Emek İçin İstikrar(3)…

 

-        Emekten kastedilen nedir?..

-        Çalışma hayatı…

-        Hepsi mi?..

-        Evet…

-        Çalışanlar için istikrar olur mu?..

-        En fazla onların gereksinimi vardır!..

-        Vardır; vardır da… Verilir mi?..

-        Kimse, kimseye bir şey vermez!..

-        Peki, nasıl olacak?..

-        Ne, ne olacak?..

-        Çalışanlar için düzen, yani istikrar nasıl sağlanacak?..

-        Alınacak; almak için mücadele edilecek!..

-        Kim edecek?..

-        Çalışanların kendisi, hak isteyecek!..

-        Tek, tek ne yapılabilir ki?..

-        Örgütlenilecek!..

-        Örgütlerimiz var ya!..

-        Varsa, onlar mücadele edecek!..

-        Sendikacılarımızdan ses çıkmıyor, ama?..

-        Sebep?..

-        Anlamakta zorlanıyoruz!..

-        Demek sendikalar çalışanlardan yana değil!..

-        Öyle gibi!..

-        Sermaye gibi onlarda küresel güçlerin güdümüne girmişler, öyleyse!..

-        Sendikalı işçi sayısı, her gün azalıyor!..

-        Sendikalar fonksiyonlarını kaybedince, olacak budur!..

-        Bir de; sendikal haklar dışında her şeyle ilgileniyorlar!..

-        Ne gibi?..

-        Bölücülük faaliyetlerine sıcak bakanlar var; Amerikan yandaşı olanlar var; AB’nin toplumu ayrıştırıcı politikalarının yanında yer alanlar var!..

-        Bunlar Sarı Sendikalar mı?..

-        O nedir?..

-        İşveren yandaşı sendikacılık!..

-        Doğru; sadece çalışan karşıtlığı değil, devlet karşıtlığı, yaptıkları işler!..

-        Neden Müdafaa-i Hukuk diyoruz?..

-        Anladım, ülke bütün kurum ve kuruluşlarıyla toplumuna yabancılaşmış!.. Sanki görünmez bir güç ülkenin yönetimine el koymuş!..

-        Görünmez değil; her şey göz önünde… Biz kendimizi aldatıyoruz!.. Olan bitene arkamızı dönüyoruz… Bu sohbetler, gafletten kurtulmak ümidiyle yapılmaktadır…

-        Teşekkür ederiz; isterseniz başa dönelim; Çalışanlar için istikrar ne demek açıklayalım…

-        Sermaye ne istiyordu?..

-        Faiz!..

-        İşçi, yani çalışanlar ne isteyecek?..

-        Maaş, ücret!..

-        Daha önce?..

-        Anlamadım?..

-        Daha önce, ne gereklidir, dedim!..

-        Çalışacak iş!..

-        Bravo!.. Çalışma çağına gelen her erkek ve kadın vatandaşın, çalışmak istediğinde, rahatlıkla iş bulması gerekir; istikrardan söz etmek için!..

-        Üstat!..

-        Ne oldu?..

-        Biz istikrarsız bir ülkeyiz, demek!..

-        Ya, ne zannettin!..

-        Ama; medya ve iktidar ülkenin görülmemiş bir istikrar yakaladığını, durmadan söylüyor…

-        Medya kimin?..

-        Sermaye sahiplerinin!..

-        Yani?..

-        Patronların!..

-        İktidar kimin emrinde?..

-        Uluslar arası sermayenin!..

-        Peki onların sözünü ettiği “Kimin istikrarı”?..

-        Kendi istikrarları!..

-        Ne olursa; onlar için istikrar olur du?..

-        Fahiş faiz!.. Fahiş faiz olursa, çalışanlara yeterli iş sağlanabilir mi?..

-        Hayır sağlanamaz!..

-        Sermayenin istediği istikrarla, çalışanlar için istikrar aynı mı?..

-        Hayır, değil!..

-        Ne yapmak gerekir?..

-        Bilseydik, bu durumlara düşer miydik?..

-        Cevap, sorumlulukla bağdaşmaz!..

-        Üstat, hiç bağışlamanız yok!..

-        Kim, kimi bağışlıyor ki?..

-        Ücrette kalmıştık, devam edelim isterseniz!..

-        İş bulmak yeterli değil; İş karşılığı alınan ücret insanca yaşam sağlamalıdır!..

-        İnsanca yaşamayı bırakın karnımız doysun, başkası gerekmez!..

-        Bir lokma, bir hırka!..

-        Yine, şifre kullandınız…

-        Yok canım!.. Ilımlılık dedikleri, iyi “Yurttaş” yerine iyi “Kul” yaratmaktır…

-        Hem “Kul”, hem “Yurttaş” olunamaz mı?..

-        Niçin, olunmasın?..

-        Nasıl olacak?..

-        Laiklik ne işe yarar?..

-        Dünya ve Ahiret’i dengede tutmak, laiklik mi?..

-        Evet, öyle!..

-        Laiklik olunca herkese iş, herkese uygun ücret ve dilediği şekilde inanmak mı gelecek?..

-        Tabii… Ne sandın!..

-        Eşit ücret dediniz. Bu mümkün olamaz gibi!.. Doktor var, dişçi var, öğretmen var, asker var, polis var, işçi var!..

-        Eşit ücret demedim!.. İşine göre ücret ve ücretler arasında denge olmalı…

-        Üstat, ağzınızdan bal damlıyor ama, diyorum da!..

-        Deme!.. İnsanlar arasında olduğu gibi ülkeler arasında da zengini fakiri var mı?..

