TİLKİLER…
Türlü, türlü olurlar…
Bozu vardır, beyazı vardır, siyahı vardır, birkaç renkli
olanları vardır..
İrisi vardır, orta boylusu vardır, kısa olanı vardır.
Kiminin kuyruğu, kiminin kulağı ve kiminin’de
her ikisi uzundur…
Tilki hangi cinsden olursa olsun,
nerede yaşarsa yaşasın, kurnazdır, uyanıktır,hesaplıdır ve sessizdir.
Kurtlar sürüyle dolaşırlar, tilkiler ise yalnızlığı
severler…
İnsanlar, hayvanların en kurnazı, en uyanığı olarak,hep
tilkileri bilmişlerdir.
Kurnazlık üzerine sözler hep tilkiler için olmuştur.
Her dilde vardır.
Örnek mi?
Tilki “benim için
demem ama üzümsüz bağın kökü kurusun” dermiş.
Kedi “uzanamadığı
ciğere pis” der, ama, tilki “erişemediği
üzüme hevengim olsun” dermiş.
Tilki ile karga arasında “peynir” söyleyişi hepimizin, çocukluk anılarında özel yeri vardır
Tilki kurnazlığı
ile ilgili toplumun özel benzetmeleri de bulunur.
Türk halkı rahmetli İsmet
İnönü için “kafasında kırk tilki
dolaşır, birinin kuyruğu diğerine değmez” derdi. Rahmetlinin zeki oluşu,
daha doğrusu tedbiri elden bırakmayaşını anlatmak
için…
Tilkiden en fazla kırsalda yaşayanlar, köylü- çiftçi
şikayet eder. Biliyorsunuz, tilkiler kümes hayvanlarına çok düşkündürler de.Tedbir
alınmazsa kümeslerde ne tavuk, ne de civciv bırakırlar…
Kırsalda yaşam onlarla da, onlarsız
da olmaz. Kır yaşamı, işte, kendi kendine, iyi kötü sürüp giderdi!
Şimdiler de KIRI,
tilkiye de, köylüye de, çiftçiye de dar ettiler, fazla gördüler…
Değişim, dönüşüm diyerek, dönekleşenler…
Her şeyi satmaktalar!..
Önce,kendilerini sattılar; sonra da karış, karış; metre
,metre topraklarımızı…
Sadece toprakları değil…
Dağı, taşı, suyu;
Otu, çalıyı,ağacı…
Kuşlar konacak dal,tilkiler gölgelenecek çalı dibi bulamaz
oldular…
Çok uzaklardan yabancı kargalar, tilkiler gelip bizimkilerin yuvalarına, inlerine el koydular…
Böyle bir şey,
önceleri, ne duyulmuş, ne de görülmüştü…
Bu, nasıl olurdu?
Kimse, kendilerine hiçbir şey sormuyordu.
Kastedilen yaşamları idi…
Ne olacaktı?..
Böyle mi devam edecekti ?
Hep düşünmek, hep düşünmek…
Ya, sonrası…
Hep suskun mu kalınacaktı…
Artık zaman daralıyordu. Çok geç kalınabilirdi…
Bu toprağın kurdu, kuşu bir araya gelmeliydiler.
Peki, ya tilkiler!...
Evet, ya tilkiler…
Düşünüyorlar !..
Bekliyorlar !.
Özgürce yaşamak mı?
Yoksa kürkcü dükkanında mı
noktalamak…
Tilki bunlar!..
Kurt değiller ki!..
Doğaları bu…
Av için, en uygun anı beklemek.
Sessizce…