Her şey var, hiçbir şey yok!
Ne demek?
İhanet var, sadakat yok!
Ne gibi?
Vatanı satan çok, sahip çıkan yok!
Başka bir söz bilmez misiniz?
Çok şey var, ama dinleyen yok!
Adam gibi söylersen bulunur!
Hangi pazarda!
Tabii Hergele Meydanı’nda değil…
Hele (bit) pazarı, ve de (at) pazarında hiç değil?!
Neresi peki!
Ulus Pazarı, Ulus Pazarı..
Hiç kimse yok mu?
Var olanda, Heykel’in gölgesinde pinekliyor!
Sizlerle konuşulmaz oldu!
İki laftan sonra, sözü aynı yere getiriyorsunuz…
Yok, yok!..
Bak etrafa, neler var, neler…
Ne varmış da!
Mehdi dönmüş Mehdi…
Kimmiş o?
Cehalet paçandan akıyor. Mehdi’yi bilmeyen cahili kim dinler ki!..
Şimdi anlaşıldı, sözünüze niçin itibar edilmediği.
Bırak da lafazanlığı, gelen hangi Mehdi imiş söyle!..
Yahu! duymadın mı, Mehdi’den önce Oniki “Havari” si dönmüş…
Kimmiş bunlar?
Sen adamı çıldırtırsın; adamlar her yerde Mehdi adına önüne çıkanları
takdis ediyor, kutsuyorlarmış… Kime dokunurlarsa işi rast gidiyormuş…
Peki, Cinci Hoca’ya gitmişler mi?
Neden sordun?
Cinci Hoca’nın karışmadığı iş kalmadı da!
Ayıp olmasın ama, cahilliğime ver kim bu Cinci Hoca?
Bak hele bak!..
Cinci Hoca’yı bilmezsin; gelip Mehdi ve Oniki Havarisi ile kafa şişirmeye
çalışırsın. Bana bak; yerliyi bırakıp yabancılarla uğraşmaktan ne zaman
vazgeçeceksiniz; hiç adam olmayacak mısınız?
Ne o?
Mehdi’de, Oniki Havarisi’de yerli mi?
Nasıl oluyor, bu?
Değişim, dönüşüm mü deniyor buna?
Nerden başlıyor dedin?
Baştan mı?
Geridekileri, sonra mı benzetiyorlar?
Onlar için değişim ve dönüşüm programı da hazır mı?
Yakında uygulanacak demek?
Tamam, bu kadarı yeter!
Karabaş’a sormak gerek;
Tilki ve Çakallar, onun alanına girer
de!..
|