GIT GIDAK!..
Yumurtam sıcak,
İnanmazsan gel de bak.
Bu, bir tekerlemedir;
Yumurtlayan tavuk, nerede olursa
olsun gıdaklar.
Niçin böyle yapar?
Yumurtladığını haber vermek için
mi?
Yoksa, övünmekte midir?
Kim bilir?
Ancak, tavukların bu marifeti kursaklarında
kalıyor gibi…
Neden mi?
Neden olacak?
Ortaya bir kuş gribi çıktı.
tavuklara musallat oldu…
Sadece virüs değil, insanlar da
tavukların peşinde.
Nerede yakalanırsa başlarına “torba” geçiriliyor, doğru gaz odalarına
itlaf için atılıyorlar.
Bunlar şanslı olanların başına
gelenler…
Ya diğerleri, canlı canlı
çukurlara gömülüyor ya da yakılıyorlar.
Kaçanlar canlarını zor
kurtarıyorlar.
Ne yapsınlar yumurtlasalar dahi
seslerini soluklarını çıkaramıyorlar artık...
Köşe bucak saklanacak yer
arıyorlar şimdi.
Ama, doğada canlılar şöyle ya da böyle aralarında iletişim kurmak için mutlaka bir yol
bulurlar.
Tüm yaratıklar bunu yaparlar.
İşte bir örnek…
Tak! Tak! Tak!
Sesin geldiği yöne bakarsanız, bir
kaplumbağa diğer bir kaplumbağa üzerinde, onu becermekte!..
Kuytuda bir ıslık cümbüşü...
Bir çift birbirine sarılmış,
çıkardıkları ıslık eşliğinde dans etmekteler.
Dikkatli bakınca iki yılan
dolanmış, aşk yapıyorlar.
Ya, Eşek(ler)!..
Eşekçe yaparlar, başlarını havaya kaldırırlar;
nezlelilerin sümüğünü çektikleri gibi burun deliklerini açar kaparken, bir
yandan da anırırlar; ortalığı birbirine katarlar. Sanki, bu işi sadece
kendileri yapıyormuş gibi…
Herkes birbirinin peşinde…
Yapan, yapana…
Atlar kişneyerek,
Kuşlar öterek.
Örnekler çoktur.
Her canlı kendine göre bir ses
çıkartır...
Marifetini göstermek için.
İnsanlar da bu doğa kuralına
uyarlar..
Beslenme tarzlarına göre,
altlı-üstlü gaz çıkartırlar.
Çoğu kokuludur.
Sadece gaz mı çıkarır?
Hayır, olur mu?
Daha bir çok marifetleri vardır.
Şarkı, türkü söyler.
Islık çalarlar.
Kedi gibi mırıldanır, köpek gibi
havlarlar.
Marifet sergiler, akıllarınca.
Değil mi?
Son zamanlarda sesleri birbirine
karıştı.
Ortalıkta bir gürültü, bir gürültü
ki sormayın gitsin.
Neymiş?
Hain; yokmuş!
Hadi canım oradan…
Diğer canlılar kadar bile
olamadık…
Yaşamımız hep geyik sohbetine
döndü.
Kaplumbağalar gibi bu işi Tak!
Tak! Tak! diye ne zaman mertçe yapacağız.
Takiyeyi takva sananlardan kurtulmadıkça,
bu olmayacak gibi…