Önce, Genelkurmay Başkanı
terörle mücadelede görüşlerini açıkladı:
“Terörle mücadelede yetkilerimiz kısıtlı… Yöneticilerimizin ve
sivil toplum kuruluşlarının iştirakiyle, topyekün bir tarzda yapıldığında
daha etkili sonuçlar elde edilecektir” dedi.
Açıklamanın hemen arkasından, Hürriyet Gazetesinin manşetteki haberi:
“BAŞBAKANLIKTA İLGİNÇ RANDEVU “
Altında ise şu bilgiler var:
“Başbakan Erdoğan, Pkk’ya
silahlı eylemlere derhal son verme çağrısı yapan aydınlarla Çarşamba günü
(10 Ağustos 2005) görüşecek. Başbakanlıkta olan randevunun Erdoğan’ın
Diyarbakır ziyareti öncesine denk gelmesi dikkat çekti.”
Haberin başlık sütunu altında, “Teröre karşı İngiliz sistemi”
ibaresiyle birlikte, Orgeneral Hilmi Özkök’ün resmi
bulunuyor.
Tam tavşana kaç, tazıya tut ???
Niçin mi?
Aydınlar 15 Haziranda yayınladıkları bildiride ne demişlerdi?
Hürriyet Gazetesi unutmamış, onu da vermiş. Eksik bırakmak, olur mu?
“PKK’nın silahlı eylemlere derhal ve ön koşulsuz son vermesini istiyoruz.
Hükümetin, kalıcı barışın sağlanması ve herkesin demokratik
toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri,
gerçekleştirmesini talep ediyoruz.”
Bildirideki amaç ve talepler neler;
Birincisi; PKK ve destekçilerinin siyaseten meşrulaştırmak.
İkincisi; Hükümeti yani devleti terörde, Pkk gibi sorumlu
göstermek.
Üçüncüsü; “Demokratik toplumsal hayata katılabilmesi
için gerekli yasal düzenleme” diyerek genel af da dahil, siyasi
her türlü yolun açılmasını sağlamak.
Genelkurmay Başkanı ne diyor?
“Terörle mücadelede yetkiler kısıtlı”
En kestirmesi nedir?
Bu talebin karşısına, kendilerine aydın benzetmesi yapanların taleplerini
çıkarmak ve bunun için onları başbakanlığa davet edip ellerini güçlendirmek.
Bu, yeni bir oyuna, başlamaktan başka bir anlam taşımaz!
Bu bağlamda bir dizi sorunun cevaplandırılması gerekmektedir.
Nasıl mı?
Arkadan, sıra, kendilerini kürt aydını olarak görüp bildiri
yayımlayanların kabulüne mi gelecek?
Sözde Türk aydınlarını kabul edip de, diğer sözdeleri kabul etmemek, yakışık
alır mı?
Zana ve arkadaşları, Başbakanlıkta kabul edilmedi mi?
Başbakan vekili Abdullah Gül değil miydi, bu kabulü yapan!
Sonra, Bülent Arınç, T.B.M.M Başkanı sıfatıyla, bunlara
mecliste yemek vermedi mi?
Valiler, bu kişilere makamlarında “Devlet büyüğü” protokolü
uygulama dımı?
Peki, bunlar terörü durdurdu mu?
Hayır, daha da azdırdı!
Şimdi; yapılanlar ve yapılacaklar, terörün önünü almaya katkıda bulunacak
mı?
Keşke olsa; ancak, daha da artıracak…
Daha fazla şahit, daha çok acı!
Yurttaşların, sosyal, güvenlik ve ekonomik sorunları, sıkıntıları artarak
devam edecek.
Peki, bunca olanlardan hiç mi, ders çıkarılmayacak?
Şu veya bu gerekçelerle yönteminizi, yanlışlarınızı sürdürebilirsiniz…
Ancak, bilinmeli ki, birilerinin canını fena halde yakmaktasınız!..
Canı yananlar, cenazelerde yüzlerinize haykırmaya başladılar…
Bu vahim gidişin parçası olmak istenmiyorsa, tespit yetmez, oyununa gelmemek
de gereklidir… |