-        Var tabii…

-        Zenginler nasıl zenginleşmişler?..

-        Çok çalışarak. Bir de diğer ülkeleri sömürerek!..

-        Boynuz kulağı geçer, boşuna dememişler!..

-        Üstat, mahcup oluyorum!..

-        Devam et… Bu sömürme işi, ne oluyor?..

-        Üstat, fakir ülkelerin topraklarına, madenlerine, petrollerine el koyuyorlar. Irak’taki savaş, petrol savaşı değil mi? Birinci ve ikinci dünya savaşları “Paylaşım” için yapılmadı mı? Osmanlı’yı bunun için yıkmadılar mı?..

-        Elbette!.. Mustafa Kemal Atatürk emperyalistlere karşı ilk ve son kurtuluş savaşını veren ve kazanan ölümsüz önderimizdir…

-        Üstat, anayasadan, kanunlardan, kokartlardan Atatürk adını ve resmini bunun için mi çıkartmak istiyorlar?..

-        Geleceğiz çocuğum, ona da geleceğiz. Sohbetlerimizi, bu can bedende olduğu sürece sürdüreceğiz!..

-        Allah korusun; ağzınızdan yel alsın; gecinden versin!..

-        Elbet bir gün o da görülecek!..

-        Üstat daha yapılacak çok işimiz var!..

-        Ülkeyi ve milletini bölmek isteyenlerin önündeki engel 1919’da da Mustafa Kemal di, bugün de…

-        Ama, bugün Atatürk yok!..

-        Kim demiş!.. 1919’da bir Mustafa Kemal vardı; bugün ise milyonlarca Mustafa Kemal var…

-        Öyle mi, üstat?..

-        Evet, bu böyle biline!..

-        Ama!..

-        Sandığa bakmayın!.. Ona güvenen aldanır. Ak-koyun, kara-koyun ayrıldığında herkes Ata’sıyla birlikte olur!..

-        Rahatlattınız, üstat!.. Çalışma hayatında istikrar sağlamak için başka neler gerekir?..

-        Sağlığı da kapsayan anlamlı bir sigorta sistemi…

-        Ya, emeklilik?..

-        En başta o!.. Çalışanların emeklilik yaşı, insan ömrü dikkate alınarak belirlenmelidir…

-        Üstat, bütün bunlar için çalışanların iktidarda olması gerekmez mi?..

-        Tabii gerekir!..

-        Ama, ayrımcılık yapanlar, dini istismar edenler, sömürüden yana olanlar, küreselciler, sermaye yandaşları hep mecliste… Bunlar, çalışanlar için istikrar sağlayacak düzenleme yapmazlar!..

-        Yapmazlar tabii… Sen meclise girmek için mücadele edeceksin!..

-        Bize meclis kapıları kapalıdır!..

-        Başta, böyle dersen dava kaybedilir… İlk defa bu amansız işgale son vereceğiz!.. Sonra hep beraber meclise gireceğiz!..

-        Olur mu dersin, üstat…

-        Olacak, olacak; olmalı… İlk defa küresel sömürüye direnmeliyiz…

-        Küreselleşme çalışanların yararına mı?..

-        Olur mu?.. Tam tersi!.. Sermaye dünyada sınır tanımıyor. Elektronik ortamda her ülkeye girip çıkıyor. Hele Türkiye gibi yüksek faiz ödeyen ülkeler, uğrak yerleri…

-        Üretebilenler ürünlerini serbestçe satabiliyorlar. Ama bilgi, beceri ve emeklerinden başka pazarlayacakları olmayanlara hudutlar kapalı. Gelişmiş ülkeler sınırlarında, göçmenler için ekstradan önlemler alıyorlar…

-        Bu büyük bir aldatmaca demek…

-        Evet öyle!.. Sadece bununla kalınsa… Özelleştirme adı altında yabancılara yapılan satışlarla çalışanlar işsiz bırakılmakta… Sendikal hakları askıya alınmakta…

-        Bu durumda, kapitülasyonlar geri getirilmekte…

-        Bankalar elden çıkarıldı, stratejik sanayi dalları yabancıların ellerine geçti, topraklar, limanlar, barajlar, yollar ve hatta deniz üstleri yabancılara satılıyor…

-        Deniz üstleri nasıl satılır?..

-        Biri satılmaya görsün, gerisi gelir…

-        Biz Kurtuluş Savaşı’nı bu günleri görmek için mi yapmıştık?..

-        Nasıl celallendin!.. Çalışan haklarının vatan ve millet işleriyle ne kadar yakından ilgili olduğunu demek anladın. Yurttaşlık bilinci gelişmemiş ülkeler emperyalizmin kurbanı olmaktan kurtulamazlar… Ilımlı İslam’ı adamlar Türkiye’ye boşuna mı getiriyorlar… Sömürülerini sürdürmek için en geçerli yol, milletleri dinle uyutmaktır!..

-        Üstat, daraldım… Neler varmış da biz farkında olmuyor muşuz!..

-        Burada öğrendiklerini arkadaşlarına anlatmalısın, onlarında arkadaşlarına anlatmalarını sağlamalısın... Uyanmak, gözlerimizi açma zamanı çoktan geldi… Yoksa, her şey için geç kalınmış olunacak!..

-        Doğru… Gelecek sohbet konumuz ne olsun?..

-        Üstat, gelecek haftaki konuyu siz seçiniz. Şu anda düşünecek durumda değilim!..

-        Peki olur… Sonraki sohbette buluşmak ümidiyle, sağlıkla kalınız…