Tuhafız…
Ne dikeni,
ne seveni,
biliriz.
Nasırlaştık,
Hissetmez olduk!..
Kimse alınmasın,
Duyarlılara bir sözümüz yok!
Şöyle kulak kabartınca etrafa,
İnsan sığamaz oluyor kabına…
Ne oldu, bunlara?
Ne çabuk unuturlar,
Analarına dil uzatanlar…
Sanki onlar değil!..
Yağmur yağmış, delikler kapanmış…
Süpürülecekler, avuçlara alınmış…
Yağmur da yok…
Çöl sıcakları kavuruyor.
İnsanların dili bir karış dışarıda…
Bereket dinlemeye vakit bulamıyorlar,
Yoksa, evin yolu hepten bulunmaz olacak…
Neymiş! yine tek başına iktidar olacakmış!..
Olacak şey mi?
Niçin olmasın.
Diyorlar:
Ekonomi büyüdü…
Borsa tırısa kalktı…
İhracat tavanı deldi…
Döviz çukurda.
Devleti küçülttük…
Konuşanları “has”
duruşa geçirdik,
Yan gelip yatmak yok,
Gidip sınırda talim
yapın dedik…
Nefesimizle “Terazi”
de düzen tuttu.
Vatanseverlik çetecilikle özdeşleştirilip,
“Malta” planıyla derdest edildi…
Asayiş ber-kemal, terör tuzaklaması devam…
Alan memnun, satan memnun.
Ambarları da boşalttık…
Sonunda Petkim’i de sattık,
Bir taşla iki kuş vurduk,
Hem paralarını aldık;
Hem de “diaspora” ile
“helalleştik”.
Her şey yolunda,
Güveniniz tam olsun kaptanınıza,
Bağlanmışız otomatiğe,
Şükürler olsun,
IMF, ABD ve AB’ye.
Herkes gider Mersin’e
Biz gideriz tersine…
Siz, yedi uyurlar
memleketi insanları!..
Çok yaşa!..