DUYANLARA SELAM OLSUN…

Şahin SÖNMEZ

 

             

Televizyonlardaki izlencelere bakın, gazetelerin sayfalarına bir göz atın: Her alanda, her konuda karşımıza çıkan, çıkarılan acayip  acayip kişilerle yüz yüze geliyorsunuz. Her biri sanki özellikle seçilip oralarda istenildiği gibi konuşturulan, istenildiği gibi yazdırılan kişiler. Neredeyse dış politika konularında mankenler, sinema -tiyatro konularında güzellik kraliçeleri ahkam kesiyor oralarda…

            Bu ülkenin çok değerli insanları; bilim insanları, edebiyatçıları,sanatçıları hiç oralarda halkın-gençliğin karşısına çıkartılmaz…

            Örneğin Türkiye’nin AB’ye nasıl kayıtsız koşulsuz teslim edildiğini, Kıbrıs’ın nasıl altın tepsi içinde farenin kediyle oynadığı gibi Türkiye’yle oynayan Rumlar’a sunulduğunu,adeta çığlık atarak yazıp çizen,konferanslarında-söyleşilerinde avazı çıktığınca haykıran PROF.DR.EROL MANİSALI’yı,PROF.DR.MÜMTAZ SOYSAL’ı, emekli büyükelçi KAMURAN İNAN’ı hiç bu halkın, bu gençliğin karşısına çıkartmazlar; halk, gençlik, bu GERÇEK ADAMLAR’ı tanımaz,bilmez.Bu halk,bu gençlik,adam diye oralarda konuşturulup yazdırılanların kandırmalarının,oyalayışlarının,göz boyayışlarının hedefi olurlar…

Toplumumuzun, yüz akı,övüncü,ışığı olmuş CEYHUN ATUF KANSU gibi, CAHİT KÜLEBİ gibi, FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA gibi, RIFAT  ILGAZ gibi, FAKİR BAYKURT gibi yazarlarımız-ozanlarımız için; KARACAOĞLAN gibi, DADALOĞLU gibi, YUNUS EMRE gibi, MEVLANA gibi, PİR SULTAN ABDAL gibi bu toplumun öz kültürünü kurmuş; bu soylu ulusun ruhu, sözü, şarkısı-türküsü olmuş ozanlarımız için, halk aşıklarımız için ekranlarında bir anma izlencesi, sayfalarında bir özel köşe yayınlamazlar…

            Örneğin bu gençlik, PİR SULTAN ABDAL’ın

 

                                          ŞU KARŞI YAYLADA GÖÇ KATAR KATAR

                                          BİR GÜZEL SEVDASI SERİMDE TÜTER,

                                          BU AYRILIK BANA ÖLÜMDEN BETER,

                                          GEÇTİ DOST KERVANI EYLEME BENİ

 

diye söylenen türküsünü, YUNUS EMRE’nin

 

                                          NE VARLIĞA SEVİNİRİM

                                          NE YOKLUĞA YERİNİRİM

                                          AŞKIN İLE AVUNURUM

                                          BANA SENİ GEREK SENİ

 

diye haykıran türküsünü, KARACAOĞLAN’ın

 

                                          İNCECİKTEN BİR KAR YAĞAR,

                                          TOZAR ELİF ELİF DİYE.

                                          DELİ GÖNÜL ABDAL OLMUŞ,

                                          GEZER ELİF ELİF DİYE

 

dizelerindeki ELİF sevgilisine seslenişini,MEVLANA’nın,

                     

   NE ZAMAN BU ADDAN, BU SANDAN GEÇECEĞİZ NE ZAMAN?

   CAN MECLİSİNİN HALKASINA NE ZAMAN HEP BİRDEN GİRİP OTURACAĞIZ?

diye can meclisini özleyişini,

                                           BU IRMAKTA NE ÖLMEK VAR BİZE

                                           BU IRMAKTA NE GAM VAR, NE DERT…

                                           BU IRMAK ALABİLDİĞİNE YAŞAMAKTAN

                                           BU IRMAK İYİLİKTEN, CÖMERTLİKTEN İBARET.

 

diye insanca, cömertçe akan insanın ırmağına çağırışını,CEYHUN ATUF KANSU’nun SEVGİ ELMASI’ndan düşen elmayı güneşle harman edip üleştirmesini:

 

                                            ÖĞRETMEN OLMASAMDI GÜZEL KOPDAĞI       

                                            KONARDA GÜNEŞE SELAM OLURDUM

                                            DÜNYALARA SALARDIM GÜN IŞIĞINI                                                    

                                            KARANLIK GECELERE DÜŞMAN OLURDUM.

