NEREDELER?!..

 

 

Türkiye’den söz ediyoruz!...

Bir boşluk mu var?..

Cumhurbaşkanı yok mu?..

Var…

Başbakanı yok mu?

Var…

İçişleri Bakanı yok mu?

Var

Diğer bakanları yok mu?.

Var..

Seçimle gelmiş meclisi yok mu?..

Üçte bir oyla, üçte iki çoğunluğa sahip iktidarı olan TBMM var ya!..

Milletvekilleri yok mu?

Liderleri emrinde olsalar da, varlar..

Devlet kurumları yok mu?..

Var..

Yargısı yok mu? ; Çalışmıyor mu?..

Çalışıyor!..

Güvenlik teşkilatları görev başında mı?..

Başında değiller mi?..

Askeri yok mu?..

Henüz terhis edilmiş değil!..

Komutanları yok mu?..

Millet, olduğuna inanıyor!...

Başkomutanı görevde mi?..

Yoksa değil mi?

Hukuk düzeni yok mu?

Anayasası yürürlükte değil mi?

Kanunlar,

Tüzükler,

Yönetmelikler,

Geçerliliklerini korumuyor mu?

Peki her şey yerinde; hiçbir boşluk yoksa bu ne haldir?

Ne var mı diyorsunuz?

Daha ne olacak?

Bir süredir başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’da bazı illerimizde devlete karşı kalkışmayı andıran kamu ve vatandaşlarımızın mal ve can kaybına sebep olan şiddet olayları, terör örgütü PKK’nın ve onun siyasi uzantıları ile dış destekçilerinin ülkemizde neyin peşinde olduklarını en açık biçimde ortaya koymaktadır.

Diyarbakır, Batman, Siirt ve Van; daha önce de Şemdinli, Yüksekova ve Hakkari’de yaşanmış şiddet olaylarının siyasi ve idari yetkilileri tarafından doğru okunması gerekmektedir. Kimse, bu olayların beklenmediğini söyleyemez. Şemdinli olayları, bugün yaşananların bir provası idi. Ne yazık ki elbirliği ile devlet güçleri suçlandı ve haklarında çete kurmakla dava açılma yoluna gidildi.

Bölücü başı da, İmralı’da olup bitenlere gülerek, keyif çatıyor ve örgütü içeriden yönetiyor..

Ayrıca, malum basın, malum medya gündeminde, baş tacı ediyo...

Sorumlular, yetkililer, görevliler, hepsi yerli yerinde durduklarına göre, bu gidişe ne zaman dur denilecek?

Millet de dahil hepten basiretimiz mi bağlandı?..

Biz de “renkli” bir değişim geçirdikte, haberimiz mi yok acaba?!..

Yoksa, adı konmamış bir mütareke(!) imzalandı da, milletin bilgisi mi bulunmuyor!..

Devlet, millet ve vatan hepten sahipsiz mi kaldı?

Yazıktır; günahtır…

Devlet görevinde bulunmanın sorumluluğu, vebali vardır..

Orada olup bitenler hiç mi merak edilmiyor?

İki de bir yurt dışına gidenler, Doğu ve Güneydoğu’da neler oluyor, niçin yerinde gidip görmüyorlar?

Asker-polis diğer güvenlik görevlilerine niçin destek verilmiyor, yalnız bırakılıyorlar…

Ankara’ya mitil atmakla bu işler yürümez, silkinip kendimize gelme zamanıdır!

Akan kan, milletin evladının kanıdır!

Vebali ağırdır; sorumluluğu büyüktür!