Zayıf Halkalar

 

Öztin Akgüç

 

Türkiye'de kimler, hangi gruplar, ülkenin bağımsızlığı, geleceği içinde zayıf halka oluşturuyor? Bu sorunun yanıtını bulmak için; ayraç, yabancı güçlerin, emperyal güçlerin gizli ya da açık biçimde kimleri desteklediklerinin saptanmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, dinciler, girişimci niteliğinden yoksun ancak iç ve dış desteklerle ayakta kalabilecek işadamları, besleme, yalaka olarak nitelendirilen medya; ayartıya kapılmış, liyakatli olmadıkları halde belli desteklerle önemli orunlara gelme tutkusu taşıyan bürokratlar; çıkar vaatleri ile ayartılmış etnik kökenleri istismar konusu yapılan kişiler zayıf halkaları oluşturmaktadır. Bu halkalara özgüvenini yitirmiş bir kurtarıcı arayan kafası karışık gruplar da eklenebilir.

 

Dinciler, din istismarı yaparak toplumda haksız yere saygınlık sağlama da dahil çeşitli şekillerde çıkar sağlayanlar, bağımsızlık savaşının başlangıcından itibaren Türkiye Cumhuriyeti için en zayıf halkayı oluşturmuşlardır. Dincilerin maddi çıkar sağlama hırsları, Cumhuriyeti kendi çıkarları için tehlike görmeleri, ulus bilincinden yoksun oluşları onları kolaylıkla emperyal güçlerin, yabancı güçlerin yardakçısı, gizli dostları, işbirlikçileri haline getirmiştir. Dikkat edilirse bağımsızlık savaşı sırasındaki iç isyanların genellikle ardında dinciler vardır. Cumhuriyet ilan edildikten sonra, Türkiye Cumhuriyeti karşıtı her hareketin ardında dincilerin ayartısı (iğvası) vardır. Dinci ile gerçek dindarı, gerçek Müslümanı ayırmak gerekir. Gerçek Müslüman; dürüst, ülkesine bağlı, güvenilir, yabancı güçlerin oyuncağı olmayacak yapıda, erdemli kişidir. Bu gruba; düzgün, özverili, adil davranan, erdemli, gözü tok insanlara saygı gösterilmelidir. Dinciler, Müslümanlığı da küçük düşürmekte, aslında kötü örnek oluşturmaktadırlar.

 

Emperyal güçler, işbirlikçi olarak kendilerinin doğal müttefiki, ortakları olarak öteden beri, bazı işadamlarını ve bazı sivil toplum örgütlerini görmüşlerdir. Bir ülkeyi içeriden ele geçirmenin bir aracı olarak, belli işadamlarını, onların oluşturdukları örgütleri kullanmışlardır. Böylece insan midesi ile bağlanır.. insan çıkar vaat edilerek kullanılır anlayışını yaşama geçirmişlerdir. Emperyal güçler, özellikle girişimci yeteneğinden yoksun, ancak bir iç ya da dış destekle ayakta durabileceğini sanan işadamlarını, onların sivil toplum örgütlerini desteklerler ve sesyayar olarak kullanırlar. Böylece demokrasi, insan hakları, pazar ekonomisi, küreselleşme alalaması ile emperyal güçlerin istekleri dile getirilir, baskı grubu oluşturularak bu istekler uygulamaya geçirilir.

 

Yalakalık, şaklabanlık, yağdanlık, bazı kişiler tarafından yalnız bize özgü değil, insanlık tarihinin başlangıcından itibaren bir meslek, bir geçim yolu olarak benimsenmiştir. Genellikle, güçlü kalemi, yeterli bilgisi olmayan, kişiliği yeterince gelişmemiş, kolay kazanan, üne kavuşmanın yolunu seçmiş olanlar yalakalığı, yağdanlığı, güçlü gördükleri çevrelerin sesyayarlılığını geliri yüksek bir yaşam biçimi olarak benimsemişlerdir. Bu tür yazar-çizer, yorumcuların isimleri bellidir. Listeleri yayın organlarında yer almakta, kamuoyunca da bilinmektedirler. Zaman zaman bunlara dönek filan da denmektedir. Aslında dönek değillerdir. "Ben patlıcanın değil, efendimin dalkavuğuyum" öyküsü sanki bu tipleri betimlemek için söylenmiştir. Bu konuda deşifre olmuş yalakalar değil, kriptolar daha tehlikelidir. Bunlar esas kimliklerini emperyal güçlerin uşaklığını saklayarak, tarafsız, ulusalcı, demokrat, hatta Atatürkçü görüntüye bürünürler. Deşifre olmuş yalaka, işbirlikçi takımı açık reklam; kriptolar da sanki sanal reklam yapıyorlarmış gibidir.

 

Emperyal dış güçler, bürokrasinin ülkede etkinliğini, bu nedenle yalnız işadamları, medya ile ülkenin ele geçirilemeyeceğini bilirler. Bürokraside de kesinlikle destekleri ve destekçileri vardır. Bazı atamalarda emperyal güçlerin rolleri hatta onayları olduğu dahi düşünülebilinir. Bürokraside de ister sivil, ister asker ABD, AB destekçilerinin varlığı görülmektedir. Bu kişilerin emekli olduktan sonra da, genellikle dezenformasyon, yanlı, yanlış bilgilendirme kanallarının yayınlarında sahne almaktadırlar.

 

"Böl ve yönet", "iç huzursuzluk yarat", "iç kalkışmayı destekle", emperyal güçlerin yöntemleri arasında olduğundan, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin toplumsal yapısından, ekonomik zaruretlerinden yararlanarak üretilen veya türetilen ayrılıkçı kuklalar, ayrı bir zayıf halka oluşturmaktadır.

 

Cumhuriyet Gazetesi - 11.04.2008