 

                                                                  RUHİ  SU’dan,

 

                                            NE MUTLU BİZE Kİ İNSAN OLMUŞUZ

                                            İNSAN SEVGİSİNİ GERÇEK BİLMİŞİZ

                                            İNSANIN DALINDA AÇIP GÜLMÜŞÜZ

                                            MUHABBET İNSANA,CANA  MAHABBET.

 

diye dile gelen insanın en güzel muhabbet türküsünü

 

                                            NE DUYAR,NE OKUR, NE BİLİR;

                                            NE DE ÇALAR SÖYLER,MIRILDANIR.

 

Örneğin bu halkın, bu gençliğin karşısına TÜRKAN ŞORAY’lar,FATMA GİRİK’ler, HÜLYA KOÇYİĞİT’ler ,AYHAN IŞIK’lar, YILMAZ GÜNEY’ler çıkartılmaz.

Çünkü onlar sanatçı, çünkü onlar insan, adam;çünkü onlar namuslu,çalıp çırpmıyorlar

Çünkü onlar soytarılık yapmadılar,yapmıyorlar hiç…Çünkü onlar halkına sövmediler, sövmüyorlar hiç,Mehmet Ali gibi,’’Oğlunun……!’’diye…

Bu halkın, bu gençliğin karşısına MÜNİR NURETTİN SELÇUK’lar,ZEKİ MÜREN’ler,BARIŞ MANÇO’lar,ALİ EKBER ÇİÇEK’ler,MAHZUNİ ŞERİF’ler

Çıkartılmaz hiç.

Çünkü onların gönlünden, dilinden;

 

                                           GELDİM ŞU ALEMİ ISLAH EDEYİM

                                           ÖZÜMÜ MEYDANDA BULDUM SONRADAN

                                           ZAMAN MAHLUKUNA GÖNLÜMÜ VERDİM

                                           SERMAYEDEN ZARAR ETTİM SONRADAN

                 

                                           GELDİ BİZİM İLE SEVDİ SEVİŞTİ

                                           AL KADEH VER KADEH DOLDURDU İÇTİ

                                           SADIK YARİM NE YEMİNLER İÇTİ

                                           ÖZÜ ÇÜRÜK İMİŞ DUYDUK SONRADAN

 

diye dökülen sözler çok şey anlatır, anlamazlar; duyarlar, duymamazlıktan gelirler …Çünkü onlar özü ile, sözü ile adam,insan,birer yüce varlık…İsteseler, onlara erişemezler…  

 

             Ya ne izlettirilir; ne okutturulur-dinlettirilir bu halka, bu gençliğe?

              HASAN PULUR yazmıştı MİLLİYET’teki köşesinde:

           

 “Çalkala yavrum çalkala!...”

              Ya da;

             “ Ananı al da git lan!..” gibi şeyler…

 

               

EROL MANİSALI HOCAMIZ, çığlık atıyor:

“Kamusal yarar, sosyal devlet ve devlet, yavaş yavaş çözüştürülüyor…Bu unsurların çözüştürülmesi demek, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ nin yavaş yavaş ortadan kaldırılması demektir…

İşleri piyasaya havale etmenin ne anlama geldiği çok açıktır. Piyasa yoluyla Cumhuriyet’in ve sosyal devletin tasfiyesi eylemi ortaya çıkıyor…”

                (CUMHURİYET,03 Mart 2006)

                 MÜMTAZ SOYSAL HOCAMIZ, avazı çıktığınca haykırıyor:

“Bağımsızlığında dedenizin kanı, kuruluşunda babanızın emeği ve ufkunda çocuklarınızın geleceği yatan bir CUMHURİYET’ in sinsice yıkılmasına

                                            

                                      GÖZ YUMABİLİR MİSİNİZ?”

                                      (CUMHURİYET, 08 Mart 2006)

 

                                    

                                       ANLAYIN ARTIK, ANLAYIN

                SEVGİLİ DOSTLAR; SEVGİLİ HALKIMIZ, SEVGİLİ GENÇLERİMİZ!...

                                     

                                                    

*        *

 

   

                 Bakınız,900 yıl önceden ÖMER HAYYAM  da nasıl söylemiş söyleyeceğini:

                                              

                                       GÖKTE BİR ÖKÜZ VARMIŞ, ADI PERVİN:

                                       BİR ÖKÜZ DE ALTINDAYMIŞ YERİN.

                                       SEN ASIL İKİ ÖKÜZ ARASINDA

                                       TEPİŞMESİNE BAK ŞU EŞEKLERİN!

                            

 

                  Halkımıza,gençliğimize,benden de BEDRİ  RAHMİ’ce  bir selam olsun:

                                       

                                          

                                        BİZ DÜNYADAN GİDER OLDUK,

                                        KALANLARA SELAM OLSUN.

                                        AMA HEP BÖYLE GİDECEKSE BU DÜNYA,

                                        KALANLARA HARAM OLSUN.

 

Trabzon, 09mart 2006