21
Mart 2005 |
OKUYUCU
KÖŞESİ
|
Hakan VEZİROĞLU
|
| Öncelikle şunu belirtmeliyimki yazılarınızı
fevkalade büyük bir aşk ve şevkle takip etmekteyim. Allah kalem ve bileğinize
güç versin. Türk tarihine geriye dönüp baktığımız zaman, Onurla dolu bir mazi, artı'ları eksi'lerinden çok fazla bir tarih ile karşılaşıyoruz. Fakat Osmanlı nın son yılları (teknolojik devrimi gerçekleştireme-diğimiz yıllar).. Bir başka açıdan şiddetin, ayrışmanın, savaşmanın ve ölümün yılları... Trajedi, dram, acı, hüzün içiçedir. Devletin genetik kodlarına kadar nüfuz eden korkuların, kaygıların ve parçalanmanın yaşandığı dönemdir. Milletin bilinçaltına kazınan travmanın tahripkar kuşatması sözkonusudur. Bir kaybediş öyküsüdür bu mevsim. Umutların, hayallerin, güvenin ve tabii somut olarak Mülkün, bir koca çınarın yıkılışıyla birlikte kaybedilmesidir. Kaybolmayan tek şey, direnme azmi veren tek şey, onurdur. YAPILMASI GEREKEN NEDİR ? 1- Devlet-Millet-Asker barışının vakit kaybedilmeksizin sağlanması gerekmektedir. 2- Bu barışı ihdas edecek demokratik kitle örgütleri oluşturlmalıdır. 3- Bu örgütler tüm il ve ilçelerde halkın güvenini sağlamış kişilerce yapılandırılmalıdır. 4- Bu örgütler Vakfimızdan ve kauoyunu kazanmış kişilerden teşekkül edecek bir aydınlar platformu ile halkı çeşitli etkinkler (konferans, şiir dinletisi, eğlence programları, vs.. ) düzenleyerek aydınlatmalı. 5- Kendi özkaynaklarımızla kalkınma sağlanmalı. Ve bu konuda halkın kendine güveni ve inancı sağlanmalı. (Biz yapamayız mantığı kırılmalı) 6- Askerin halk nezdindeki din düşmanlığı yakıştırması ortadan kaldırılmalı, örneğin çarşafa olmasa bile türbana töleransla yaklaşılmalı. Bir gun Genel Kurmay başkanı Kocatepede kurmalarıyla birlikte Cuma namazı kılsa, Edirneden Erzuruma kadar bütün memleket ayağa kalkacaktır. 7- Mutlak surette bir milli Politika oluşturulmalı, örneğin Osmanlının çekildiği tüm topraklarda hak talep etmek gibi. 8- Teşkilatı mahsusa yeniden ihdas edilmeli. |