Renksiz…

 

            Bir tartışma başladı, sürüp gidiyor…

Nasıl, yani?..

Renksiz olmalı imiş!..

Olsun kardeşim!.. ben de hoşlanmıyorum..

Anlamadım, sen de mi?..

Evet ben de!.. niçin olmasın. Bu seneki mayoları sevmedim.. öyle mi olur?.. Tek veya iki parçaydı, şeffaftı… Özgürlükçü idi.. Şimdi, nedir onlar?.. Alı var, karası var, moru var… vallahi göz estetiğimi bozuyorlar; olu mu böyle şey, ben de şikayetçiyim kardeşim, mayolar renksiz olsun… bir seçim daha olursa oyumu renksizlere vereceğim…

İlahi üstat, iş başka, söylediğin gibi değil!..

Başka, ne renksiz olur ki?..

Olur, olur, isterler, hem de bastıra, bastıra…

Neyi bastıracaklarmış?.. Şimdi de kuluçkaya mı yatıracaklar?..

Vallahi neye yatırırlar bilemem ama, bu defa Anayasa’ya bastırıyorlar…

Canım, kimin anayasa ile, ne işi olabilir?..

Olur, olur; ilk defa rengiyle işe başladılar…

Şu tartışılan konuya bakınız… Değer mi üzerinde durmaya… Değiştirilsin anayasanın rengi, insanın içini karartıyor… Nedir öyle simsiyah… Şart mı siyah renk olması?..

Siz de böyle söyledikten sonra elden ne gelir?.. Neresi siyah… Neresi kapkara, anayasanın?..

Kapağı kardeşim, kapağı!.. şöyle iç açıcı renkler olsa… sarılı, kırmızılı, yeşilli gibi, mesela… Gül, erguvan, renkleriyle bezenmiş, fena mı olur, yani…

Sorun kapakta değil, içinde, içinde!..

Ha!.. Baştan söyleseniz olmaz mıydı?.. Bunca söze ne gerek vardı?.. Kardeşim, biz içine karışmayız!.. İçi bizi ilgilendirmez!.. Yeter ki dışı boyalı olsun. Alemin içine dışına ne karışıyorsunuz, ayıp vallahi… Kendisinin değil mi, içine ister renkli, isterse renksiz giyer… Hatta hiçbir şey de giymezler, size ne oluyor, keyif onların, ne yaparlarsa yaparlar… Mal kendilerinin diledikleri gibi kullanırlar, adamlar daha yeni tapularını aldılar. Bak görmüyor musunuz, “Üç-parmaklılar” bunu anladılar da, biz karışmayız ne halleri varsa görsünler diyorlar…

Anlaşıldı, anlaşıldı…

Bu rüzgar böyle eser,

Makas böyle keserse,

Ne saç kalacak ne de sakal…