29/05/2006

GÖLGE EDİLMESİN!..

 

Devamı malum: “İhsan istemem.”

Eskimeyen sözlerdendir!..

Kim söylemişti?

Ünlü Yunanlı filozof  Kynik Diognes (Diyojen)

Kime söylemişti?

O’da başka bir ünlü olan, İskender’e

Niçin söylemişti?

İskender “bir dileği olup olmadığını” sorunca.

Başka ne yaparmış, Diyojen?

Güpegündüz elinde bir fenerle dolaşırmış, Atina sokaklarında… Soranlara “insan arıyorum, insan” dermiş..

Hey gidi, koca Diyojen hey!..

Ya! Bugünleri görse daha neler yapardı, neler!..

Nasıl olsa O’da, bu toprakların çocuğu idi..

İ.Ö. 404’de, Sinop’ta doğmuştu.

Şimdi olsaydı, yine fıçıda yaşar mıydı?

Avucunu çeşmeye dayayıp su içen bir çocuk görünce “bu çocuk bana, hala gereksiz şeylerden kurtulamadığımı öğretti” diye haykırıp su çanağını kıracak kadar sorgulayan Diyojen;  bugünkü hortumcuları, lüpcüleri, milletin kıçındaki donu bile gözlerini kırpmadan satabilenleri görseydi, kim bilir neler söylerdi?..

Cihan Hükümdarı İskender’i bile tersleyen Diyojen, bugün “kerameti kendinde” görenlere ne derdi acaba!..

Kimler mi nasibini alırdı?..

Herhalde ilk defa şu siyah gözlük takanlar!..

Hani, KGB veya CIA ajanları gibi koyu gözlük takanlar var ya, işte onlar..

Korumaları takarlar; yabancı meslektaşlarına, belki özeniyorlardır..

Kendileri niçin takarlar, acaba…

Gözlerini, iç dünyalarındaki karanlıkları saklamak için mi?

Yoksa, nereye baktıkları anlaşılmasın diye mi?..

Belki de insanların, halkın yüzüne bakacak halleri, cesaretleri kalmamıştır, kim bilir!.

Ne olursa, olsun yakışmıyor doğrusu…

Magazin dünyasında hadi neyse, ama siyaset ve kamu görevindekilere hiç mi, ama hiç yakışmıyor!

Niçin insanlarla aralarına, kara bir cam duvar koyuyorlar?

Gündüzleri meydanlarda fenerle dolaşan Diyojen(ler) bulunabileceğinden mi çekiniyorlar?

Merak etmesinler; Diyojen’ler, sokaklarda dolaşmış olsalardı, bunlar ortaya cıkamazlardı

Başkaları da var mı?

Olmaz olur mu?

Başta AB’ciler!..

Arkasından şu İMF’ciler!

Sonra da NATO,

Pentagon,

Ve,

Stratejik Müttefiklik saplantısı olanlar..

Ve de..

Demokratik cumhuriyetçiler,

Soykırım sözcülüğüne soyunanlar,

Teröristbaşının elçileri,

Etnik yerelciler,

Hele, bir de Müzakere Çerçeve Belgesi’nin Avrupa Birliği üyeliği demek olduğu yalanını yayanlar.

Hiç sormayın, son zamanlarda bir de Arslan Terbiyeciliği” çıktı!

Bu iş, her babayiğidin harcı değil!..

Cesaret ister, bilek ister, yürek ister.

Arslanla kafese girebilmek için…

Haydi diyelim yürekte var, bilekte.

Bir de kafes gerekli…

Diyelim ki kafeste bulundu…

Arslanı nerede bulacaksınız!

Ortalıkta arslan mı kaldı!..

Bilen, duyan, gören var mı?

Olsa, ortalıkta bu kadar çakal türer miydi?

Etrafta çakal sesinden başkası duyulmuyor…

Arslan yatağında bunların işi ne?

Meydanda kükreyen bulunmayınca, tabi;

Ortalık onlara kalır.

Arslanlar ya “rehavet” uykusunda ya da, “Değişim” ve “dönüşüm” geçirmiş.

Şimdilik bizim için, “Ata” Arslan’ın  bir gün onlara elbet,  arslan olduklarını hatırlatacak umudundan başka tutunacak dal kalmamıştır.

Peki, Diyojen Bütün bunlar karşısında suskun kalır mıydı?

Hayır!

Hepsi paylarını alırlardı…

Ne mi, derdi?

Neler demezdi ki!?...

En azından, fazla düşünmeden, ünlü sözü: “Millete gölge etmeyin, başka ihsan gerekmez” sözünü tekrarlardı.

Tekrarlardı da, bir İskender bulabilir miydi?..

Nerde ?

Sadece yiyecekler değil; insanlar da hormonlaştı. Ne tatları, ne de  tuzları kaldı.

Hiç bir şeyi üzerlerine almıyorlar.

Ne kaşağı, ne de övendire kar etmiyor, artık!..