Siyasette İstikrâr(2)...

 

-        Siyasette istikrara girmeden, günlük yaşamda ne anlama geliyor, açıklar mısınız?..

-        Olur… Ancak, neden gerekti?..

-        Bir gün öyle, bir gün böyle de!..

-        Anlamadım, ne söylemek istiyorsun?..

-        Anlasaydım, sormazdım!..

-        Tamam… mufhum-u muhalifinden’ başlayalım…

-        Ne demek?..

-        Dinazor demekle haklılar…

-        Kime?..

-        Bize!..

-        Haksızlık!.. Bizi aydınlatıyorsunuz ya

-        Yani, modası geçmiş diyorlar da…

-        Biraz da öyle… Suyun akışına uymuyorsunuz!..

-        Öyle olsun!.. Tersi, karşıtlık demek…

-        Yani, istikrarsızlık…

-        Çok doğru… Bir derste çok ilerlediniz…

-        İstikrarsızlık, tam anlamıyla ne demek?..

-        Tutarsızlık, kararsızlık…

-        Hangisi daha uygun olur, günlük yaşamda onları anlatmak için?..

-        Kararsızlık…

-        Bir örnek…

-        Bir gün beyaz dediğine, ertesi gün kara demek gibi…

-        Anlamadım, biraz daha açar mısınız?..

-        Bir gün “…n”, ertesinde “…m” denilirse istikrarsız, yani, kararsız olunur…

-        Bilmece gibi!..

-        “Öz” derseniz özün, “söz” derseniz sözün arkasında olunmaktır…

-        Kısaca, “sözünü” tutmaktır, istikrar, diyebilir miyiz?..

-        Çok doğru, kutlarım, yakında başkasına ihtiyaç duymayacaksınız…

-        Teşekkür ederim… Demek tutulamayacak söz edilmemeli, istikrarlı olabilmek için…

-        Tabii… Başkasından öz”delik ararken, en başta siz kendiniz “özünüze” sahip çıkacaksınız … Kendinizde bazı nitelikler bulunduğuna inanıyorsanız, gereğini, davranışlarınıza yansıtacaksınız. Yoksa “yel” gibi eser, geçer gidersiniz…

-        Peki, istikrarsız olununca, sonuç ne olur?..

-        Ne olacak; güven yitirirsiniz… Artık, kimse sözünüze güvenmez; itibar kaybedersiniz, saygınlığınız azalır…

-        Demek, istikrar kişi ve kurumlar için çok önemlidir…

-        Tabii ki öyle, ne sanılıyor ki?..

-        Boşuna mı demişler, “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” diye…

-        Başkası da var, “Büyük lokma ye ama, büyük konuşma”…

-        Neyse; bugün, esas konumuz siyasette istikrardı…

-        Evet öyleydi… Siyaset, yani politika; çok-yüzlülük, çok yönlülük demektir…

-        Çok-yüzlülük, iki yüzlülük anlamına mı geliyor?..

-        İşte, işin püf noktası burada!..

-        Yani; siyaset yapmak zor iştir. Bilgi, kültür, tecrübe, akıl, zeka ister…

-        Örnekle anlatabilir misiniz?..

-        Sirklerde çok sayıda topla yapılan gösteriler vardır. Üç veya daha fazla topu art arda düşürmeden, havaya atıp tutmak gibidir, siyaset…

-        Biraz daha açar mısınız?..

-        Siyaset, resim yapmak gibidir. Algılama doğru olmalı, renkler arasında uyum sağlanmalı, ne anlatmak, ne yapmak istediğini bilmek gereklidir. Derinlik olmalı, genişlik olmalı, farklılık ve özgünlük bulunmalı, yani uyum ve anlam gerekir…

-        Yani kırmadan, dökmeden, karıştırmadan, devirmeden…

-        Evet, öyle… Çok farklı düşünceleri, görüşleri, istekleri, ihtiyaçları, birimleri, toplumları, kurumları bir arada tutabilme yol ve yöntemidir…

-        Yönetmek sanatı, bilimi yani işi oluyor…

-        Evet, öyle… Siyaset, kendine veya yakınlarına çıkar sağlamak; kendi dünya görüşünü zorla veya kurnazlıkla topluma dayatmak değil, bilim ve akıl rehberliğinde toplumun gelişmesine katkıda bulunmaktır…

-        Siyasette, istikrardan çok, istikrarsızlık var demek?..

-        O da nerden çıktı?..

-        Bize bakınca dedim!..

-        Çok hızlı kavrıyorsunuz…

-        “Ben dedim, olacak… Beğenmezsen çekip gidersin… Söz değil, öz gerekir… Babalar gibi satarım… Ananı al git… Sayın… Kelle… Mozaik… Farklılık… Kazan-kazan… Bir adım önde… Süpürülme”; bizde bunlar siyaset konuları… Herkes biliyor…

-        Biliyor ama, bildiklerinden de şaşmıyorlar!..

-        Ne anlama geldi?

-        Siyasette ilk kural, nedir?..

-        Siz söyleyeceksiniz. Biz Etrakbi-idrak”ız

-        Sitem mi?..

-        Hayır, pek de haksız değilsiniz!..

-        Öyle durumlar oluyor, bir anlam verilemiyor da…

-        Evet, ilk kural…

-        Seçmen olabilmek!.. Neyi, niçin tercih ettiğini bilebilmek… Seçmeni bilinçsiz olan toplumda, siyasetçi de bilinçsiz olur… Ünlü sözdür; “Her toplum layık olduğu yöneticiler tarafından yönetilir”, diye…

-        Yani toplumun düzeyi neyse, siyasetinde odur, mu?..

-        Başka ne olabilir ki? Yaşadıklarımızın başka bir anlatımı mümkün mü?

-        Bilinçli birey, bilinçli toplum, bilinçli siyaset yani siyasetçi

-        Siyasette istikrarın temelidir, demek, söyledikleriniz…

-        Sen seni bil, sen seni…

-        Yoksa, patlatırlar enseni değil mi?..

-        Üstat, sözü ağzımdan aldınız…

-        Sözü öyle şandelledin ki, hamle yapmamak olmazdı… Öyle ise; sen noktala söyleyişi…

-        Estağfurullah… Demek ki, ensemizde boza pişirilmesinin sebebi bilgisizliğimiz… Daha çok, elimizde tuzla dolaşacağız demektir… Gelecek söyleyişimizin konusu ne olacak, üstad?..

-        Mavi gömlekliler için istikrarı konuşalım…

-        Çok iyi olur; ben de biraz sindirmiş olurum. İstikrarlı günler dileğiyle…