği düşünülmüyor. Türkiye'nin terör tarihi hem aymazlar hem de gelecekteki tehlikeyi görmek isteyenler için ciddi dersler içeriyor!.