01/05/2006

ATMA, DİN KARDEŞİYİZ…

 

Türkçe’mizde,

Çok deyim, atasözü ve halk deyişi bulunur.

Birileri meydanı boş bulup desteksiz ortalığı toz duman içerisinde bırakınca, başlıktaki söz kullanılır, değil mi?

Hoppala, bu da nereden çıktı demeyin…

Etrafta olup bitenlere bakıp ta içinden geçirenlerin sayısı hiçte az değildir, herhalde…

Kimileri içi geçirir, kimileri de saklamazlar “faş” ederler…

Nasıl olsa, “battı balık yan gider” diyerek…

Bir gün “Aşiret reisi şimdi devlet reisi oldu”  sözü, fesuphanallah dedirtir…

Bir başka gün de Arslan terbiyeciliği” benzetmesi.

Sanki bütün iş-güç tükendi de gazetelere manşet olma kaldı…

Hepsi bu kadar mı?

Olur mu hiç!

Şimdi de bir rejim meselesi ağızlarda sakız…

Kimi “Herkes laiklikten ne olduğunu ortaya koymalı” dedikten sonra “Katı laiklik uygulamasıyla insanlara sosyal hayatı, bir cezaevine çeviremez” diye devam eder…

Bir diğeri de “yaşayanlar görecek, bugün üstü örtülmeye çalışılan gerçekler, Türkiye’nin gelecek 10 yılında millet tarafından hep bir ağızdan söylenecek” diye buyurur ve hızını alamadan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacak. Duvarda değil milletin kendisinde olacak” diye devam eder.

Hadi gel de söyleme…

Yahu, millet “Anasını” kurtaramıyor sizden, egemenliğini nasıl geri alacak?..

Aynı takımdan bir diğeri de, insana hoppala dedirtecek “Ben bir tek laiklik tanımı bilirim. O da anayasanın 24’ncü maddesinde yazılıdır.” açıklamalarını yapar.

Karşı takımın kaptanı ve as oyuncuları da “Türkiye’yi geriye döndürmek, ortaçağ karanlığına götürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Türkiye’de yeni bir Ahmedinejad’a ihtiyaç yoktur” diye, çok sesli koroya katılıyorlar.

Nedir bu üflemeler?

Güya, tepeden gelen rüzgara karşılık veriyorlar…

Bunlara, başlıktaki “deyişle” cevap verilirse, cukdiye oturur, değil mi?

Yoksa, “Boşboğazı cehenneme atmışlar, odun yaş diye bağırmış” deyişi mi aklınıza geliyor.

Neyse, hadi “Bülbülün çektiği dili belasıdır” diyelim ve noktayı koyalım…