12 Ağustos 2005

VAZİYET (2)

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün, terörle mücadeleyle ilgili sözlerini değerlendirmeyi sürdürüyoruz.

“Yetki kısıtlığı” sözüne şunları da eklemişti:

“TSK ve diğer güvenlik kuvvetleri yanında, bütün halkımızın,yöneticilerimizin ve sivil toplum kuruluşlarının da sağduyusuyla, topyekün bir tarzda yapıldığında daha etkileyici sonuçlar elde edilecektir. Terör örgütlerinin en korktuğu şey, toplumun kendilerinden başka el ele, gönül gönüle bir cephe oluşturmasıdır.”

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, bu sözleri yazılı bir metinden okuyarak söylemiştir.

Sürçü-lisan söz konusu değildir!

Konuşmayı, tersinden okuyalım.

Akla, neler gelmektedir?

Bir;konuşma özneleri, kimlerdir:

Halk,

Yöneticiler,

Sivil toplum kuruluşları.

İki;bunlardan istenen nedir?

Topyekün mücadele.

Konuşmada vurgulanan: “Terörle, topyekün mücadele yapılmıyor” olmasıdır.

Özkök: “Topyekün mücadeleye” çağrıda mı bulunuyor?

Halk,nasıl mücadeleye katılacak?

O da,söyleniyor!

El ele, gönül gönüle olunmalıdır!

Peki,halk birlik içinde değil mi?

Değil ki, vurguda bulunuluyor!

Peki, halkı kim bir araya getirecek?

Yoksa, bu iş kendiliğinden nasıl olacak?

Kimler, hangi kurumlar öncülük yapacaklar?

Genelkurmay Başkanı, ne varda, şikayette bulunuyor?

Niçin açık söylenmiyor?

Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla, tutumu ne zaman terk edilecek!

Herkesi,her şeyi aynı torbaya yerleştirmek,ülkeyi nereye kadar götürecek?

Bunların ağabeyleri ile herhalde, “Müdafaa-i Hukukçular” kol kola değiller!

Bakın,sonunda arabuluculuk rolüne bile soyunurlar. Adamı da, böyle zor durumda bırakabilirler…

Yönetim nezdinde, devlet konutlarında konuk edilen, kabul edilenler onlar değil mi?

Kim, kimden ne bekliyor?

Gerçekleri söyleyenler! dokuz köyden dışlanıyorlar…

Basın ve sohbet toplantılarına çağrılanlar, kimler?

NİHANSIN DİDECİLER’ mi?

En vahimi, yöneticilere katkı, işbirliği dokundurmasıdır!

Yönetimden Ankara’da Hükümet, taşrada vali ve kaymakam anlaşılır.

Hükümeti bir tarafa bırakıp, çünkü durumları malum, sakallarını iç ve dış odaklara kaptırmışlar; onlardan umut beklemek beyhudedir!

Ama il(vali), ilçe(kaymakam) yönetimlerinden bir şikayet varsa, iş çoktan çığırından çıkmış demektir!

Çünkü; terörle mücadele de birinci dereceden yetkili ve sorumlu makam valiler, kaymakamlardır. Eğer bunlar, duyarlı ve sorumlu davranmıyorlarsa, durum çok vahim bir hal almıştır demektir; acilen, çözüm bulmak gerekir.

Böyle bir vaziyet söz konusu ise,koca İçişleri Bakanlığı, kendiliğinden,devreden çıkmış demektir.

Bu ortamda askerin ne yaparsa yapsın, terörle mücadelede sonuç alması beklenilmemelidir.

Bir de; terör, “yağmur yağdıkça meydana çıkan mantar” değildir!

Bu sözü, hiçbir zaman unutmayacağız;her vesile de, ilgilisine hatırlatmayı sürdüreceğiz.

Ayrıca; Genelkurmay Başkanının konuşması, kimilerince tartıya çıkarıldı ve terazide tutuluyor.Sözdeler! dirhem olarak, karşı kefeye oturtuldu.

Akla ,(E.)Başbakanlardan Hasan Saka geliyor;

Muhalefet “çekil dediğinde”, adamın cevabı “çekildim, doksan okka geldim” olmuştu, da!...