Selinti…

 

Geride ne bıraktı?...

Ne yok ki?...

Ne varsa önüne katmış getirmiş!

Küçüklü, büyüklü...

Koca koca kayalar, ağaç kütükleri…

Bir de…

Bir çamur deryası.

Kirli mi, kirli!..

Taşan, sanki, büyükşehir  kanalizasyonu…

Yılların artıkları,

Sel olmuş taşmış…ne bulmuşsa, beraberinde getirmiş.

Etrafı, koku almış götürüyor.

İçecek su bulunmazken; bu sel ne ola ki?..

Seçimler!.. Seçimler!..

Yel oldu, üstümüzden esti…

Sel oldu, üzerimize taştı…

Gerisinde bıraktı selinti:

Un-ufak olup tozutanlar,

Denizde “Gemicik” kaydıranlar,

Göçmen kuşlar için ormanda,

600’lük yuvacık kuranlar.

Park-bahçe levhacıları,

Yaz ortasında mahrükatcılar,

İaşe ve ibâteciler,

Kendini seçmen ve aday yerine koyanlar,

Rantçı istikrarcılar,

Bulanık hava arayan borsacılar,

Parti açanlar,

Parti kapayanlar,

Parti başkanlıklarını terk edip bağımsız aday olanlar,

Dönekler,

Dönemeyenler,

Hava koklayanlar,

Nabız yoklayanlar,

Yer bulanlar,

Açıkta kalanlar,

Olanlar,

Olmayanlar,

Sevinenler,

Üzülenler,

Öyle gelmiş,

Böyle gider,

Diyenler…

Oldu-bitti maşallahla,

Bir bardak soğuk ‘su içelim’, iştahla..

Onlar çıksın kerevete,

Devam edelim, biz söylenmeye…

Mi, olacaktı:

Bunca mücadele…

Diye dudak bükenler…

Bu seçim farklı olacaktı umudu,

Çok kişide vardı, bu kuruntu:

El bebek,

Gül bebek…

Bu defa, biraz da biz sevinek

Ne oldu:

Delikler çöktü,

Avuçlar örttü,

Havalar kurak gitti,

Yonca umudu bitti…