Ekonomide İstikrar(4)…

 

-        Üstat, haftalardır istikrar üzerinde konuşuyoruz…

-        Öyle; çünkü önemli…

-        Yoksa, istikrarsız olduğumuzu mu vurgulamak istiyorsunuz?..

-        Nerede istikrar?.. Yabancı sıcak paraya dayalı bir ekonomide istikrar olur mu?..

-        İstikrar, neden bu kadar önemli?..

-        Süratle giden bir motorlu araç bir sağa bir sola yalpa yaparsa, ne olur?..

-        Kaza yapar!..

-        Ekonomi de öyle… İstikrarsızlık “Kriz” demektir… Kriz ise ekonominin alt-üst olması, yaşamın raydan çıkması demektir!..

-        İstikrarsızlık belirtileri, ekonomide, nelerdir?..

-        Dış ticaretinizin açık vermesi…

-        Bu ne demektir?..

-        Yani ithalatınızın ihracatınızdan fazla olmasıdır… Dışardan hizmet ve malı bedava mı alırsınız?..

-        Hayır.

-        Peki, sattığınızdan, yani dışa mal satmaktan elde ettiğiniz gelirden, daha fazla dışardan mal alımına ödeme yaparsınız; sonunda ne olur?..

-        Açığı kapatmak için borç alırsınız…

-        Peki, elin oğlu borç parayı sana bedava mı verir?..

-        Hayır, faiz ister…

-        Faizi ödemek için parayı nereden bulacaksın?..

-        Tekrar borçlanarak…

-        Sonunda?..

-        Borçlar çığ gibi büyür…

-        Bugün durum nedir?..

-        Borç yığını altındayız…

-        Sadece altında mı?.. Dünyanın en borçlu ülkesiyiz… Ayakları borç prangasıyla bağlanmış…

-        Kim ödeyecek, bu borçları?..

-        Sen-ben!..

-        Yani, halk!..

-        Evet, biz… Borç alanları, sonra, ara da bulasın…

-        Ama halk, gidin borçlanın demiyor ki!..

-        Öyle mi sanıyorsun?..

-        En azından ben demiyorum…

-        Seçimlerde kime oy verdin?..

-        Biliyorsunuz ya

-        Sen yine söyle…

-        İktidar partisine oy verdim…

-        Oy vermekle ne demeye getirdin…

-        Cumhurbaşkanı seçtirmeyenlere ders verilmesini istedim…

-        Mesele, bu kadar basit miydi?.. Ekonominin nereye gittiğini hiç düşünmedin mi?.. Tarımın, hayvancılığın başına getirilenler, ekonomik varlıkların bir bir yok pahasına elden çıkarılması, limanların, Telekom’un, Tüpraş’ın satışını hiç göz önüne getirmedin mi?..

-        Bir açık vermeyelim, hemen ordan üzerimize geliyorsunuz!..

-        Haksız mı, söylenenler?..

-        Doğru da, işte duygularımıza hakim olamıyoruz!..

-        Bu kolaycılıktır!.. Kavun alırken kırk defa evirir çevirirsiniz; ama oyu hovardaca kullanırsınız!..

-        Üstat, biz de akıl…

-        Olsa diyecektin, değil mi?..

-        Ağzımdan kaçtı. Neydi o sözünüz?..

-        Hoşuna gitti demek… Etrakbi-idrak”…

-        İşte biz ondanız!..

-        Ekonomide istikrar demiştik!..

-        Evet öyleydi…

-        Üretiminizi sürekli arttıracaksınız!..

-        Biz çalışkan bir milletiz. Ne iş olursa olsun yaparız, yeter ki iş bulalım…

-        O devirler geride kaldı… Kaliteli ve ucuz mal üretmek gerekir, satabilmek için… Bunun için de yeni yatırımlar yapmak ve AR-GE çalışmalarını desteklemek gerekir…

-        Yeni yatırımları anladım da, AR-GE ne oluyor?..

-        Araştırma, geliştirme demek… Rekabet için, sanayide söz sahibi olmak için, sürdürebilirliğinizi sağlamak için AR-GE çalışmalarına büyük paralar ayırmak gerekmektedir. Aksi taktirde hep arkadan gelir ve bir gün de yolda kalırsınız…

-        Moda gibi bir şey…

-        Evet öyle… İstersen, pabucu ters giydiriyorsun!..

