08 Ağustos 2005

ATEŞLE OYNANMASIN!..

 

Önce, Genelkurmay Başkanı terörle mücadelede görüşlerini açıkladı:

“Terörle mücadelede yetkilerimiz kısıtlı… Yöneticilerimizin ve sivil toplum kuruluşlarının iştirakiyle, topyekün bir tarzda yapıldığında daha etkili sonuçlar elde edilecektir” dedi.

Açıklamanın hemen arkasından, Hürriyet Gazetesinin manşetteki haberi:

“BAŞBAKANLIKTA İLGİNÇ RANDEVU “

Altında ise şu bilgiler var:

Başbakan Erdoğan, Pkk’ya silahlı eylemlere derhal son verme çağrısı yapan aydınlarla Çarşamba günü (10 Ağustos 2005) görüşecek. Başbakanlıkta olan randevunun Erdoğan’ın Diyarbakır ziyareti öncesine denk gelmesi dikkat çekti.”

Haberin başlık sütunu altında, “Teröre karşı İngiliz sistemi” ibaresiyle birlikte, Orgeneral Hilmi Özkök’ün resmi bulunuyor.

Tam tavşana kaç, tazıya tut ???

Niçin mi?

Aydınlar 15 Haziranda yayınladıkları bildiride ne demişlerdi?

Hürriyet Gazetesi unutmamış, onu da vermiş. Eksik bırakmak, olur mu?

“PKK’nın silahlı eylemlere derhal ve ön koşulsuz son vermesini istiyoruz. Hükümetin, kalıcı barışın sağlanması ve herkesin demokratik toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri, gerçekleştirmesini talep ediyoruz.”

Bildirideki amaç ve talepler neler;

Birincisi; PKK ve destekçilerinin siyaseten meşrulaştırmak.

İkincisi; Hükümeti yani devleti terörde, Pkk gibi sorumlu göstermek.

Üçüncüsü; “Demokratik toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli yasal düzenleme” diyerek genel af da dahil, siyasi her türlü yolun açılmasını sağlamak.

Genelkurmay Başkanı ne diyor?

“Terörle mücadelede yetkiler kısıtlı”

En kestirmesi nedir?

Bu talebin karşısına, kendilerine aydın benzetmesi yapanların taleplerini çıkarmak ve bunun için onları başbakanlığa davet edip ellerini güçlendirmek.

Bu, yeni bir oyuna, başlamaktan başka bir anlam taşımaz!

Bu bağlamda bir dizi sorunun cevaplandırılması gerekmektedir.

Nasıl mı?

Arkadan, sıra, kendilerini kürt aydını olarak görüp bildiri yayımlayanların kabulüne mi gelecek?

Sözde Türk aydınlarını kabul edip de, diğer sözdeleri kabul etmemek, yakışık alır mı?

Zana ve arkadaşları, Başbakanlıkta kabul edilmedi mi? Başbakan vekili Abdullah Gül değil miydi, bu kabulü yapan!

Sonra, Bülent Arınç, T.B.M.M Başkanı sıfatıyla, bunlara mecliste yemek vermedi mi?

Valiler, bu kişilere makamlarında “Devlet büyüğü” protokolü uygulama dımı?

Peki, bunlar terörü durdurdu mu?

Hayır, daha da azdırdı!

Şimdi; yapılanlar ve yapılacaklar, terörün önünü almaya katkıda bulunacak mı?

Keşke olsa; ancak, daha da artıracak…

Daha fazla şahit, daha çok acı!

Yurttaşların, sosyal, güvenlik ve ekonomik sorunları, sıkıntıları artarak devam edecek.

Peki, bunca olanlardan hiç mi, ders çıkarılmayacak?

Şu veya bu gerekçelerle yönteminizi, yanlışlarınızı sürdürebilirsiniz…

Ancak, bilinmeli ki, birilerinin canını fena halde yakmaktasınız!..

Canı yananlar, cenazelerde yüzlerinize haykırmaya başladılar…

Bu vahim gidişin parçası olmak istenmiyorsa, tespit yetmez, oyununa gelmemek de gereklidir…