Gönderen : Feridun TOKALP
Tarih : 26.01.2006
BİR KONU
BİR ŞİİR
Maddesel zenginliği yaşamın tek
amacı gören, bu amaca ulaşabilmek için başvurulacak her yolu geçerli sayan bir
sistemin yıllardır toplumumuzu sarmallamış olması
madde ötesi değer ölçülerimizin (mertlik, dürüstlük, güvenilirlik, iyilik, işine
ve sözüne sadakat vb.) göz ardı edilmesine yol açmıştır. Bu durum bireylerin
karşılıklı sevgi, saygı ve güven duygularını zayıflatmakta , giderek yok
etmektedir.O kadar ki her insanın doğasında varolan mertlik, dürüstlük vb.
kavramlar günümüzde gerçek anlamları yitirildiğinden meziyet(!) sayılmaktadır. Bunu
tanıtımlarda, “merttir, dürüsttür, güvenebilirsin” gibi sıkça kullanılan
ifadeler doğrulamaktadır. Bir başka somut kanıt da resmi ve özel işlerin
takibinde özellikle alışverişlerde atlatılmamak,aldatılmamak düşüncesiyle
tanıdık birisinin aracılığına gereksinim duyulmasıdır.
Sistem(!) dostluk anlayışınıda “çıkar”a uyarlamış bulunmaktadır.Nevar ki çıkara dayanan dostluğun düzeysel ve belirli
süreli olduğu yadsınamaz.Gerçek tanımında dostlukta “çıkar”ı düşünmek,aklından
geçirmek abestir,ayıptır.Lügat anlamıyla “sevilen, güvenilen, gönüldeş
insanları birbirine bağlayan arkadaşca sevgi duygusu
“olan dostluk’tan beklenen paylaşımdır. Sevinci ve
hüznü paylaşmaktır.Paylaşımla ,yabancı bir atasözünde vurgulandığı gibi ,
sevinç iki kat artmakta, üzüntü yarı yarıya azalmaktadır.Bunun maddi karşılığı
yoktur, olamaz. Kuşkusuz çıkara dayalı bir ortamda bu bağlamda “ortak”
bulabilmekte oldukca zorlanılmaktadır.Ne yazık ki
benzer sorun, toplum içinde yaşayan bireylerin rastlaştıkları zaman çeşitli
işaret veya hareketle karşılıklı nezaket gösterisi anlamına gelen selamlaşma
konusunda da yaşanmaktadır.Özellikle büyük kentlerde bu konuda belirgin
umursamazlık, ihmal, önemsememe, bilisizlik dahası “çıkar” olguları
gözlenmektedir.Gerçekten selam vermekten kaçındığı gibi kendisine verilen selamı almayan ya
da “acaba ne isteyecek?” takıntısıyla duraksayan,ancak bir şey istenmeyeceğine
kanaat getirdikten sonra karşılık veren,çıkarı olduğu sürede selamlaşıp çıkar
ilişkisi kesilince görmezden gelen,yolunu değiştiren bireylerin varlığı dikkat
çekmektedir.Bu denli davranışların sosyal ilişkiyi zaafa uğratmasının, karşılıklı
sevgi,saygı ve güven duygularını köreltmesinin ötesinde kimseye yararı
olamayacağı bilinmektedir.
Açıklamağa çalıştığım sorunların
çözümü karmaşık ve uzun vadeli görülse de buna selamlaşma alışkanlığının
oluşturulmasından başlamanın yararı olacağını düşünüyor ve diyorum ki,her zaman
ve her yerde karşılaştığımız kişi/kişilere “merhaba” diyelim,karşılık
vermeyenlere özellikle “duraksamacılara” ortam yaratarak Farsça kökenli olan
merhabanın “benden sana zarar gelmez” yolundaki anlamını hatırlatalım. Ayrıca
Sn. Prof. Dr. Üstün Dökmen’in şu anlamlı şiirini
kitlelerin görebileceği,okuyabileceği yerlere yazalım,görüntüleyelim.Bunları
sözde bırakmayıp uygulayabilirsek olumlu sonuç alınacağına içtenlikle inanıyorum.
Hadi bakalım !...