17 Ekim 2005


LALE DEVRİ…


 

Denince akla ne gelir?

Herhalde,ilk defa akla Şair Nedim gelir…

Şiirlerinde lale Devri’ni, yaşanan zevk ve sefayı dile getirmiştir: “Zaman-ı rezm geçti, şimdi vakt-i bezmdir söylen(savaş dönemi geçti, şimdi eğlence ve içki toplantıları dönemidir, söyleyin) ya da “Gülelim eğlenelim kam (zevk) alalım dünyadan” sözleriyle, dönemini anlatır.

Bu dönemi bir tarihçi şöyle özetler: “Ehl-i mansıp olanların ekseri leyl-ü nehar zevk-ü safa ve çeng-ü çegane ile meclis –araste idi. Memalik-i al-i Osman harap olmak değil canib-i erbasını düşman neüzübillah zapteylemek raddesine olsa belki biz zevkimizden olalım derlerdi.” (Devlet hizmetinde bulunanların çoğunluğu toplantıları gece gündüz zevk ve eğlence, çalıp, söylemeyle süslemişti. Osmanlı ülkesi harap olması değil, dört yanını Allah korusun, düşman alacak dereceye gelse belki biz zevkimizden olalım derlerdi.)

Başka, Lale Devri’nden aklınıza neler gelir?

Sadrazam Damat İbrahim Paşa, değil mi ?

Damat İbrahim Paşa ne yapmıştır da, dönemin padişahı (3. Ahmet) değil de,

Sadrazam Damat İbrahim, niçin, bugün bile ününü sürdürmektedir?..

Zevk alemlerini başlatan, odur da, ondan!..

Batıyı taklide başlayan ve bunu serefahat sürmek olarak devlete mal edendir!..

Başta Sadabat( Kağıthane) olmak üzere Serehahat(Salacak), Asafahat( Beşiktaş), Nesatafat(Deftardar) gibi kasırlarda, Çırağan ve Tersane bahçelerinde yazları devlet adamlarının, şair ve ediplerin katıldığı Lale eğlenceleri hep onun himayesinde yapılırdı.

Bu dönemde Boğaziçi ve Kağıthane’de bol bol köşkler, kasırlar ve çeşmeler yapılmıştır…

Acaba, bunlara ne oldu; şimdi ayakta kalanlar var mı?..

Yok, canım!..

Hep bilinir…

Bu dönem, bir ayaklanma ile son bulmuştur…

Ayaklanma mı?..

Evet, Patrona Halil ayaklanması…

Lale Devri de nerden çıktı?..

Son zamanlarda Osmanlı’ya özenti arttı; yerlisin de, yabancısın da…

Kimileri, Vahdettin “Hain değilmiş” diyor…

Kimileri de kızını, damadını kapıp kolundan, düğünlerini Boğaz’da Çırağan Sarayı’nda yapmak için geliyor…

Sadece, zevk ve gösteriş olsun diye değil…

Bakın işte Dubai Veliaht Prensi Maktum,

İstanbul’da belediye arazilerini kapatıyor.

5 milyar dolar yatırım yapacakmış da…

650 metre yüksekliğinde gökdelenler dikecekmiş de…

Kimileri “sermaye ırkçılığı” yapıyormuş da…

Yok canım, yok.

İşin içinde ince hesaplar, siyasi oyunlar var!..

Büyük Ortadoğu Projesi ( BOP) ve Avrupa Birliği ( AB) adı altında türlü şeytanlıklar ve hilebazlıklar…

Resmi ve sivil, içeride, işbirlikçileri yok mu ?..

Çok!...

Başta, Sözdeler ve Gözdeler…

Ancak, Osmanlı da hem Saltanat’ın ve hem de Sadaret’in bedeli, genellikle, kelle olmuştur. İkballer ya Yedi Kule’de ya da “ Divan Yolları’ında”, Bostancıların ellerinde son bulmuştur…

Tarih , ibretle doludur, bilen için tabii; ah, şu nisyan bir olmazsa…