-        Sizi dikkatle dinlediğimi, göstermek istedim!..

-        Teşekkür ederim… Ekonomide istikrarın başka bir ayağı para-faiz ilişkisidir… Faizleri yüksek tutarsanız sermaye yatırıma yönelmez tahvil-senet-borsa alanına kayar… Hele dış sıcak paraya, başka ülkelerden fazla faiz öderseniz ekonominiz kırılgan hale gelir…

-        Kırılganlık ne anlama geliyor?..

-        Camlaşmak demek. Bir krizde parça parça olmak demektir. Ara da, bir parçasını bulasın…

-        Ekonomide istikrar için başka daha neler gerekir?..

-        Ekonomi alıngandır… Kuş kanadından etkilenir… Masada, anayasa elden çıkmamalıdır…

-        2001’de olduğu gibi, yani…

-        Hinlikte üzerine yok… işine gelirse, leb demeye gerek kalmıyor!..

-        Üstat, bizim de yaşamışlığımız var… Dedikse, hepten de kara cahil değiliz ya!..

-        Belli, belli… Bir taş attınız kırk akıllı, bir işe yaramıyor…

-        Hangi taş, hangi iş, kırk akıllı, ne demek oluyor?..

-        Hadi ordan… Bıyık burup durma!..

-        Üstat, günahımıza girme!.. Biz ne yaptıkta, sitemleriniz bitmiyor?..

-        Daha ne olacak!.. Dayatana, dayatırız dediniz… İyi halt ettiniz… Tavşan belli değil, tazı belli değil… Kaçan belli değil, tutan belli değil… Kim altta, kim yukarda, hiç belli değil…

-        Günah bizde mi?.. Yanlış hesap Bağdat’tan döner, denmiş… Herkes hesabını doğru yapsaydı, çıkardığı gürültünün biz kurbağaları ürkütüp ürkütmediğini düşünselerdi… Kimse bizim üzerimizden oyun oynamasın!..

-        Sen öyle söyle… Hem de öyle oyun oynuyorlar ki, akıl havsala alacak gibi değil… Korkarım fatura sonunda sana çıkarılacak gibi…

-        Endişelenmeyin… Bize bir şey olmaz… Gelen ağam, giden paşam demekte üzerimize yoktur!..

-        Sen öyle zannet… Yeni yıla varmadan elektrik, yakıt, telefon, ulaşım giderlerine birbiri ardına zam yapsınlar da gör...

-        Ben başka bir şey sanmıştım!.. İstikrar var denilen ekonomide durduğu yerde, ana tüketim mallarına zam yapılır mı?.. Eğer zamlar yapılırsa vay halimize demektir… Ücretlere 2+2 artış bile yapmıyorlar…

-        Ücretleri arttırmazlar… Sözde(!) enflasyon düştü kabul ediliyor, IMF’de çalışanların ücretlerini arttırmayın diyor!..

-        IMF ne karışır!.. Bizi onlar mı yönetiyor?..

-        Ya, kim yönetiyor… Pış pış iyi uykular!..

-        Cumhurbaşkanı seçimine fazla takmışız, demek!..

-        Öyle tabii!.. Söyle bakalım, ekonomide istikrar siyasetçinin demesiyle mi oluyormuş?.. Yoksa ince bir iş mi?..

-        Üstat, hem de nasıl bir ince işmiş!.. Böğrüne ‘mühür’ basmakla bu iş olmuyormuş?.. Yurttaş olmak sorumluluk gerektiriyormuş!..

-        Ekonomide istikrar, sandıkta istikrardan geçer, oyunu hesap etmeden verenlerin ekonomileri de hesapsız kitapsız olur!..

-        Seçmeni bilinçsiz olan ülkelerde, demokrasi sözden başka bir anlam ifade etmiyor, demek. Lafla ‘peynir gemisi yürümez’ sözü demek, boşuna söylenmemiş!..

-        Hayıflanmak, çare olamaz!.. Sahiplenmek için mücadele gerekir. Önce kendine, sonra çevrene, sonra da ülkene sahip çıkacaksın. Birken iki, iki iken dört olup çoğalacaksın!..

-        Üstat, gündüzler değil geceler boyu çalışılacak. Siz yol göstereceksiniz, biz de yürüyeceğiz...

-        Yolunuz açık, azminiz kavi olsun… Tekrar buluşuncaya kadar, hoşça kalınız…