Kadının Ekonomideki Önemi Yadsınamaz

 

Mustafa Pamukoğlu

 

Türkiye’nin ekonomisi bıçak sırtında. Büyük ve olumlu ekonomik değişimlere rağmen bu değişimin borçla ve sıcak para ile finanse edilmesi nedeniyle ekonomimizin harareti yükselmiş durumda. Bu harareti arttıran diğer etkenler global dalgalanmalar ve ülkenin içinde bulunduğu gerginlik. Bu gerginlikten çıkmamızı, demokrasimizin gelişmesini ve ekonomimizin güçlenmesini sağlayacak en önemli çözüm seçeneklerinden biri kadınlarımızın bilimde, sanatta, ticarette, siyasette, devlet yönetiminde ve ekonomide ağırlıklarını koymalarıdır.

 

70 milyon nüfusu olan ülkemizin yarısı kadın, ama 5.5 milyon kadın çalışıyor. Kadının ekonomiye katılımı(işgücü oranı) ülkemizde yüzde 27.7. Gelişmiş ülkelerde bu oran ortalama yüzde 60’larda. Örneğin İzlanda’da yüzde 70.5, Norveç’te yüzde 63.3, Kanada’da yüzde 60.5. İran’da bile yüzde 38,6. Gelişmemiş ülkeler grubunda yer alan Tanzanya’da yüzde 85, Mozambik’te yüzde 85.5, Ruanda’da yüzde 80.

 

Gerçi son yıllarda geleneksel olmayan bankacılık, finans ve yöneticilik alanlarında çalışan kadın sayısı artmış durumda, ancak yeterli değil. 1998’de 13 bin girişimci kadın varken 2008’de bu rakam 72 bine gelmiş.

 

İş yaşamında erkeklerin yüzde 70’i kadınların dörtte biri çalışıyor. Kadın erkek ücret eşitsizliği devam ediyor. Ekonomik krizlerde en çok kadınlar işini kaybediyor. Ülkemizde 1994 ve 2000-2001 krizlerinde bir milyon kadın işini kaybetti.

 

Eğitim seviyesi arttıkça işsizlik oranı keskin bir şekilde artıyor. Eğitim gerektirmeyen işlerde kadınlar ucuz işgücü olarak istihdam ediliyorlar. Yüksek ücretli ve meslek gerektiren işlerde kadın daha zor iş buluyor. Türkiye’de okuryazar olmayan yaklaşık 1 milyon kadından sadece 50 bini işsiz. Buna karşı lise altı eğitim alanlarda işsizlik oranı yüzde 6 civarında. Lise mezunu kadınlarda bu oran yüzde 25, üniversite mezunlarında ise yüzde 18’lerde. Ancak iş arayan kadınların oranında erkeklere göre ciddi bir farklılık göze çarpıyor. Erkeklerde yüzde 20 iken kadınlarda yüzde 40. Yani giderek daha fazla kadın iş arıyor.

 

Bu istatistiklerin kötü olması kadının iş yaşamında başarılı olamadığını göstermemektedir. Sistemi biz erkekler öyle kurmuşuz. Oysa kadınların iş yaşamında yararlanabileceğimiz özel yetenekleri var.

 

Bir kere kadınlar iş hayatında erkeklere göre daha başarılılar. Bunun nedenleri; her yerdeki erkek egemenliği kadınları kamçılıyor. Kadınlar erkeklere göre daha fazla sezgileri ile hareket ediyorlar ve vizyonları geniş; bu nedenle de işle ilgili birçok kararları ihtiyatlılık ve ileri görüşlülük ilkesi çerçevesinde daha sağlıklı verebiliyorlar. Birçok yıkıma yol açacak kararları, bu yetenekleri ile kadınlar önlüyorlar. Erkekler daha cesaretli ve gözü karadır. Aldıkları birçok kararda yanılabiliyorlar. İşte bu yıkımların önlenmesinde kadın ciddi bir rol oynuyor.

 

Kadınlar borçlarına daha sadıklar. Taksitli satışlarda vadeye titizlik oranı çok yüksek. Tüketim ekonomisinin çılgınlığına kendini kaptırmışlar dışında kredi kartlarının kullanımında ve ev bütçesinin idaresinde kadınlar erkeklere göre daha dikkatli. Sınırlı gelirli çalışan kadınlar dünyanın en yetenekli finans uzmanı gibi. Küçücük paralarla nasıl olur da yaşamı belli ölçüde idame ettirmeyi başarırlar, akıl almaz. Bugün için ekonomimizde en önemli sorunlardan biri anlamsız ve aşırı tüketim.

 

Kadınların çoğunlukta olduğu yerlerde çağdaşlık ve disiplin öne çıkıyor. Erkekler kendilerine çekidüzen veriyorlar. Estetik ve medeniyet ortama hakim oluyor. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Ayşe Soysal öğrencilerine veda konuşmasında “Lütfen beni üniversite koridorlarında erkek fotoğraflarıyla yalnız bırakmayın. Benden sonra rektörlük koltuğuna siz de oturun” diyerek erkek egemenliğinin ne denli güçlü olduğuna vurgu yaparken kadınların artık iş hayatında olması gerektiğini ortaya koyuyor.

 

Bugün kadınlar bakımından gelinen nokta hiç de iç açıcı değil. Atatürk Cumhuriyeti ile kadına sağlanan birçok haklar giderek Yaşar Nuri Öztürk’ün dediği gibi “Allah’la kandırma” yüzünden kullanılamamaktadır.

 

Bu durumda ülkemizin en güçlü harcı olan kadınlara seslenmek gerekiyor;

 

Siz ki, şefkati, merhameti, sevgiyi, saygıyı bize öğretensiniz.

 

Siz ki, Anadolu’da tarlalarda, pazarda, her yerde başı çekensiniz.

 

Siz ki, yoksullukta bir çorbanın doyumsuz lezzetini bize hissettiren, sabrı ve zor zamanlara dayanma gücünü öğretensiniz.

 

Siz ki, Kurtuluş Savaşı’nı Atatürk’le yüce ulusumuza kazandırmada başrollerde idiniz.

 

O zaman göreviniz var; ülkemizin içinde bulunduğu gerginlikten, haksızlıklardan, ekonomik bağımlılıktan kurtulmasında önemli rol üstlenin. Bizlere sağduyuyu telkin edin. Bilimde, sanatta, siyasette, ticarette, bürokraside, eğitimde, yargıda varlığınızı biz erkekler hissedelim ve kendimize çekidüzen verelim. İnanıyoruz, o zaman işler yoluna girecek.

 

Cumhuriyet Gazetesi - 15.07.2008